İbişin Rüyası Romanı Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 7 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. İbişin Rüyası Kitap Özeti

    Nahit bir paşanın oğludur. Okul sıralarında tiyatroya merak sarar. Babası ile gititği ilk tiyatro gecesinden sonra, büyüyünce oyuncu olmaya karar verir. Bu yolda epeyce kitap okur, bilgisini geliştirir.

    On yedi yaşında iken, lise son sınıf sınavlarını veremez, bütünlemeye kalır. Babasının sert ve kırıcı davranışından korkarak evden kaçar. Bir Ermeni madamın evine pansiyoner olarak yerleşir. Tiyatrolarda iş arar. Şehzadebaşı’nda bir tuluat tiyatrosuna girer. Günden güne adı duyulmaya başlar. Bu arada tiyatroyu iyi bilen ve oynayan Muhsin Bey’le aynı oyunda rol alarak büyük bir başarı kazanır.

    Nahit tiyatroda Vedia’yla tanışır. Evlenirler. Fakat Vedia onun gibi tiyatroya tutkuyla bağlı değildir. Zamanla sahneden tiksinir. Kocasını da oradan koparmaya kalkışır. Ama çabaları boşa gider. Sonunda, ayrılırlar. Aradan yıllar geçer. Nahit’in tiyatro hayatı inişli çıkışlı sürüp gider. Bir gün parayla oynarken, ertesi gün meteliğe kurşun atar. Almanya’nın savaş çıkarması tiyatro alanında da etkisini gösterir: Durgunluğa yol açar. Nahit oynadığı rollerin hiç birine ısınamaz. Bunun nedenlerini araştırır: Boyunun orta, yüzünün çirkin, burnunun büyük olduğunu farkeder. Bu durumuyla ancak komik rollere çıkabileceğini düşünür. Nitekim, bir komedide ibiş rolüne çıkar. Oldukça başarı kazanır. Artık bütün tiyatroseverler onu ibiş olarak tanırlar.

    Zenginlerden Murat Bey bir tiyatro kurar. Yönetimini Nahit’e verir. Nahit tiyatroda birçok yenilikler yapar. Bir gün eski karısı Vedia kendisine gelir. Çocuklarının babasız kalamayacağını söyler. Yalvarır yakarır, evlenmelerini ister. Nahit de çocuklarına düşkündür. Yeniden birleşirler.

    Tiyatroya yeni oyuncular alınacağını duyan Hatice, Nahit’e baş vurur. Ne istediğini bilen, tuttuğunu koparan bir kadındır. İşe alınır. Sesinin güzelliği ve oyunculuğunun inceliği ile seyircilerin kalbini kazanır, özellikle kantoda başarı gösterir. Tiyatro yine altın çağını yaşamaktadır. Nahit’in Hatice’ye hayranlığı gidererek aşka dönüşür.

    Hatice sahnede Selma Seha takma adını kullanır. Her gece salon tıklım tıklım dolar, İstanbul’un sosyetesi bile gelmeye başlar. Seyirciler öbür kantoculara laf atarken, Hatice’yi saygıyla dinler ve çılgınca alkışlarlar.

    Nahit günlerce kendisiyle savaşır. Çünkü, tiyatrosunda çalışan kadınlara o güne dek yan gözle bakmamıştır. Bu tutumu çevresinde güven sağlamıştır.

    Hatice geceleri tiyatrodan yaşlı bir adamla evine gönderilir. Bir gün Nahit’e gelerek, kendisini eve götürmesini rica eder. Yolun yarısında Nahit’in evini görmek ister. İçeri girince, sobayı yakarlar. Hava karlı olduğu için konyak içeceklerdir. Artık herşey su yüzüne çıkmıştır: Birbirlerini derinden sevdiklerini anlarlar.

    Nahit’in, tiyatroya ilk adımını attığı günlerden kalma Sadi adında bir arkadaşı vardır. Nazi rejimini savunduğu için Darülbedayi’den çıkarılmıştır. Şimdi aç ve parasızdır. Nahit’e gelerek iş ister. Kendisine oyunlarda rol verilir. Fakat yeteneksiz bir oyucudur. Seyirciler tarafından tutulmaz. Bu yüzden, Nahit’in başarılarını kıskanır. Ona kötülük etmeği düşünür. Nitekim, bir gün Vedia’ya gider, Nahit’in güzel bir metresi bulunduğunu söyler. Bunun üzerine, zaten geçinemeyen kan koca ikinci kez aynlırlar.

    Sadi Hatice’yi tavlamaya çalışır. Gerçi kadın ona yüz vermez, ama Nahit’i kıskandırarak daha çok kendine bağlamak amacıyla hoşgörülü davranır. Fakat Nahit işi ciddiye alır, gitgide sinirlenmeye başlar. Hatice de gururu ve kaprisleriyle onu kızdırmaktan çekinmez. Hatta, kasten, Sadi’ye aşırı ilgi gösterir. Nahit iyice bozulur. Bir gün çok sarhoş olan Sadi’yi sahneye çıkarır. Onunla adamakıllı eğlenir. Seyirciler Sadi’ye hem güler, hem acırlar.

    Hatice olup bitenleri şaşkınlık ve korkuyla seyreder. Ne yapacağını bilemez. Kuliste Nahit’le karşılaşır. Nahit ona sızmış olan Sadi’yi gösterir. «Malın bu tarafta… al götür onu.» der. Genç kadın dehşete kapılarak sokağa fırlar.

    Sabahleyin Hatice’nin kendisini vurduğu duyulur. Şehzadebaşı çevresi olanların hepsini öğrenmiştir. Nahit ise üzüntüden kahrolur, derin düşüncelere dalar. Geçmiş günleri acıyla anar.