İmam Cafer Sadık Kimdir

Konusu 'Hayat hikayeleri' forumundadır ve Yavuz tarafından 29 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. İmam Cafer Sadık Sözleri

    İmam Cafer Sadık Hayatı

    İMAM CAFER ES-SADIK​


    İmam Cafer Es-Sadık, Hicri 80 yılında Medine’de doğmuştur. Cafer Es-Sadık’ın babası Muhammed Bakır’dır. Onun babası da Ali Zeynelabidin’dir. Annesi El-Kasım Bin Muhammed Bin Ebubekr Binti Ümmü Ferve’dir. Cafer Es-Sadık’ın annesi Hz.Ebubekr’in torunudur. Hem baba ve hem de anne tarafından çok salih bir soya sahiptir. Amcası İmam Zeyd ile aynı yılda doğmuşlardır. İmam Cafer Es-Sadık Ehli Beytten olup şia inancına göre on iki imamın altınıcısı sayılmaktadır. Doğru sözlülüğünden dolayı Sadık künyesi ile anılmaktadır.

    İmam Cafer, çok küçük yaşta ilim tahsiline başlamıştır. Siyasetten muzdarip olan aile kendini tamamen ilme ve irşada adamıştır. İmam Cafer’de ilk ilim tahsilini yine büyük üstatlar dan babası Muhammed Bakır’dan almıştır. Kendisi 14 yaşlarındayken vefat eden dedesi Ali Zeynelabidin’den de ilim ve irfan bakımından çok faydalanmıştır. Ayrıca Medine’de çok büyük sahabeler ve tabiinden olan şahsiyetler ders vermekteydiler. Bunların arasında Hz. Ömer’den (ra) ders almış, İbnu Şihab Ez-Zühri gibi ilim ve irfan sahibi tabiinler bulunmaktadır. İmam Cafer bu Üstatların hepsinin ilim meclislerinde bulunmuş ve derslerine iştirak etmiştir. İmam Cafer babasını kendisi 34 yaşlarında iken kaybetmiştir. İlim tahsiline devam ederken karşılaştığı meselelere Kur’an ve sünnetten deliller getirerek fetvalar veriyordu. Kısa zamanda ilmi üstünlüğü ve fazileti fark edildi. Halife Ebu Cafer El-Mansur bir gün Ebu Hanife ye “Cafer bin Muhammed’e sormak için zor sorular hazırlar mısın” demiştir. Bir gün ikisi de halifenin huzurundayken El-Mansur Ebu Hanife’ye “şu soruları Ebu Abdullah’a sorsana” deyince O da kırk kadar soru sormuştur. İmam Cafer hepsini cevapladığı gibi, değişik imam ve hocaların farklı görüşlerini de eklemiştir. En sonda kendi görüşünü ve delillerini ortaya koymuştur. Bu görüşlerin bazılarında Ebu Hanife ile aynı olduğu gibi farklı oldukları meselelerde olmuştur. İmam Ebu Hanife karşısındakinin tafsilatlı bilgi ve isabetli görüşlerini duyunca “İmam Cafer, insanların en bilgilisi ve ihtilafları en iyi bilenidir” demiştir.

    İmam Cafer Es-Sadık dini ilimlerde olduğu gibi kevni ilmilerde de bilgi sahibiydi. Mufaddal bin Amr’a yazdırmak suretiyle telif ettiği söylenen Risalet’t-Tevhid kitabında; “Gündüzün ve gecenin ardı ardına devam etmesi insanların istirahat ve çalışma saatlerini ayarlamaya yarıyor. Hep gündüz olsa insanlar rahat bulamaz hep gece olsaydı hayat yaşanmaz olurdu” manasında yazıları mevcuttur. Ayrıca mevsimler hakkında şöyle görüşler beyan etmiştir. “Sonra, yılın dört mevsimini oluşturmak için yükselmesini ve alçalmasını düşününüz. Bunda ne kadar da tedbir ve maslahat vardır. Kışın ağaç ve bitkiler üzerindeki ısı azalmakta, bunlar meyve ve ürün verme hazırlığına girmektedirler. Ayrıca havadaki yoğunluk artmakta ve bundan bulut ve yağmur oluşmaktadır. Böylece canlıların bedenleri sağlamlık ve güç kazanmaktadırlar. Bahar gelince de üretken unsurlar devreye girerek, bitkiler yeşermekte, ağaçlar filiz vermekte ve doğa canlanmaktadır. Yaz olunca meyveler olgunlaşmakta, yer yüzü kuruyarak iş ve bina yapmaya imkan tanımaktadır. Şimdi bir de yılın devrini tamamlamak için güneşin on iki burcunu dolaşması ve bundaki nizamı düşünün. Bu devir aynı zaman da mevsimlerinde oluşmasını sağlayan bir unsurdur.” Şeklinde görüşleri rivayet edilmiştir. Kimya ve astronomi üzerine fikir ve görüşleri olduğu bu aktarılan yazılardan anlaşılmaktadır. Ayrıca şii kaynaklar da İmamın cefr denilen gizli ilimleri çözme bilgisine sahip olduğu söylense de, içeriğin ütopik, ve fantastik olduğu barizdir.

