İkinci Meşrutiyet Nedir Kısaca Bilgi

Konusu 'Öğrenci Web' forumundadır ve Nehir tarafından 26 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. İkinci Meşrutiyet Nedir

    İkinci Meşrutiyet Osmanlı Anayasası’nın , 29 yıl askıda kaldıktan ardından , 24 Temmuz 1908′de tekrar ilân edilmesiyle başlayan ve 6 Kasım 1922′de Osmanlı Devleti’nin tasfiyesiyle sona eren aşamadır . Birinci Meşrutiyet resmen hiç sona ermemiş ve anayasa değişmemiş olduğu amaçlı , bir takım tarihçiler aracılığıyla , bir bir Meşrutiyet çağının 2. faslı olarak da değerlendirilir .
    Toplam 14 yıl devam eden bu dönemde , parlamenter demokrasi , tercih , siyasi parti , askeri darbe ve diktatörlük olgularıyla tanışılmış , iki büyük savaş ( Balkan Savaşı ve I . Dünya Savaşı ) yaşanmış ve 600 yıllık imparatorluğun dağılmasına tanık olunmuştur .
    İkinci Meşrutiyetin ilânından ardından derhal seçimlere gidildi . Seçimlerin başlıca 2 partisi İttihat ve Terakki ile liberal görüşlü Ahrar Fırkası’ydı . Seçimleri İttihatçılar kazandı . Seçimlerin sonrasında meydana iştirak eden yepyeni Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908′de çalışmalarına başladı .

    Bunu takip eden dönemde , ülkeyi perde arkasından yönetmen İttihat ve Terakki yönetimine karşı bir takım çevrelerde gitgide yükselen bir hoşnutsuzluk görüldü . 6 Nisan 1909 günü muhalif gazeteci Hasan Fehmi Beyefendi’in bir İttihat ve Terakki fedaisi aracılığıyla öldürülmesi , İstanbul’da büyük bir protesto gösterisine yol açtı . Ve bitiminde 13 Nisan 1909′da bir takım askerî birliklerin ve medrese öğrencilerinin katıldığı bir ayaklanma başladı; bir takım subaylar ve bir takım milletvekilleri linç edildi ve İttihatçı olarak malum gazeteler yağmalandı . Eskiyen takvimle yepyeni takvim arasındaki 13 gündelik farktan dolayı 31 Mart Olayı olarak anılan bu ayaklanma , Selanik’ten iştirak eden Davranış Ordusu aracılığıyla 24 Nisan’da bastırıldı . 27 Nisan’da tekrar bir araya iştirak eden meclis , II . Abdülhamit’i bu ayaklanmadan sorumlulukları olan tutarak tahttan indirilmesine ve ihtiyar şehzade Mehmed Reşâd Efendi ‘nin V . Mehmed ( Sultan Reşâd ) adıyla mahaline geçirilmesine hüküm verdi .
    8 Ağustos 1909′da Kanûn-î Esasî üstünde yapılmış olan bir dizi radikal değişiklikle padişahın yetkileri ” sembolik ” bir düzeye indirildi . Çoğalış vekiller heyeti ( bakanlar kurulu ) meclise karşı sorumluydu . Meclisten güvenoyu alamayan vekillerin ve hükümetin görevi sona eriyordu . Meclis başkanını sultan değil , meclis kendisi seçiyordu . Padişaha meclisi kapatma yetkisi tanınmakla beraber , bu otorite koşullara bağlamış ve üç ay içerisinde yepyeni seçimlerin yapılması mecburi duruma getirilmişti . Bu değişikliklerle ilk kez parlamenter sistem uygulanamaya başlanmıştır . Bununla Beraber toplantı özgürlüğü benzeri basit hak ve özgürlüklerden bazıları anayasaya eklendi .
    Ancak Meşrutiyeti sahiplenen vatandaş kitleleri ve gerekse ordu içerisinde yer alan subaylar aracılığıyla Abdülhamid tahttan indirilmiştir . Bundan sonraki aşamada Osmanlı Devletinde padişahlık yalnızca sembolik düzeyde kalmıştır .