İnsanlığı tehdit eden küresel sorunlar hakkında bilgi

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Ayaz tarafından 3 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. İnsanlığı tehdit eden küresel sorunlar nelerdir

    Dünyamız her geçen gün değişiyor. 1800’lerde yaşayan bir genç, avucunun içine sığabilecek bir alet ile telefon konuşması yapabileceğini, fotoğraf çekebileceğini, e-posta gönderebileceğini hatta para transferi yapabileceğini tahmin edebilir miydi? Deve üzerinde seyahat eden Romalı tüccarlar insanoğlunun saatte 430 km hıza ulaşabilen bir araç icat edebileceğine inanır mıydı?

    Düşünce ve fikir sirkülasyonun her geçen gün arttığı ve yaşamımızın her alanında belirleyici rol oynadığı yeni bir düzen içine girmekteyiz. Artan sınırlar ötesi etkileşim sonucu ulusal sınırlar giderek önemini kaybediyor. Sadece kendi ülke vatandaşlarımızla değil, tüm dünya vatandaşları ile karşılıklı bağımlılıklarımız artıyor. Küreselleşmenin sonucu olarak, 21.yy’da karşılıklı bağımlılıklarımız büyük bir hızla artmaya devam edecek.

    Tüm bu gelişmeler ve muhtemel sonuçlar, dünyanın giderek daha karışık ve öngörülemez bir sisteme doğru sürüklendiğini gösteriyor. Tek bir devletin diğerleri üzerinde egemenlik kurması artık çok daha zor, neredeyse imkansız bir hale geliyor.

    Küresel problemler ve onlara çözüm arayışı yeni dünya düzeninin en önemli problemlerinden biri olacaktır. Küresel problemler, din, dil, ırk, maddi durum ayrımı yapmaksızın tüm insanlığı ciddi şekilde tehdit etme kapasitesine sahiptir. Çok boyutlu, kompleks, tek bir ülke kaynaklı olmayan ve etki alanı geniş bu problemler ile baş etmek zaman ilerledikçe daha da zorlaşacaktır.

    Başta iklim değişikliği olmak üzere, soykırım ve insanlığa karşı işlene suçlar, eşitsizlik, salgın hastalıklar, kitle imha silahları, fakirlik gibi problemler insanlığı tehdit eden küresel problemler arasında gösterilebilir.

    Değerli delegeler,
    Daha temiz bir çevre, sağlıklı bir yaşam, güvenli, yaşanılabilir bir dünya yaratmak her zaman olduğu gibi gene en önemli gündem maddelerimiz arasında. Geçmişten bugüne oldukça aşama kaydettik, ama daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Sizleri, küresel problemlerimizin ciddiyeti üzerine düşünmeye ve bu problemlere yönelik ortak çözüm arayışında bulunmaya davet ediyorum.

    Bizi sürdürülebilir geleceğe taşıyacak, temel taşları birlik ve beraberlik olacak yeni bir model inşa etmemiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz “Belirsizlik Çağı”nı “Fırsat Çağı”na dönüştürmek bizim elimizde. Bugün, her zamankinden daha fazla bir şekilde, küresel vatandaşlık ruhuna ihtiyacımız var.

    Dünya vatandaşları arasında uygulanabilir bir toplumsal sözleşme oluşturmayı hedeflemeli ve bu sözleşme sayesinde küresel vatandaşlık çerçevesini oluşturma konusunda somut bir adım atmalıyız. Bu sözleşme vatandaşımız olmayan insanlara karşı ne tür sorumluluklar üstlenebileceğimiz ve sosyal sorumluluk ortak kültürü çerçevesinde küresel problemlerimize çözüm ararken ne gibi haklar talep edebileceğimiz sorularına cevap bulma konusunda bizi yönlendirecektir.

    Bu yeni dünya düzeninde ihtiyaç duyacağımız küresel vatandaşlık çerçevesini başarıyla oturtabilmek için bazı noktaları göz önünde bulundurmalıyız. Öncelikle, küresel sorunları ve ortaya çıkış sebeplerini anlamalıyız. Sorunların karmaşık, bağımlı yapısını derinlemesine kavramadan uygulanabilir çözümler ortaya koymamız mümkün olmayacaktır. Uluslararası stratejik zeka becerilerini ön planda tutacak yeni bir düşünce tarzı oluşturmalıyız.

    İkincisi, ülkeler arası çeşitliliği bir fırsat olarak görmeli ve iletişimi arttırarak bu fırsatı değerlendirmeye çalışmalıyız. Etkili tartışma ortamı, uluslararası stratejik düşünme ve gelişen empati duygusu ile, uluslararası arenada uzlaşmayı hedefleyebiliriz.