    İmam Cafer’den birçok kimse ders almış ve O’ndan hadis rivayetlerinde bulunmuşlardır. Bir gün Süfyan Es-Sevri İmamın meclisinde bulunuyordu. Cafer Es-Sadık hiç konuşmuyordu. Süfyan Es-Sevri “benimle konuşmadan kalkıp gitmeyeceğim” dedi. İmam Cafer “Seninle konuşuyorum Ey Süfyan. Fazla konuşmaktan ne medet umuyorsun. Allah sana bir nimet verirse sende bunun devamını diliyorsun. Allah’a hamd ve şükrünü artır. Çünkü Allah (cc) kitabında [andolsun ki şükrederseniz sizin için –nimetlerimi- artırırım](İbrahim:7) buyurmaktadır. Rızkın geciktiğinde ise istiğfarını artır. Çünkü Allah (cc) şöyle buyurmuştur. [Rabbinizden mağfiret dileyin. Rabbiniz çok affedicidir. Gökten üzerinize yağmur salıverir. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltır. Size bahçeler verir ve sizin için ırmaklar akıtır.](Nuh:10-12) Ey Sufyan, sultan veya başka biri seni üzdüğü zaman, (güç ve kuvvet yalnızca Cenabı Allah’ın dır.) sözünü çokça söyle. Bu söz kurtuluşun anahtarı ve cennet hazinelerinden bir hazinedir.” Bunun üzerine Süfyan Es-Sevri İmam Cafer’in elini sıkarak “üç öğüt, ama ne üç öğüt” dedi. İmam Cafer’den yaşıt oldukları halde Ebu Hanife’de rivayetlerde bulunmuştur. Ayrıca kendisinden hadis rivayetinde bulunan diğer hadis imamları şunlarıdır. Yahya bin Said el-Ensari, Eyyüp Es-Sahtiyani, Eban bin Tağallub, Ebu Amr bin El-Ala, Yezid bin Abdullah El-Hadi, İmam Malik, Şu’be bin El-Kasım, Süfyan bin Uyeyne, Süleyman bin Bilal ve İsmail bin Cafer’dir.

    İmam Cafer, ihlas ve takva sahibi, cömert, hoşgörülü ve sabır ehli bir kimse idi. İleri görüşlü ve heybetli birisi olan İmam Cafer, dönemindeki siyasi fitne ve çalkantılardan uzak durmuş ve ilim irfan ile hem kendi etrafındakilere hem de kendinden sonra gelen nesillere ışık tutmuştur. İmam Cafer’in Halife Mansur ile bir konuşması şöyledir. Halife Mansur, İmam Cafer’e “Allah (cc) sineği neden yarattı?” diye sormuştur. İmam Cafer, “Diktatörleri küçük düşürmek için” cevabını verdi. (Nemrud’un sonuna atfen) Ve halifeye şu öğütlerde bulunmuştur; “Yumuşak davran. Çünkü yumuşaklık ilmin esaslarındandır. Kudretli olduğun zaman nefsine hâkim ol. Çünkü gücünün yettiği her şeyi yaparsan, saldırganlık ile anılmaya razı olmuş olursun. Şimdi bil ki suçlu birini cezalandırdığında, en fazla adalet sıfatını almış olursun. Oysaki teşekkürü gerektiren bir sonuç, sabrı gerektiren bir sonuçtan daha hayırlıdır.”

    İmam Cafer yaşamış olduğu dönemde siyasi çalkantılara müdahil olmamıştır. Fakat hak ve hakikati insanlara ulaştırmaktan da geri durmamıştır. İslam’ın ve Müslümanların bütünlüğünün bozulmaması için siyasi ihtilafların üzerine gitmektense vasat hareket yolunu benimsemiştir. Ahlakı, takvası ve ilmi yani yaşantısı ile insanlara örnek olmuştur. Kendisine cahilce yaklaşanlara ise soyundan geldiği Hz. Peygamber Efendimizin sünneti üzere vakar ve hikmetle mukabele etmiştir. İlim ve irfanını siyasi çekişmelere alet etmekten kaçınarak cahiliyyeye alet olmaktan kurtulmuştur. Cenabı Allah’ın (cc) Furkan suresinin 63. ayeti kerimesinde buyurduğu gibi; “O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman (Selam) derler.” Emri mucibince fitne ve kargaşanın çıkmasını her zaman engellemiş ve selamdan hayırdan başka bir şey konuşmamıştır. Günümüzde cahillerin ve kurumsallaşmış cahiliyyenin her türlü kışkırtmalarından ve fesatlarından Allah’a (cc) sığınarak asıl görevimiz olan islamı yaşamak ve yaşatmak için üzerimize düşen görevlere yoğunlaşmalı ve gayret göstermeliyiz. Gerek fertlerden gerekse cahiliyyenin odaklarından gelen cahilane saldırılara karşı vakar ve üstün İslam ahlakı ile mukabele ederek, tebliğ ve irşat görevinin sekteye uğramasına müsaade etmemeliyiz. Bu yazımı dergimizin sloganı ile bitirmek istiyorum. İSLAM KARDEŞLİĞİNDE VE AHLAKİ ERDEMLERDE BULUŞANLARIN SESİ olmamız dilekleriyle.

    İmam Cafer Es-Sadık’tan rivayet edilen bazı güzel sözler şöyledir;

    *Bir hata işlediğin zaman istiğfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebep olur. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istiğfara devam etsin.

    *Mihnete şükretmeyen, nimete şükredemez.

    *Sadak vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekât vererek mallarınızı koruyunuz. Tasarrufa riayet
    eden sıkıntı çekmez. Tedbirli düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır. İnsanlar ile iyi geçinmek aklın yarısıdır.

    *Musibet zamanında dizini döven, sevabından mahrum olur.

    *şu dört şeyin azıda çoktur. Ateş, düşman, fakirlik, hastalık.
    Yavuz Yıldırım webokur.net​
     
    Son düzenleme: 29 Ekim 2012