İran hakkında ansiklopedik bilgiler

Konusu 'Soru ve cevaplar' forumundadır ve Bahar tarafından 15 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. İran ile ilgili ansiklopedik bilgi

    İRAN HAKKINDA GENEL BİLGİLER

    Resmi adı: İran İslâm Cumhuriyeti
    Başkenti: Tahran (Nüfusu: 8.500.000)
    Diğer önemli şehirleri: Meşhed, Isfahan, Tebriz, Şiraz, Ahvaz, Abâdân, Hemedan, Kirmanşâh, Kum, Hurremşehr.
    Yüzölçümü: 1.648.195 km2
    Nüfusu: 74.000.000 (1999 tahmini).
    Km2 başına düşen insan sayısı: 36.8
    Nüfus artış hızı: % 3
    Etnik yapı: % 66 Farisi (Pers), % 20 Türk, % 9.1 Kürt, % 3 Arap, % 0.3 Ermeni, % 0.3 Yahudi. Kalan nüfusu değişik etnik unsurlar oluşturmaktadır.
    Dil: Resmi dil Farsça'dır. Ayrıca azınlıkların dilleri de konuşulur.






    Din: İran'ın resmi dini İslâm'dır. Resmi rakamlara göre halkın % 98.8'i Müslümandır. % 0.7 oranında hıristiyan, % 0.3 oranında yahudi, % 0.1 oranında Zerdüşt, % 0.1 oranında da diğer dinlerin mensupları mevcuttur. Resmi rakamlara göre Müslümanların % 10'u sünnidir. Diğerlerinin büyük bir çoğunluğu Şii Caferidir. Bunların yanı sıra 1 milyona yakın İsmailiyye şiasının da bulunduğu sanılmaktadır. Hıristiyanlar Ortodokslar, Gregoryen Ermeniler, Katolik Ermeniler, Nesturiler ve Protestanlardan oluşmaktadır. Zerdüştlük eski İranlıların dinidir. Kendilerine ateşperestler de denen Zerdüştlerin inançlarının özünü ateşe tapmak oluşturur. İran'da az sayıda Bahai ve Bâbi de bulunmaktadır. Resmi rakamlara göre Bahailerin oranı nüfusun % 0.1'inden daha azdır. Bahailer Allah'ın peygamberlerde tecelli ettiğine, bütün peygamberlerin Bahailiğin kurucusu olan Baha'yı müjdelemek için gönderildiğine inanırlar. Yani Bahailik İslâm kültürüne dayanmakla birlikte İslâm dairesinin dışına çıkmış olan bir fırkadır. Bâbilik de inanç ilkeleri bakımından Bahailiğe çok yakındır.
    Coğrafi durumu: Bir Ön Asya (Ortadoğu) ülkesi olan İran, kuzeyden Azerbaycan, Ermenistan ve Türkmenistan, doğudan Afganistan ve Pakistan, güneyden Basra ve Umman körfezleri, batıdan da Irak ve Türkiye ile çevrilidir.
    Yönetim şekli: İran'da 1979 yılında şah rejimine karşı gerçekleştirilen devrimden sonra Caferi ilkelerine dayalı bir İslâm Cumhuriyeti kuruldu. Buna göre ülkede On iki İmam'ın temsilcisi sayılan velayeti fakih, en büyük dini önder sıfatıyla bütün yürütme ve yasama işlerinde son söz hakkına sahiptir. Yasama organı 270 üyeli İslâm Şura Meclisi'dir. Bu meclisin üyeleri dört yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenir. Bu meclisin çıkardığı yasaların yürürlüğe girebilmesi için denetleme fakihlerinin ve velayeti fakihin onayından geçmesi gerekir. Cumhurbaşkanı da genel seçimle belirlenir ve velayeti fakihin onayından sonra göreve başlar. Başbakan cumhurbaşkanı tarafından tayin edilir ve İslâm Şura Meclisi'nce onaylanır. İslâm Şura Meclisi cumhurbaşkanı ve başbakan hakkında gensoru açabilmektedir. Buna göre söz konusu meclisin çoğunluğunun istememesi durumunda cumhurbaşkanı veya başbakanın görevden uzaklaştırılması mümkündür. 3 Aralık 1979'dan buyana yürürlükte olan İran İslâm Cumhuriyeti anayasasının onikinci maddesinde: "İran'ın resmi dini İslâm ve Caferi - İsnâ Aşeri (Oniki İmam) mezhebidir ve bu madde sonsuza kadar değiştirilemez" denmektedir. Yargı organları Caferi fıkhını esas almaktadır. Başsavcı ve başyargıç da Caferi müçtehitler arasından seçilir