    Küresel yurttaşlık terimi şeffaflık, hesap verebilirlik ve eşitlik kavramları etrafında şekillenmelidir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 28. maddesi, herkesin, hak ve özgürlüklerin tam olarak uygulandığı bir uluslararası düzende yaşama hakkının olduğunun altını çizer. Hedeflenen ulusal ve uluslararası küresel yönetişim yapısı özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları üzerine eğilmelidir.

    Dördüncü olarak, hedeflerimizi oluştururken gerçekçi olmalı ve ülkelerin kapasitelerini dikkate almalıyız. Geçmişte yaşanan başarısızlıklarından ders almalı ve gelecek planları yaparken tedbirli davranmalıyız.

    Son olarak, mali boyutu dikkate almalıyız. Bu bağlamda, kamu-özel sektör ortaklığı desteklenmeli ve gerekli kaynakların sağlanması konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

    Ekselansları,
    Oluşturacağımız toplumsal sözleşme, empati kurabilen, bilinçli, sorumluluk sahibi vatandaşların bazı haklar talep etmelerini ve küresel sosyal sorumluluk duygusu geliştirmelerine olanak tanıyacaktır. İşte bu haklar ve sorumluluklar küresel vatandaşlık için gerekli çerçeveyi yansıtmaktadır.

    Bir dünya vatandaşı olarak talep edebileceğimiz en temel hak, doğru bilgiye ulaşma hakkıdır. Bu, özellikle küresel problemler bağlamında devletin şeffaf, açık ve duyarlı olmasını gerektirmektedir. Bir diğer hak olarak müzakerede bulunma hakkını, yani ifade özgürlüğünü ele alabiliriz. Böylece, her bir dünya vatandaşı küresel diyaloğa katılabilecek ve gerektiği yerde fikrini beyan edebilecektir. Bir diğer hak, eşit muamele talep etme hakkıdır. Daha adil bir değer sistemine ulaşmayı hedeflemeli ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarına kayıtsız kalmamalıyız. Gelişmiş ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan yardım talep etme hakkı ve barınma, yiyecek, sağlık, giyim, temiz çevre gibi temel yaşam haklarının karşılanması da toplumsal sözleşmede ele alınmalıdır.

    Mevcut küresel problemler ve talep edilen haklardan yola çıkarak bize vatandaşlık bağıyla bağlı olmayan kişilere karşı sorumluluklarımızdan bahsedebiliriz. Öncelikle, herkese karşı saygılı olmalı ve “Zarar vermeme” ilkesini benimsemeliyiz. Bir diğer sorumluluğumuz koruma ve gerektiğinde yardım etme olmalıdır. Özellikle güvenlik konusu gelişmiş ülkeler ve uluslararası kuruluşlar tarafından ele alınmalı ve savunmasız ülkelere kapsamlı destek sağlanmalıdır. Küresel liderler ve bilinçli bireyler olarak sorunlara karşı kayıtsız kalmamalı ve duyarlı olmalıyız. Son olarak, bilgi alışverişi ve deneyim paylaşımını ön plana çıkarmalı ve temel sorumluluklarımız arasına koymalıyız.

    Ekselansları,
    Ticaret, ulaşım, bilgi teknolojileriyle dünya küçüldükçe ve dünya nüfusu arttıkça tüm dünya insanlarıyla karşılıklı bağımlılığımız artmakta ve kaderlerimiz giderek iç içe geçmektedir.

    Yol gösterici “küresel vatandaşlık” çerçevesini oluşturmak ve küresel sorunlara çözüm yolu aramak günümüz liderlerinin en önemli sorumlulukları arasına giriyor. Karşılıklı bağlılıklarımızın ve belirsizliklerin arttığı bu yeni dünya düzeninde oluşturabilecek etkili, adil, ve sürdürebilir bir küresel sözleşme bizim yol göstericimiz olacaktır.

    Küresel sorunlarla mücadele konusunda omuz omuza vermeli ve tek vücut olarak hareket etmeliyiz. Alacağımız sorumluluklar ve buna bağlı olarak talep edeceğimiz haklar bu yeni dünya düzenindeki öngörülebilirliği arttıracak ve bize sürdürülebilir gelişme ortamı sağlayacaktır. Gerekli özveriyi gösterdikten, işbirliğinde bulunduktan, sorumluluklarımızı yerine getirdikten ve kendi haklarımız dahilinde hareket etmeyi başardıktan sonra “Belirsizlik Çağı”ndan “Birlik Çağı”na geçişimizi engelleyecek bir sebep göremiyorum.