İlk Türk İslam Devletlerinde Devlet Yönetimi

Konusu 'Güncel bilgiler' forumundadır ve öykü tarafından 7 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. öykü

    öykü Moderatör


    Türk islam devletlerinde hükümdarlık alametleri nelerdir


    İslamiyet’ten onceki Türklerde var olan “Ülke hanedan üyelerinin ortak malıdır.” anlayışı Türk-İslam devletlerinde de aynen devam ettirilmiştir. Hükümdarlığın Tanrı tarafından verildiğine inanılması, İslamiyet’in kabülünden sonra halifeden onay alma şeklinde değiştirilmiştir.

    Hanedan üyeleri (Melikler) yanlarına tecrübeli devlet adamı verilerek (Atabey) çeşitli bölgelere veya illere yönetici olarak gönderilirdi. Devletin merkezinde, hükümdarın başkanlığında devlet işlerini görüşmek üzere Büyük Divan (Divan-ı Saltanat) toplanırdı.

    Selçuklularda büyük divan’a bağlı dört divan daha vardı. Bu divanların yaptıkları görevler şunlardır:

    Divan-ı Tuğra (inşa)

    Bu divan devletin diğer devletlerle olan iç ve dış yazışmalarını yapardı. Gönderilen resmi yazılara hükümdarın resmi mührü olan ve adı tuğra olan mührü basarlardı.

    Divan-ı İşraf

    Askeri ve hukuki işler hariç devletin bütün işlerini denetlerdi. Başkanına müşrif adı verilirdi.

    Divan-ı İstifa

    Devletin ekonomisi ve mali işleri ile sorumlu divadır. Başında müstevfi bulunurdu.

    Divan-ı Arz


    Askeri işlerden ve ordunun ihtiyaçlarından sorumludur.

    Başkenti dışındaki eyaletlerin dışında şahne (şıhne) adı verilen askeri valiler veya sivil idareden sorumlu amid bulunurdu. Eyaletlerin vergisini amil adı verilen görevliler toplardı.

    Önemli davalar hükümdarın başkanlığında toplanan Divan-ı Mezalim‘de görüşülürdü.

    Türk islam devletlerinde hükümdarlık alametleri: Tuğ, hutbe, otağ, çetr, nevbet, sancak, taht, para bastırmak ve tuğra çekmektir.

    Şeri davalara kadılar bakardı. Kadıların başında Kadı’l Kudat bulunmaktaydı. Şeri mahkemelerin yanı sıra örfi hukuku uygulamak için merkezdeki Emir-i Dad‘a bağlı olarak taşrada naipler ve inzibatlar bulunurdu.
    Türk İslam Devletlerinde Ordu

    Gulam Ordusu


    Savaşlarda esir edilen başta Türkler olmak üzere farklı milletlerden ve gulam (köle) adı verilen askerlerden oluşturuluyordu. Gulamlar içinde sultanın özel kuvvetleri olan Gulam-ı Saray bulunuyordu.

    Hassa Ordusu (Merkez Ordusu)

    Küçük yaşta esir edilen veya para ile satın alınan gençlerin yetiştirilmesiyle oluşturulan maaşlı ordudur.

    Eyalet Askerleri (İkta Askerleri)

    Şehzade, vali, bey veya komutan gibi devlet görevlilerine belirli bir bölgenin vergi gelirlerini toplama işi hizmet karşılığında verilirdi. İkta sahipleri topladığı vergilerle belirli sayıda atlı asker (sipahi) yetiştirirler ve savaş zamanında sefere katılırlardı.

    Yardımcı Kuvvetler

    Bağlı devlet veya Türk boylarından toplanan askerlerdi.

    NOT: Eyyubilerde ve Memlüklerde ordu, Kıpçak ülkesinden ve Kafkaslardan getirilen Türkç gençlerinden oluşurdu.
    Türk İslam Devletlerinde Sosyal ve Ekonomik Hayat

    Türkler arasında İslamiyet’in kabülünden sonra yerleşik hayata geçiş hızlanmakla beraber konar göçer yaşam tarzını sürdürenlerde vardı. Toplum, şehirliler ve köylüler olmak üzere iki ayrı gruptan oluşmaktaydı.

    Toplumda sınıf ayrımı olmamakla birlikte Müslüman olmayanlar (zımmiler=gayrimüslim) devlet yönetimlerinde görev alamazlardı.

    Türk islam devletlerinde ülke toprakları mülk ve devlet toprağı (miri) olmak üzere ikiye ayrılırdı. Devlete ait topraklar; has, ikta, haraci ve vakıf topraklar olmak üzere dörde ayrılırdı.
    Has Topraklar

    Vergi gelirleri hükümdarlara ayrılan ve gelirlerini hükümdarın aldığı topraklardır
    İkta Topraklar

    Görev karşılığında melik, emir, vali, ve komutan ve hassa ordusu askerleri ile sipahilere verilen topraklardı. İkta sahipleri elde ettikleri gelirlerle atlı asker yetiştirmek zorundaydılar.
    Haraci Topraklar

    Müslüman olmayanlara ekip biçmeleri karşılığında verilen topraklardı.
    Vakıf Topraklar

    Sosyal hayır kurumu olan vakıfların ihtiyaçlarını karşılamak için ayrılan topraklardır.

    Türk İslam Devletinde Gelir Kaynakları Nelerdir?

    Öşür (aşar): Müslüman çiftçilerden ürün üzerinden alınan onda bir oranındaki ürün vergisidir.

    Haraç: Müslüman olmayan (gayrimüslim) çiftçilerden alınan ürün vergisidir.

    Cizye: Gayrimüslim erkeklerden askere gitmemeleri karşılığında alınan vergidir.

    Ganimetlerden beşte biri,
    Orman, maden ve tuzla gelirleri,
    Ticaret yollarından elde edilen gümrük vergileri,
    Bağlı devlet ve beyliklerin gönderdiği vergiler.

    Şehirlerde Müslüman esnaf ve zanaatkarlar arasında ahilik (lonca) teşkilatları oluşturulmuştur.

    İpek ve baharat yolları üzerinde kurulan Türk İslam devletleri ticaret sayesinde önemli gelirler elde etmişlerdir.
    Türk İslam Devletlerinde Dil ve Edebiyat

    İslamiyetin kabulünden sonra Karahanlılara ait Satuk Buğra Han Destanı ve Oğuzlarla Uygurlara ait menkıbelerin anlatıldığı Cengizname Türk-İslam edebiyatının sözlü eseridir.

    Türk İslam devletlerinde yazışmalarda Karahanlılar Türkçeyi, Gazneliler Arapçayı, Selçuklular Farsçayı kullanmışlardır. bilim dili olarak Gazneliler ve Selçuklularda Arapça kullanılmıştır.. Saray ve ordu dili olarak ise tüm Türk-İslam devletlerinde Türkçe kullanılmıştır.

    Uygur alfabesini kullanan Karahanlıların konuştuğu Türkçeye Hakaniyet Lehçisi adı verilmiştir. Memlüklerde ise resmi dil olarak Türkçe kullanılmıştır.