İnsanlık tarihinin başlangıcı nedir

Konusu 'Eğitim Desteği' forumundadır ve Bahar tarafından 2 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. İnsanlık tarihinin başlangıcı

    İnsanlık tarihi yazının icadı ile başlar ve bu araç ile bilgi toplanabilir iletilebilir saklanabilir hale gelir. Beş bin yıl sonra matbaanın icadı ile biriken bilginin yayılması gerçekleşir. Bilginin işlenmesi için ise beş yüzyıl daha beklenecek bilgisayarın icadı gerekecektir. Yazı ve matbaadan sonraki dünyalar bir öncesine hiçbir şekilde benzemez ve bu süreçte toplumdaki değer ölçüleri sosyal ve politik yapı sanat edebiyat mimarlık vb. bütün temel kurumlar geri dönülmeyecek şekilde değişir. Tıpkı bilgisayarın icadından sonraki dünyanın bir önceki dünyaya benzemeyeceği gibi. Bu yazımızda yazının icadını inceleyeceğiz. Konuya bizim de kullandığımız Latin alfabesine odaklı olarak yaklaşacağız. İnsanın evrimini inceleyen üç bilim dalı olan primatoloji paleontoloji ve paleoantropoloji araştırmaları modern insanın homo erectustan evirilerek homo sapiensden başlamasından bugüne yaklaşık 350-400 bin yıl geçmiş olduğunu belirler. Ancak bu bir türetilmiş bilgidir ve gerçek kayıtlı bilgi ise yazının icadı ile başlar. Bilindiği gibi yazıyı Güney (Aşağı) Mezopotamya da yaşayan Sümerler icat etmiştir. İlk yazı benzeri işaretler için İ.Ö. 8000 yıllarına kadar iniliyorsa da yazının icadında İ.Ö. 3500 yılları genel olarak kabul gören tezdir. Yazının icadı ile insanların belli merkezlere yerleşerek ilk şehir-devlet daha sonra da krallıkları kurmaları arasında eşzamanlılık bir rastlantı değildir. Arkeolog Denise Schmandt-Bessaratın Louvrelu Pierre Amietin hipotezi üzerine geliştirdiği teorisine göre yazının ilk işlevi muhasebe-defter tutma 'dır. Sümer yazısının ilk yaygın örneklerinin; zirai ürünleri temsil eden tahıl koyun dana vb. olması bu tezi güçlendirmektedir. Toprak hamurundan yapılan kil üzerine sembolize şekiller ve hatta bir nevi zarf içine koyulmuş yazıların konşimento senet borç belgesi benzeri ticari belgeler olduğu anlaşılmaktadır (ilk dönem bilgisayarların günlük hayata muhasebe işlemleri için defter tutma amacıyla girdiğini hatırlayalım). Daha sonraki yıllarda gelişmelerle Sümer yazısı eşya ve insan isimlerini içeren 1200 logografik (resim benzeri) sembollü bir iletişim aracı olmuştur. Zamanla yazının logografik nitelikleri çizgisel formlar (cuneiform) kazanarak alfabe benzeri şekillere dönüşmüş ve fonolojik unsurlar içermeye başlamıştır. Heceleme sisteminin geliştirilmesi ve kelimelere takılar eklenmesi konuşma dili ile yazıyı giderek birbirine yaklaştırmış ve bütünsel bir iletişim aracı meydana gelmiştir. İ.Ö. 3. milenyumda Sümer yazısını benimseyen Akadlar ve Akadcanın diyalektlerini kullanan Asurlular ve Babilliler yazının fonolojik niteliklerini arttırarak kendi yazılı dillerine kavuşmuşlardır. Hamurabi Kanunları olarak bildiğimiz ünlü eserler Eski Babil dili ile yazılmış bu karakterde bir yazı örneğidir.