İslamda Örtünme Şekli Nasıldır

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Demir tarafından 6 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. İslamda Örtünme Şekli

    Örtü erkek elbisesi veya kâfir elbisesine benzememelidir.

    Kadının Pantolon Giymesi Mesela pantolon her iki benzeme çeşidine de girer Doğrusu erkeklerin de dar pantolon giymesi caiz değildir Rasulullah aleyhissalatu vesselam erkek elbisesi giyen ve erkekler benzemeye çalışan kadınlara ve kadın elbisesi giyen ve kadınlara benzemeye çalışan erkeklere lanet etti" (Buhari,Ebu Davud,Tirmiz...)

    Bazıları zayıf bir hadiste gelen Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in kadınlara sirval giymeyi tavsiyesinde geçen “sirval” kelimesini “pantolon” olarak tercüme etmişlerdir Bu büyük bir hatadır İbn Manzur’un Lisanu’l-Arab adlı eserinde s-r-l maddesinde şöyle geçer:

    “Ebu Hureyre Radıyallahu anh dedi ki: dar sirval’den yasaklandı Ebu Ubeyd dedi ki: “Sirval: uzun ve bol dondur”
    Yani sirval ile kastedilen, kadınların etekleri altına giydiği şalvardır Kadınlar cilbab (dış örtü) altına dahi pantolon giyemezler Bu lanete sebep olan bir giysidir Allah ve rasulünün lanet ettiği bir şeyi kadınlar cilbab altına veya evde yalnızken dahi giyemezler Nitekim peruk hakkında da lanet varid olmuştur Kadınlar başörtü altından ve ev içinde dahi peruk giyemezler Kadınların pantolon giymesindeki diğer bir sakınca da; onların kendi aralarında da avretlerini örtmekle mükellef olmalarından dolayıdır Dış örtüsü altına pantolon giyerek ziyarete giden bir kadın, mahremlerinin veya hanım arkadaşlarının yanında dış örtüsünü çıkardığı zaman vücut hatlarını belli eden pantolon ile avretini muhafaza edemeyecektir Dar eteklerde de aynı durum söz konusudur.

    Daimi Fetva Komisyonu (el-Lecnetu’d-Daime) şöyle bir fetva yayınlamıştır:
    “Pantolon giymek kadınlara caiz değildir Bunda erkeklere benzemek söz konusudur Zira pantolon erkeklerin giydiği bir elbisedir Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiştir”
    Yine bu komisyonun diğer bir fetva kararı şu şekildedir:
    “Kadının dışarı çıkarken elbisesini omzuna atması caiz değildir Zira bunda erkeklere benzeme vardır”
    Âişe (ranha)'ya bir kadının erkek terliği giydiği söylendi de; "Rasululah (Sallallahu aleyhi ve sellem), kadınlardan kendini erkeğe benzetmeye çalışanlara la-net etti" karşılığını verdi ( Ebu Davud)

    Lanet, Allah'ın rahmetinden uzaklık demektir
    Özel hayatında giydiği elbisenin üstünden tek parça çarşaf, ayağa kadar uzun manto veya pardösü gibi bir elbise giymeden dışarı çıkarsa günahkâr olur. Çünkü bu durumda Allah’ın farzlarından birisini terk etmiş olur. Bu durum omuzlardan aşağıya kadar salıverilecek elbise ile ilgili bir hükümdür.

    Ancak kadının vücudunun üst kısmını yani başını, başörtüsü veya başörtüsünün yerini tutacak başın tümünü ve boynunu örtecek, göğüslerine kadar salınacak bir örtü ile örtmesi gereklidir. Kadın, çarşıya çıkmak istediği veya cadde ve sokakta yürümesi gerektiği zaman başörtüsü veya aynı vazifeyi görecek, genel hayatta kullanacağı bir örtünün bulunması gereklidir. Buna göre kadın, başında başörtüsü ve omuzlarından aşağısını örten çarşaf, manto türü iki parçadan oluşan bir elbise bulunursa çarşıya çıkabilir, cadde ve sokaklarda yürüyebilir. Eğer bu iki tür örtü bulunmazsa, hangi halde olursa olsun kadının genel hayata çıkması caiz değildir. Çünkü örtünme emri bu iki örtü için genel olarak gelmiştir ve tüm durumlarda genel olarak da kalmıştır. Zira ayetteki emri tahsis edici bir şey yoktur. Genel hayatta bu iki örtünün örtülmesinin farziyetinin delili yüce Allah’ın şu ayetleridir:
    وليضربن بخمرهن على جيوبهن ولا يبدين زينتهن الا ما ظهر منها
    “Başörtülerini yakalarının üstüne vursunlar. Kendiliğinden görünen hariç ziynetlerini göstermesinler.” (Nur 31 )

    Omuzlarından aşağıda kalan kısmın örtülmesi ile ilgili ayet ise şudur:
    يا ايها النبي قل لازواجك وبناتك ونساء المؤمنين يدنين عليهن من جلابيبهن
    “Ey Nebi! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına cilbablarını üstlerinden salmalarını söyle” (Ahzab 59)
    Bu delillerin tümü, kadının genel hayatta dış elbisesini giymesi gerektiğine açıkça delalet etmektedir. Allahû Teâla, genel hayatta kadının giymesi farz olan bu elbiseyi yukarıda geçen her iki ayette, dikkatli, eksiksiz ve kapsamlı bir şekilde nitelemektedir. Gömleğin ve elbisenin yakasından görünen yerlerini gizlemeleri için başlarını, göğüslerini ve boyunlarını örtsünler.