    Tarihi: İran toprakları Hz. Ömer döneminde, 636 - 637 yıllarında gerçekleştirilen Kadisiyye ve 642'de gerçekleştirilen Nihavend savaşlarından sonra Müslümanların eline geçti. İran'ın Müslümanlar tarafından ele geçirilmesiyle ülkede köklü değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Raşid halifeler döneminden sonra İran'da Emeviler, Abbasiler, Tahiriler, Saffariler, Samaniler, Buveyhiler, Ali Muhtac, Feriguniler, Selçuklular, Moğollar, Harezmşahlar, İlhanlılar, Timurlular, Türkmenler, Safeviler, Zendler, Kaçarlar ve Pehlevi Hanedanı hâkim olmuştur. Bunlardan bazıları İran'ın sadece bir kısmı üzerinde hüküm sürmüşlerdir. I. Dünya Savaşı'nda Rusya ve İngiltere İran topraklarının tamamını işgal ettiler. Rusya 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra birliklerini geri çekti. Bunun ardından İran'ın tamamını İngilizler işgal etti. Ancak 1920'de Rus ordusunun yeniden Kuzey İran'a girmesi üzerine İngiliz birlikleri bu bölgeden çekildiler. Bu bölgede Rıza Han bazı faaliyetlerde bulundu. Rıza Han 1925'te, "Rıza Pehlevi" unvanıyla İngilizlerin yardımıyla İran şahı olunca işgal kuvvetleri bu ülkeyi terk etti. Rıza Pehlevi İngilizlerin İran üzerindeki çıkarlarını koruma görevini üstlendiği gibi ülkeden İslâm'ın bütün izlerini silmeye de çalıştı. 1935'te çıkardığı kadınların İslâm hükümlerine göre örtünmelerini (tesettürü) yasaklayan yasası halkın geniş tepkisine yol açtı. Rıza Pehlevi'nin II. Dünya Savaşı'nda nazi Almanya'sıyla işbirliği yapması üzerine 1941'de Sovyet ve İngiliz kuvvetleri İran'ı işgal etti. Bu olay üzerine Rıza Pehlevi tahttan çekilerek yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevi'yi geçirdi. Muhammed Rıza Pehlevi 1953'te çıkan bir iç kargaşa üzerine ülke dışına kaçtı. Kısa bir süre sonra ABD'nin desteğiyle yeniden tahtına dönebildi. Bu olay ABD'nin İran üzerindeki nüfuzunun artmasına vesile oldu. Şah, 1962'de ABD başkanı Kennedy'nin tavsiyelerine uyarak "Ak devrim" adını verdiği bir toprak reformu gerçekleştirmek istedi. Halk bu reforma tepki gösterdi. Humeyni'nin halk nezdinde destek sağlamaya ve liderliğe doğru yol almaya başlaması da bu olayla birlikte oldu. Şahın adamları reforma karşı direnişi kırmak için bazı yerlerde korkunç katliamlar gerçekleştirdiler. Ama bu katliamlar tepkinin büyümesine yol açtı. Bütün bu gelişmeler üzerine başlayan rejim - halk kavgası 1979'da Ayetullah Humeyni liderliğinde gerçekleştirilen devrime kadar durmadı. Devrimin arkasından 1 Nisan 1979'da yapılan halkoylamasına dayanılarak ülkede İslâm Cumhuriyeti ilan edildi. İslâm cumhuriyetinin ilanından sonra ülkenin dini lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni oldu. Onun 1989'da vefatından sonra dini lider Ayetullah Seyyid Ali Hamaney oldu. 1989'da cumhurbaşkanlığına seçilen Ali Ekber Haşimi Rafsancani, 1993'te bu göreve yeniden seçildi. Onun görevinin bitmesinden sonra da bu göreve şu anki cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi seçildi.
    İran - Irak Savaşı: İran'la Irak, 1979 devriminden önce 1975 yılında OPEC'in Cezayir'deki bir zirvesinde birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı ve içişlerine karışmama prensibine dayalı bir ortak bildiri yayınladılar. Bu bildiride sınırların belirlenmesi konusunda 1913 İstanbul protokolüyle, 1914 sınır tayini komisyonu tutanaklarının esas alınacağı açıklandı. Bu olaydan sonra gerekli belgeler toplandı ve 12 - 13 Haziran 1975 Bağdat zirvesinde iki ülke arasındaki sınır meselesini çözüme kavuşturan anlaşma yapıldı. Ancak bu anlaşmaya rağmen Irak, 1979 devriminden sonra sınır meselesini yeniden gündeme getirdi. Tartışmalar şiddetlenince Irak, 22 Eylül 1980 tarihinde İran topraklarına karşı askeri harekete geçti. Bu savaş 20 Ağustos 1988'de imzalanan ateşkes anlaşmasına kadar devam etti.
    Dış problemleri: Irak'la ateşkes imzalamış olmakla birlikte bu ateşkes anlaşması sınır meselesini tam anlamıyla çözmüş değildir. İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri'yle de Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları üzerinde bir anlaşmazlığı var. Bu adalar Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı eş-Şarika'nın emiri III. Halid bin Muhammed tarafından 1972'de İran'a bırakılmıştı. Ancak BAE bu adaların kendisine ait olduğu iddiasından vazgeçmiyor. Bu mesele İran'ın 1993 yazında Ebu Musa adasına askeri güç çıkarmasına sebep oldu. Ancak mesele tam olarak çözüme kavuşturulmuş değil. İran, adı geçen adaları hâlen elinde tutuyor.

