İskender Pala nın Efsane Adlı Kitabının Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Lavinia tarafından 12 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. İskender Pala Efsane Kitap Özeti

    İskender Pala'nın kaleme aldığı Efsane isimli kitabın özetini konumuzun devamında okuyabilirsiniz. Kitap ile ilgili fikirlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

    Sonsuz ufuklara bakan küçük bir tepenin yamacında bir çiçek ormanının arasındaydı. Kral Fernando Malaga’daki bu yazlık evi küçükken ölen kızı için yaptırmıştı. Yeni Kraliçe Germana ise Tuleytula’daki sarayında hem evvelki kraliçenin çocuklarından hem de çocukları sevmekten uzak yaşamak istediği için burasını gözden çıkarmıştı.

    Kastılya Kralı, Aragon Kralı, Sicilya Kralı, Napoli Kralı, Valencia, Navarre, Sardınya Kontu idi. Avrupa’da Ferdinand diye biliniyordu ve Akdeniz’in çevresinde anıldığında herkes korkudan titriyordu. Eski Kraliçe Aragonlu İsabella ile birlikte İspanya’da Müslümanların kökünü acımasızca kazımıştı. Endülüs devletlerini ortadan kaldırarak bütün Hristiyan dünyasının hakimi olmuştu.

    Billure Malaga’daki eve geldiğinde 12 yaşındaydı. Bir köle pazarından Kral Feernando’nun sarayına yetiştirilmek üzere satın alınır. Mektebin başpapazı Decan Ojeda onun Müslüman olduğunu saklaması için Billure – Beatrix adını koyar. Eğer Müslüman olduğu öğrenilirse hemen öldürülürdü.

    Beatrix okulu sevmişti. Yazın köydeki evlerini hatırlatıyordu. Elbette en çok özlediği şey Türkçe konuşabilmekti. Alkala tanıştığında Beatrix 13 yaşında, Alkala 15 yaşındaydı. Alkala 5 dil bildir ve harita çizimini ve okumasını bilirdi. Beatrix ve Alkala anlaşma yaparlar. Beatrix Alkala’ya Türkçe öğretecek, Alkala ise ona Arapça ve Almanca ile birlikte harita okumayı öğretecektir.

    Beatrix 15 yaşına geldiğinde Fernando’nun sarayına bakire bir kız isterler. Bunun üzerine Alkala ve başpapaz Beatrix’in kaçmasına yardım ederler. Alkala Beatrix’i bir köye götürür ve ona bir gemi bulmaya çalışır. Fakat bu sırada köle yapanlar Beatrix’i kaçırırlar. Beatrix nereye gideceğini bilmeden başka kızlar ile birlikte bir gemiye doldurulur.

    Akdeniz kıyılarında Osmanlı gemileri onların gemisine saldırır ve kızların hepsini kurtarırlar. Gemide onlardan başka Eleves Dükü’nun karısı yanında dört kadın hizmetkarları ve bir de bebek bulunur. Saldırı sırasında gemide yangın çıkınca Beatrix bebeği kurtarırken elleri yanar. Osmanlılar onları köle pazarında satar ve kiliseden onları satın alırlar.

    Alkala her yerde Beatrix’i arar fakat bulamaz. Bunun üzerine Hızır Reis’in gemisinde harika okuma ve çizimi üzerine işe başlar. Kısa sürede Hızır Reis’in en güvendiği adamlarından bir tanesi haline gelir. Alkala’nın kendine verdiği bir söz vardır ve bunu herkesten gizler. Kendine verdiği söz annesini ve babasını öldüren ve tüm kötü yok eden adamları bulup öldürmektir.

    Her sonbaharda Alkala gemiler kızağa çekildiğinde başrahibi görmeye gider ve aynı zamanda Beatrix’i götürdüğü köye gider ve onu bulmayı umar. Beatrix’i bulamaz fakat köyünü basanlarından bir kaçını bulur ve onları öldürür.

    Beatrix satıldığı kilisede rahibe olur. Bu yüzden Alkala’dan umudunu tamamen keser çünkü rahibe olduğu için Alkala’nın ondan nefret edeceğini düşünür. Bir zamanlar rahibe olmak aşık olduğu Müslümanla birleşmesine mani oluyordu. Akdeniz’in altı ve üstü arasında acımasız bir din savaşı vardı ve kendisi de Müslüman bir çocuk iken Hristiyan ile aşka engel görüyordu.

    Alkala sonunda Beatrix’i bulur fakat tam bu sırada Sultan Süleyman, Hızır Reis’in İstanbul’a gelmesini buyurur. Bunun üzerine hazırlıklar tamamlanır ve Osmanlı Kaptanı Deryası Hızır Hayrettin Paşa’nın donanması da limandan ayrılır.

    Alkala Beatrix’i bulunca rahibeliğin engel olmadığı söyler fakat Beatrix onun insanları öldürmesini kabul edemez. Alkala sevdiği için herşeyi yapar ve birlikte mutlu mesut bir şekilde yaşarlar.
    Sekiz yıl sonra Hayreddin Paşa ölür. Hayreddin Paşa sevilerek yaşamıştı ve herkes Sultan Süleyman’ın konağındaki cenazeye katılır. Hayreddin Paşa vasiyeti üzerine Sinan ustanın yaptığı türbeye suyun altına gömülür. Türbesi gece gündüz her daim ışıkla nurlandırılır.

    Bundan böyle Hayreddin Paşa’nın aziz hatırası için Osmanlı donanması ne vakit sefere çıksa önce buraya gelir ve ruhuna Fatiha okuyacak, dönüşte zafer duasını onun huzurunda yapacaktır. Bundan böyle türbesinin önünden geçen her gemi hız kesip onu selamlayacak eğer gece ise fenerlerini kısacaktır. Adı kıyamete kadar yaşayacaktır.