    Cilbab veya çarşaf ya da mantoda aranan şart veya özellik, kadının iki ayağını da gizleyinceye kadar aşağıya kadar salıverilmesidir. Ayette: “Cilbablarını üstlerinden salmalarını söyle” Yani dış elbiselerini üzerlerine yaysınlar. Bu durumda ayet, mantolarını veya çarşaflarını aşağıya kadar salıversinler anlamına gelmektedir. Zira İbni Ömer’den rivayet edilen bir hadiste şöyle denilmektedir:
    “Kim kibirlenerek elbisesini yerde sürüklerse kıyamet günü Allah ona bakmaz.”, deyince Ümmü Seleme: “Kadınlar eteklerini ne yapacaklar.” dedi. Allah’ın Rasulü “Bir karış salsınlar” buyurdu. Ümmü Seleme “Bu takdirde ayakları açılır.” deyince Allah’ın Rasulü: “Bir dirsek salsınlar, artırmasınlar.” buyurdu.”

    Bu hadis, kadınların giydikleri dış elbiselerin ayaklara kadar uzandığını ve ayaklarını örttüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Eğer ayakları, çorap veya ayakkabı ile örtülmüş olsa bile yine de dış elbiselerini aşağıya kadar salıvermeleri gereklidir. Ayakların herhangi bir şeyle örtülmüş olması zorunlu değildir. İşte böylece kadının dışarı çıkmak için giymiş olduğu elbisenin üstüne geniş bir elbise giymesinin vacip olduğu açıklanmış olmaktadır. Ayaklara kadar uzanan bir elbise giymek farzdır. Aksi takdirde Allah katında günahkâr olur.

    Ayrıca tesettürün amacı güzelliği gizlemek olduğundan,renkli desenli, vücut hatlarını belli edecek şekilde dar ve kadını çekici gösterecek şekilde bir başörtüsü ve pardesü de uygun değildir.Tesettür konusunda en uygun olan çarşaf olmakla beraber giyemeyenlerin en azından lacivert,kahverengi,gri gibi koyu renklerde gösterişi olmayan dış kıyafetler giymelidirler.Aksi taktirde amacından sapmış olunur.

    Ayette geçen cilbabın tarifleri:
    a) Baştan aşağı örten çarşaf, ferrace, car gibi dış elbisenin adıdır
    b) Kadınların elbiselerinin üstüne giydikleri her çeşit giysidir.
    c) Tepeden tırnağa örten giysidir. Kadınların tesettür ettikleri her türlü elbise ve başka şeylerdir.
    d) Çarşaf ve peçedir.

    Cilbabı giyme tarzı :
    1- İbni abbas (r.a) yukarıda mealini verdiğimiz Ahzab suresinin 59. ayeti hakkında şöyle demiştir “ALLAH(c.c.) mü’min kadınlara bir hacet için dışarı çıktıklarında yüzlerini başlarının üzerinden cilbablarıyla örtmelerini ve yalnızca bir gözlerini açmalarını emretmiştir. (Taberi, İbni Kesir, Suyuti Dürrül Mensur Ve Sabuni)

    2- İbni Sirin şöyle demiştir : bu ayeti (tabiinin büyük alimlerinden) Abidetüs-selmaniden sordum. Elbisesiyle başını, yüzünü örterek, sol gözünü açarak, hareketleriyle nasıl olacağını gösterdi. (Suyuti Dürrül Mensur, İbni Kesir )

    3- İbni abbas ve Katade şöylede demişlerdir : Alnının üzerinden bağlar, diğer ucunu da burnunun üzerinden bırakır. Gözleri görünse de bu hal onun göğsünü ve yüzünün büyük bir kısmını örter. Hasanı Basri ise “yüzünün yarısını örter” demiştir. (Tefsiri Kurtubi ve İbni Kesir)

    4- Tefsiri Beyzavi : Bir hacet için dışarı çıktıklarında çarşaflarıyla bedenlerini ve yüzlerini örtsünler. (c: 2-s:252)

    5- Ebul Ferec İbnül Cevzi : başlarını ve yüzlerini örtsünler. (Zadül Mesir. C:6-s:422)

    6- Tefsiri Celaleyn : Cilbab kadının bütün vucudunu örten örtüdür. Hacetleri için dışarı çıkarken bir kısmıyla yüzlerini örterler, ancak bir gözlerini açıkta bırakırlar.

    7- Sahabe ve tabiin döneminden sonra gelen bütün büyük müfessirler de bu ayeti (yukarıda geçtiği gibi) aynı şekilde tefsir etmişlerdir. (Tefhimül Kur’an: c:4.s:459)
    8- Tefsirlerin izahlarından anlaşılacağı üzere : cilbabı örtmekte iki şekil vardır. Birisi kaşlarına kadar başını örttükten sonra büküp yüzünü de örtmek ve yalnız tek bir gözünü açık bırakmak. İkincisi de alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnunun üzerinden dolayıp, gözlerini ikisi de açık kalsa bile yüzün büyük bir kısmını ve göğsü tamamen örtmüş bulunmaktır. (Elmalı : c:6-s:338)