    İç problemleri: Sosyalist bir anlayışa sahip olan ve Batı tarafından desteklenen Halkın Mücahitleri Örgütü gerçekleştirdiği silahlı eylemlerle ve saldırılarla İran yönetimini yıllardan beri uğraştırmaktadır. Daha çok Irak'ın İran sınırına yakın topraklarında üslenen örgüt militanları zaman zaman İran'a yönelik silahlı saldırılarda bulundukları gibi İran içinde de çeşitli eylemler düzenlemektedirler. 20 Haziran 1994'te, 10 Muharrem kutlamaları esnasında İmam Rıza türbesinde meydana gelen ve yetmiş kişinin ölümüne 140 kişinin de yaralanmasına yol açan patlamadan da yönetim Halkın Mücahitleri Örgütü'nü sorumlu tuttu. İran'ın bir diğer iç meselesi Kürtlerin yaşadığı bölgenin bağımsızlığı için sürdürülen mücadeledir. Ancak genellikle Kürdistan Demokratik Partisi tarafından organize edilen bu mücadele Irak ve Türkiye'deki kadar ciddi bir sorun oluşturmamaktadır.
    Tanınmış İslâmi Hareket Önderleri
    Ayetullah Humeyni: Adı Ruhullah Humeyni'dir. Ayetullah nitelemesi ise Caferi fıkhına göre almış olduğu bir unvandır. Humeyni 25 Eylül 1902'de dünyaya gelmiştir. Çocukluğunda ve gençliğinde İran'ın ileri gelen Caferi alimlerinden dersler aldı. 19 yaşında en önemli Caferi medreselerinin bulunduğu Erak'a gitti. Daha sonra hocası Ayetullah Hairi'nin 1922'de Kum'a yerleşmesi üzerine bu şehre göçtü ve öğrenimini orada sürdürdü. 1962'de başlayan Şah rejimine karşı muhalefetin içinde yer aldı. 1964'te önce Türkiye'ye sonra Irak'a sürgün edildi. Bu tarihten itibaren 1979 devrimine kadar sürekli sürgün hayatı yaşadı. 9 Şubat 1979'da yeniden vatanına dönen Humeyni 3 Haziran 1989'da vefat etti.
    Ahmed Müftizade: Sünni bir aileye mensup olan Ahmed Müftizade 1933'te İran Kürdistanı'nda dünyaya geldi. Gençlik yıllarında Kürdistan Demokratik Partisi saflarına katıldı. Bu sıralarda hapse atıldı ve çıktıktan sonra adı geçen partiden ayrılarak İslâmi hareket içinde yerini aldı. Bir yandan İslâm ilimlerini öğrenmeye gayret ederken bir yandan da etrafındaki gençleri toplayarak onları İslâmi yönden şuurlandırma çalışmalarını yürüttü. Müftizade etrafına topladığı insanlarla birlikte şah rejimini yıkma mücadelesine katıldı. Yönetim değişikliğinden sonra İran'daki sünnilerin durumlarının iyileştirilmesi yolunda çaba harcamaya başladı. Ancak yeni yönetim onun bu gayretlerinden rahatsız olarak kendisini ülkede nifak çıkarmakla suçladı ve 1981'de hapse attı. Müftizade 8 Temmuz 1992'de cezaevinde vefat etti.

