İslam Felsefesinin Kaynakları ve Özellikleri

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Nehir tarafından 30 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. İslam Felsefesinin Kaynağı ve Özellikleri

    İnsanlık tarihi boyunca felsefenin konusu olan insanın kendisini, başkaları ve kainatla olan münasebetini, ve tabiat üstü güçlerin varlığı/yokluğu ve onlarla alakasını İslamın temel esaslarını zedelemeden, yahut onlardan yola çıkarak akli delillere dayalı ve sistemli bir şekilde yorumlama ve izah etme temelinde gelişmiş İslam ilimlerine Islami felsefe denebilir. İslami felsefe tarihi süreç içerisinde pek çok dal ve okullara ayrılmıştır.

    İslam dininin itikadi esaslarının akli deliller esas alınarak incelenmesi, değerlendirilmesi ve izahi Islami felsefenin onemli bir ruknunu olusturur ki bunun sistemli hale getirilmis haline ilm-i kelam denilmektedir.

    Itikada ait meselelerin akil perspektifinde degerlendirilmesinde zamanla farkli okullar olusmustur. Bunlara itikadi mexhepler denilmektedir.



    Başlıcaları



    * Selefiyye

    * Maturudiyye

    * Esariyye



    olarak siralanabilir.

    İslam Felsefesinde daha çok tasavvufi konuların ele alındığı ve değerlendirildiği saha, yer yer tasavvuffelsefesi olarak isimlendirilmişse de, tasavvufun tanımı gereği bu tabirin genel kabul gördüğü söylenemez.

    İslam Dunyasinda Gelisen Felsefi Akimlar

    Islamiyetin Hicri 1. asirda hizla gelismesi ve yayilmasi ile birlikte onceden muslumanlarin yabanci oldugu kulturlerle temasi siklasmistir. Islamiyet'in akla verdigi onem ve serbesti, bu yeni kulturlerde mevcut felfesi birikimin tercumeler vasitasiyle hizla musluman ilim adamlari arasinda yayginlasmasini da beraberinde getirmistir. Henuz sistematik felsefe kulturu gelismemis olan musluman araplarin Yunan felsefesi ile bu ilk tanisikliklari daha ziyade edilgen nitelikte ve etkilenme seklinde olmustur denebilir.

    Her ne kadar, farkli bir kulturde yeni gelisen bu felsefenin içerdiği ekoller İslami temel esaslardan uzaklaşmamaya çalışmış olsalarda, Yunan felsefesi etkili olmus ve itikadi esaslarla çelişen çeşitli ekoller ortaya cikmistir. Bunlarin arasinda, ateizm temelinde kurulmuş maddeci Dehriyyûn ekolü (ki en önemli filozofu İbn Ravendi (ö. 910) dir), Islami esaslardan ne kadar ulazkasildigina bir ornek olarak gosterilebilir.





    Daha sonra genel olarak felsefe ekolü ile kelam ekolü arasında çok büyük görüş ayrılıkları çıkmış ve İslami ilimlerde felsefeden ayrı bir yere sahip olmuştur. İtikadi konularda felsefe ekolü ile kelam ekolü arasında görüş ayrılıkları mevcuttur. Her ne kadar bu iki farklı grubun düşünceleri diğer grup ve mezheplere oranla daha akli bir bazda olsa da, kelam felsefeye oranla klasik dini itikada ve nakile daha yakındır. İslam filozofları ve felsefi ekoller ise itikadi konularda daha çok aklı baz alırlar ve akıl ile naklin çeliştiği yerlerde aklı tercih eder, çoğu kez nakli tevil ederler.

    Islam dunyasinda ortaya cikan felsefi yaklaşımlar ve pek cok hususiyetleri ve ozellikle dine bakışlari açısından farklılık arzederler.