Hz.Muhammed'in mekke'den medine'ye hicreti nasıl oldu kısaca

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Ceren tarafından 21 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Peygamber Efendimizin mekke'den medine'ye hicreti kısaca

    Hicrete izin verilince, Hz. Peygamber (s.a.s.) derhal Hz. Ebu Bekir’in evine gitti, Allah’ın kendisine Hicret için izin verdiğini bildirdi. Hz. Ebu Bekir beraber yolculuk yapıp yapmayacaklarını sordu. “Evet” cevabını alınca sevincinden ağladı. Uzun süreden beri beslediği develerden birisini Hz. Peygamber (s.a.s.)’in emrine tahsis ettiğini bildirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) ise deveyi ancak parasını ödemek suretiyle kabul edebileceğini söyledi ve bu develerden birisini aldı. Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Hz. Ebu Bekir, yol kılavuzluğu ile ünlü Abdullah b. Üreykıt adlı kişiyi kılavuz olarak kiraladılar. Hz. Ebu Bekir kılavuza develeri teslim etti. Üç gün sonra Sevr Dağı’nın eteğinde buluşmak üzere sözleştiler. Abdullah b. Üreykıt henüz İslam’ı kabul etmemişti, ama maharetli bir kılavuz olmasının yanında güvenilir bir kimseydi. Aslen Dil kabilesindendi; Kureyş’in de Sehm kolunun antlaşmalısı idi.



    Hz. Peygamber (s.a.s.) hemen evine döndü. Üzerinde bulunan emanetleri Hz. Ali’ye bırakarak sahiplerine vermesini ve peşlerinden gelmesini söyledi. Müşrikleri yanıltmak için gece kendi yatağında onun yatmasını istedi. Gece yarısı Hz. Ebu Bekir’in evine gitti. Her ikisi de gece vakti evin arka kapısından çıkıp, yaya olarak Mekke’nin beş kilometre güneybatısında bulunan Sevr Dağı’ndaki gizlenmeye elverişli mağaraya gittiler. Medine kuzeyde olduğu halde, güneye doğru gitmeleri hedef şaşırtmak içindi. Mağarada üç gün üç gece kaldılar. Bu süre zarfında Hz. Ebu Bekir’in azatlısı Amir b. Füheyre koyunları bu bölgede otlatarak mağaranın yakınına getiriyor, onlar da sağıp taze süt içiyorlardı. Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma mağaraya yiyecek getiriyor, gündüzleri Mekke’de geçiren oğlu Abdullah da geceleri mağaraya gelerek şehirde olup bitenleri haber veriyordu. Abdullah sabaha yakın şehre giderken Amir b. Füheyre de koyunları onun peşi sıra sürerek ayak izlerini ortadan kaldırıyordu. Müşriklerin sıkı takibi dolayısıyla mağarada sıkıntılı anlar yaşandı.



    Öte yandan Kureyşliler sabah olup Hz. Peygamber (s.a.s.)’in yatağında Hz. Ali’nin yattığını görünce hayal kırıklığına uğradılar; suikastin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine hiddetlendiler. Hz. Ali’yi önce Harem-i Şerif’e götürüp hapsettiler; fakat daha sonra serbest bıraktılar. Bu arada Resul-i Ekrem’i öldüren veya esir eden kimseye yüz deve ödül vereceklerini Mekke’nin her tarafında ilan ettiler. Ayrıca kendileri de derhal onu aramaya koyuldular. Aralarında Ebu Cehil’in de bulunduğu bir grup, Hz. Ebu Bekir’in evine gelerek Esma’yı sorguya çekti. Esma’nın babasının nerede olduğunu bilmediğini söylemesi üzerine Ebu Cehil ona bir tokat vurdu ve küpelerini yere düşürdü. Müşrikler Hz. Ebu Bekir’i de evinde bulamayınca, Resul-i Ekrem’in onunla birlikte gittiği kanaatine vardılar. Derhal Medine yolunu tuttular. Mekke’yi karış karış aradılar. Bir grup, izlerini takip ederek Sevr Dağı’na geldi ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in saklandığı mağaranın ağzına kadar vardı. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir endişelendi. Hz. Peygamber (s.a.s.) ona endişelenmemesini söyledi ve müşriklerin kendilerine zarar veremeyeceğini bildirdi. Müşrikler mağaranın ağzına kadar geldikleri halde içeriye bakmamışlar, onları başka yerlerde aramaya koyulmuşlardır. Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Hz. Ebu Bekir mağaraya girdikten sonra ve müşriklerin gelmesinden önce bir örümceğin mağaranın girişine ağ gerdiği ve bir güvercinin de yumurtlayıp kuluçkaya yattığı; bunu gören müşriklerin içeriye bakma ihtiyacı hissetmeden çekip gittikleri kaynaklarda kaydedilmektedir ki bunların meydana gelmesi imkan dışı değildir. Mağarada geçirilen üçüncü günün sonunda müşriklerin araştırmaları tavsamıştı. Kılavuz, sözleşilen saatte develerle birlikte Sevr’e geldi. Resul-i Ekrem, Hz. Ebu Bekir ve Amir b. Füheyre, Abdullah b. Üreykıt’ın kılavuzluğunda Medine’ye doğru yola çıktılar. Kafile, tuzağa düşmemek için kervanların izlediği işlek yolu veya bilinen başka bir güzergahı takip etmedi. Şayet işlek yollardan birini izleselerdi, Mekke’ye giden yolcular onları ihbar edebilirlerdi. Mekke’den ayrıldıktan sonra, Medinelilerin himayesine girinceye kadar öldürülebilirdi. Bu sebeple, kılavuzun tercih ettiği yolu izlediler.



    Kafile Medine’ye doğru ilerlerken birkaç defa takibe uğrayıp sorguya çekilmek istendi. Fakat bu teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlandı. Bu arada kafileye ilgi gösteren ve yardım edenler de oldu. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.s.) 12 Rebiülevvel 1/24 Eylül 622’de Medine’ye 3 km. kadar uzaklıkta bulunan Kuba’ya geldi. Burada dört gün kadar kalıp Cuma günü Medine’ye ulaştı.