İman İslam Hakkında Hadisi Şerifler

Konusu 'Ayet ve Hadisler' forumundadır ve Yavuz tarafından 15 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Peygamber Efendimizin İman İslam Hakkındaki Hadisi Şerifleri

    Sahih Hadis Rivayetleri İman İslam Hakkında Hz. Muhhammed Efendimizin (as) Hadisleri

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa aleyhisselam hayatı süresince Cenabı Allah'tan (cc) aldığı dini mübini islamiyeyi ümmetine en anlaşılır bir tarzda ulaştırmak için mücadele ve gayret göstermiştir. Peygamber Efendimizin vahiy haricinde ki söylemlerine hadis denilmektedir. Hadisi şerifler rivayet eden sahabelere göre kategoriye ayrılırlar. Hadisi rivayet eden sahabelerin ve sahabelerden duyan tabiinlerin isim listesine hadisin senedi adı verilir. Bir hadis senedinin muteber olması için rivayet eden senette ismi bulunan şahısların hepsinin sözüne güvenilir ve takva müslümanlar olması gerekir. Tevatür yolu ile rivayet edilmiş, senedi sağlam olan sahih hadisler hükmen bağlayıcı niteliktedir, inkar edilemezler. Hadis rivayet usulünde titizlik ile davranarak günümüze ulaştıran muhaddisler Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Ahmet Bin Hambel ve bunun gibi alimlerdir.

    Peygamber Efendimiz Abbas İbni Abdulmuttalib'ten rivayetle; "İmanın tadını, Rabb olarak Allah'ı, din olarak İslam'ı, peygamber olarak Muhammed'i seçip razı olanlar duyar." (Kütübi Sitte Hadis No:22) buyurmuştur. İmanın tadını almak demek, islami olan her unsurdan hoşlanmak ve islam dığı bütün olgulardan tiksinip uzak durmak demektir. Bunu içinde Rabb olarak, yani terbiyeci öğretici gözetici olarak Cenabı Allah'ı tanımamız ve benimsememiz gerekmektedir. Nefsimizi O'nun emirleri ile terbiye edip, dinini O'ndan kitabından öğrenip, sürekli bizi gözetlediğini bilerek Rabbimize güzel bir kul olmalıyız. Din olarak yani yaşam tarzı, yeme, içme, giyinme ve eğlence kısaca günlük hayatımızdaki alışkanlıklarımızı, islam dininin şartlarına göre ayarlamalıyız. Bu yaşam biçimini belirlerken örenk, rehber, önder ve lider olarak Hz. Muhammed Efendimizi baz almalı ve O'nun sünnetine uygun hareket etmeye çalışmalıyız. Bunları yaprken de hadisin sonunda belirtilen rıza halini mutlaka yakalamalıyız. Bu sayılanları gönül hoşluğu ile severek isteyerek arzulayarak yaplayız. Razı olmuş nefislerin amelleri mahşerde kabül görecektir. İslami olan herhangi bir unsurdan inasnın içinden bir usanç yada sıkıntı geliyorsa imanın tadını daha alamamış demektir. Bu hal üzere imanın tadinı alanlar, bu tadı dünyadaki hiçbir değer ile değişmezler. Bu tadın ruhlarına bıraktığı lezzeti götürecek mai olacak her iş ve eylemden uzak dururlar. Allah'a itaat ve kulluğun tadını alan şahıslar artık canları pahasına da olsa nefislerine ve müstekbirlere asla boyun eğmez asla köle olmazlar. Onları diğer insanları korkutan açlık, fakirlik, hapsolmak yada idam edilmek asla korkutmaz. İmanın tadı ile tatlanmışlar ve hiçbir acı onların ağız tadını bozamaz. Bu tad damağında olan insanlar günlük hayati ve sosyal meseleleri islam penceresinden bakarak doğru bir şekilde yorumlaya bilirler. Beşeri zihniyet ve ideolojilerde sıkışıp kalmış, iman hakikatlarından habersiz kimseler her kese hak vererek adaleti sağladıklarını sanırlar. Oysaki Hakk yalnız alemleri hiç yoktan var eden Cenabı Zül-Celal Allah celle ve şanuhudur.

    Sahabe-i Kiram efendilerimiz Peygamber Efendimizden bir vahiy yada hadis duyduklarında bunu hemen nefis aynaları ile kendilerine yansıtıp hallerini görmeye çalışırlardı. Peygamber Efendimizin Cenabı Allah'tan bir elçi olduğunu ve asıl emrin kaynağının Hakk Teala Hazretleri olduğunu bildikleri için ciddiyet ve samimiyet ile kendilerini terbiye etmeye çalışırlardı. Bu hususta müslüman kardeşlerinin ayıplarını araştırmak yerine kendi ayıplarını telafiye çalışır, fakat eksiği olan kardeşlerinin ahleken yetişmeleri için en güzel bir tarzda hikmet ile tebliğe çalışırlardı. Bu yüzden bana değil sözün sahibine itibar gösterek bir ders çıkarma yoluna bakmalıyız. Bu husuta ben dahil her kimse diğerinden müstağni değildir. Cenabı Allah yar ve yardımcımız olsun.
    yavuz yıldırım/webokur.net​

    [​IMG]