    Ekonomi: İran ekonomisi büyük ölçüde petrol gelirlerine dayanır. 1992'de toplam 1 milyar 220 milyon varil petrol üretmiştir. OPEC ülkeleri arasında 1993'te gerçekleştirilen anlaşmadan sonraki günlük petrol üretimi 3 milyon 600 bin varildir. 1993'teki petrol rezervi 61 milyar 300 milyon varil olarak tahmin ediliyordu. Doğal gazın da ülke ekonomisine önemli katkısı olmaktadır. 1992'de 26.6 milyar m3 doğal gaz üretmiştir. 1993'teki doğal gaz rezervi de 17 trilyon 275 milyar m3 olarak tahmin ediliyordu. Petrol ve doğal gazın gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 5 oranındadır. Tarım ve hayvancılık da İran ekonomisinde önemli yer tutar. Tarım gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 18'dir. Toplam iş gücünün yaklaşık % 25'i tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarıma elverişli alanlarının üçte bire yakın bir kısmı suludur. İran - Irak Savaşı ile ABD'nin öncülüğünde gerçekleştirilen İran'ı yalnız bırakma çabaları ve ambargolar ülke ekonomisini olumsuz yönde etkiledi.
    Gayri safi milli hasılası: 140 milyar 987 milyon dolar. (Yıllık safi artış: % 4)
    Kişi başına düşen milli gelir: 2320 dolar.
    Dış ticaret: İhraç ettiği ürünlerin başında petrol, petrol ürünleri, doğal gaz, el dokuması halı, ipek halı, pamuk, deri, değerli taşlar, havyar, kimyon, ilaç, balık, giyim eşyası, kükürt, zamk, sanayide kullanılan otlar ve bazı sanayi ürünleri gelir. İthal ettiği malların başta gelenleri savunma araçları, makineler ve yedek parçaları, elektrikli ve elektronik aletler, mekanik araçlar, ulaşım araçları ve yedek parçaları, demir, çelik, kimyasal maddeler, ilaç, plastik maddeler, çimento, yapı malzemeleri, kağıt, karton ve gıda maddeleridir. Dış ticareti daha çok Almanya, Japonya, Rusya, Türkiye, İngiltere, İtalya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri ve Uzak Doğu ülkeleriyledir.
    Sanayisi: İran'ın en önemli sanayi tesisleri petrol arıtma tesisleridir. Abadan, Isfahan, Şiraz, Lavan, Tahran ve Tebriz'de petrol arıtma tesisleri bulunmaktadır. Ağır sanayi tesislerinin başında Isfahan demir çelik tesisleri gelmektedir. Ayrıca bazı yerlerde petrokimya tesisleri bulunmaktadır. Kurulan bazı sanayi tesislerinde yedek parçası dışarıdan alınmak suretiyle otomobil, traktör ve elektrikli ev aletleri üretilmektedir. Bununla birlikte ülkedeki sanayi kuruluşlarının çoğu hafif sanayi üzerinedir. İmalat sanayisinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 9'dur. Çalışan nüfusun yaklaşık % 12.5'i sanayi sektöründe iş görmektedir.