İnsan Kanının Bileşimi Nedir

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve Nehir tarafından 13 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. İnsan Kanının Bileşimi

    Bir sıvı topluluğu gibi göründüğü halde kan aynı zamanda bir vücut dokusudur. Bu vücut dokusunun ara maddesini diğer dokulardan farklı olarak bir sıvı meydana getirir. Plazma kanın % 55'ini teşkil eder. Kalan kısmı ise alyuvarlar akyuvarlar ve pıhtılaşmada rol oynayan trombositlerden meydana gelmiştir.


    Kan hücreleri kolaylıkla plazmadan ayrılabilir. Santrafüj denilen cihazlarla yüksek süratle döndürme sağlanarak kan hücreleri dibe çöktürülüp plazmadan ayrılır. Kanın vizkozitesi (penisi) sudan 5-8 defa daha fazladır.


    Her gün kanın belli kısmı yenilenir. Yaklaşık % 1 kadar kırmızı kan hücresi ölürken yerlerine aynı miktar genç hücre kemik iliğinden kana verilir. Plazma miktarı da en ufak bir değişiklikte hemen dengelenir. Bir kan kaybı durumunda vücut denge mekanizmaları ile hemen hacmi sabit tutmaya çalışır. Önce dokulardan kana sıvı geçişi olur. Daha sonra hızla genç alyuvarlar kana verilmeye başlanır. Büyük miktarlarda kanın kaybedildiği durumlarda şok ortaya çıkar. Kaybolan kan yerine konmazsa şok durumu atlatılamaz.

    Plazma: Kan plazması % 91 su % 8 organik maddeler ve % 1 inorganik maddelerden müteşekkildir. Organik bileşenlerin tamamına yakını proteindir ve plazma için proteinlerin suda çözünmesiyle meydana gelir denir. Plazmanın üç temel proteini albumin globulin ve fibrinojendir. 100 mililitre plazmada 45 gr albumin 25 gr globulin ve 03 gr fibrinojen bulunur.

    Albumin: Proteinlerin en küçük moleküllü olanlarından biridir. Kanın osmotik basıncının dörtte üçünü albumin sağlar. Osmotik basınç sayesinde kan-plazma oranı korunur. Albumin karaciğerde yapılır. Karaciğer bozukluğu olanlarda hipoalbuminemi denilen plazma albumin seviyesi düşüklüğü ortaya çıkar.

    Globulin: Plazma globulinleri birçok değişik türdedir. Elektroforez metoduyla globulinler alfa beta ve gamma parçalarına ayrılabilir. Alfa ve beta globulinler çeşitli proteinleri bağlayarak çeşitli yerlere taşırlar. Gama globulinlerden ise hastalıklarda bağışıklık sağlayan savunma maddeleri yapılır.

    Fibrinojen: Kan pıhtılaşma mekanizmasının en son basamağını yapan proteindir. Fibrinojen molekülleri fibrin liflerine dönerek katılaşırlar ve pıhtılaşma hasıl olur.
    Proteinlerden başka plazmada alınan gıdaların metabolizma ürünleri olan ürik asit kreatinin amino asitler gibi bir takım organik moleküller de bulunur. Diğer organik maddeler ise glikozyağlar ve kolesteroldür.
    Plazmanın başlıca inorganik bileşenleri elektrolitlerdir. Bunlar sodyum (Na+) klor (Cl-) kalsiyum (Ca++) fosfat (PO4)-3 sulfat (SO4)-2 ve mağnezyum (Mg++)dur.

    Alyuvarlar: Kırmızı kan hücreleri kanın hücre kısmının tamamına yakınını meydana getirirler. Kanın her milimetre kübünde yaklaşık beş milyon alyuvar bulunur. Mikroskopta bakıldığında alyuvarlarortası çökük tavla pulu şeklinde görülür. Ortalama çapları 75 mikron olup merkezdeki kalınlıkları bir mikrondur. (Bkz. Alyuvarlar)

    Hemoglobin: Her kırmızı kan hücresinde oksijen bağlama yeteneğindeki bir proteinli boya (pigment) olan hemoglobin bulunur. Oksijenle dolu olan hemoglobine “oksihemoglobin” denir. Bu kana parlak kırmızı rengini verir. Dokulara oksijen getirdikten sonra bir miktar karbondioksiti alarak akciğerlere getirir. Buna da “karbaminohemoglobin” denir. (Bkz. Hemoglobin)

    Akyuvarlar: Alyuvarlardan ayrı olarak tam hücre özelliği gösterirler. Bir çekirdekleri ve diğer hücre organelleri vardır. 10-20 mikron çaplarıyla da alyuvarlardan daha büyüktür. Hareketleri amipsi şekildedir. Bir milimetreküp kanda yaklaşık 7000 kadar akyuvar bulunur. Beyaz hücreler ailesinin en önemli fertleri “granülositler” (parçalı nüveliler) “lenfositler” ve “monositler”dir. Akyuvarların % 60-70'ini granülositler % 30-45'ini lenfositler % 10'dan az kısmını da monositler teşkil eder. Granülositler de aralarında “nötrofil” “bazofil” ve “eozinofil” olmak üzere üç çeşide ayrılırlar. Bunların büyük çoğunluğunu nötrofiller teşkil eder.

    Beyaz kan hücreleri iki yolla vücudun infeksiyonlara karşı savunmasını üstlenirler. Granülositler ve monositler mikroorganizmayı yutarak (fagositozla) yok ederken lenfositler antikor meydana gelmesine sebeb olarak mikroorganizmaya karşı çalışırlar. Akyuvarların en büyükleri olan monositler de bakteri ve ölü hücre kırıntılarını yerler. Ömürleri çok kısadır. İnsanda 4 gündür.Mikrobik khastalıklarda sayıları artar. (Bkz. AkyuvarAntikor Bağışıklık)


    Kan pulcukları: Çapları sadece 1-2 mikron olan kanın en küçük hücreleri olan trombositler pıhtılaşmada önemli rol oynarlar. Kırmızı kemik iliğindeki dev hücrelerin (megakaryosit) parçalanmasıyla meydana gelen oval veya yuvarlak renksiz ve çekirdeksiz parçacıklardır.Trombosit olarak da bilinirler. Her milimetreküp kanda yaklaşık 150-400 bin trombosit bulunur. Kanda 9 gün sağ kalırlar. Yağ protein ve karbonhidratlardan başka bir takım enzimleri de vardır. Damar yaralanmalarında damarın iç yüzüne yapışarak tıkarlar.Salgıladıkları trombokinaz enzimiyle pıhtılaşmada rol oynarlar.Pıhtı meydana geldiğinde katılaşarak yaranın ağzını büzerler ve kanamayı durdururlar. Trombositlerin pıhtılaşmadaki çok önemli görevlerinin dışında serotoninadrenalin noradrenalin ve histamin maddelerini taşıma vazifeleri de vardır.


    Kan yapıcı organlar: Kan yapan organlar olarak kemik iliği lenf nodülleri (bezeleri) ve dalak sayılabilir. Ana karnında karaciğerdalak ve kemik iliği tarafından yapılan akyuvar yapımını doğumdan bir süre sonra tamamiyle kemik iliği üstlenir. Dalak ve lenf bezleri “Lenfatik doku”nun en önemli kısımları olup lenfosit ve monositleri imal ederler. (Bkz. İlik)

    Lenfatik doku: Bademcikler timus barsak mukozasında da bulunmasına rağmen lenfatik dokunun iki büyük merkezi lenf bezleri ve dalaktır. Bu doku lenfositleri meydana getiren lenfoblastlar ve monositleri yapan histiositlerden husule gelmiştir. Blenfositlerinden meydana gelen “plazma hücreleri” antikor yapımında görev alırlar.

    Pıhtılaşma: Damar yaralanmalarında dışarı çıkan kanın birtakım kimyasal reaksiyonlar sonucu sıvı halden pelte koyuluğuna veya katı hale geçmesine kanın pıhtılaşması denir.Pıhtılaşma sayesinde kan kaybı önlenir.Pıhtılaşma mekanizması çok kompleks olmakla beraber olayın son kademesini ve esasını kanda çözünen plazma proteini fibrinojen'in çözünmeyen ipliksi yapıdaki Fibrin'e dönüşmesi teşkil eder.