İslam'ın Bilime Verdiği Değer

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve webkolik tarafından 16 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    İslam geleneğinde bilgi, bir şeyi bütün gerçekliği ile kavramaktır.Allah insanı, bilme ve öğrenme potansiyeli ile yaratmıştır. Bir ayette: "Adem'e eşyanın isimlerini öğrettik.." buyrulur. Allah’ın Hz. Adem ve onun şahsında bütün insanlığa isimleri öğretmesi, kendisine konuşma ve eşyayı adlandırma yeteneği vermesi anlamına gelir. Bilgi, teorik ve pratik olmak üzere iki kısma ayrılır. Teorik bilgi, yaşadığımız dünyada; insan, hayvan, bitki, ay, güneş, yer, gök gibi varlıkların bilinmesi; pratik bilgi ise, uygulamaya yönelik bilgi türüdür. Bu da akıl ve işitmeye dayalı bilgi üretimi şeklinde meydana gelir. İslam’ın iki kaynağı olan Kur’an ve Hz. Peygamber (s.a.v)’in hadislerinde bilgiye büyük bir değer verildiği görülür. Bilgi ve bilme eylemini yüklenenlerle ilgili Kur’an’dan bazı ayetler şöyledir:

    “... Kulları içinde Allah’a en çok saygı duyan, bilginlerdir...”

    “...Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..”

    Hz. Peygamber (s.a.v): “...Rabbim! İlmimi artır” demekle emrolunmuştur. Bu bağlamda bilginin önemini vurgulayan hadisler de çoktur. Bir rivayette Hz. Peygamber (s.a.v): “Bir toplumda hiçbir bilgin kalmayınca, insanlar bilgisiz kimseleri yöneticileri olarak seçerler. Bunlara bir şey sorulduğunda, bilgi sahibi olmadıkları halde cevap verirler. Böylece hem kendileri sapıtırlar hem de insanları saptırırlar” buyrulur.

    Hz. Peygamber (s.a.v) davete başladığında bugünkü gibi öğretim kurumları oluşturulamamış, sahabenin öğretim faaliyeti için bazı evler mekân olarak seçilmişti. Mekke döneminin ilk yıllarında sahabeden Erkam’ın evi olan Dâru’l-Erkam’ı bir eğitim ve öğretim merkezi olarak seçmesi buna örnektir. Burada Kur’an ayetleri okunuyor, yazılıyor, dinî bilgiler öğreniliyor ve bu bilgilerin uygulaması yapılıyordu. İslam’ı öğrenmek isteyenler buraya geliyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.v), hicretten iki yıl önce Mekke’ye gelip Akabe mevkiinde Müslüman olan Medinelilerin eğitimi ile ilgilenmiş; onların isteği üzerine Kur’an’ı ve İslam’ın prensiplerini öğretmek için Medine’ye Mus’ab b. Umeyr’i öğretmen olarak göndermiştir.

    Hz. Peygamber (s.a.v), Medine’ye hicret ettiği zaman, orada bir eğitim modeli inşa etmiştir. Medine’de Mescid-i Nebevi’nin önündeki kapalı alanda bizzat kendisi “Suffe” denilen ve öğrencileri de “Ashab-ı Suffa” olarak bilinen bir eğitim kurumu açmıştır. Burası, İslami ilimlerin öğretildiği ilk örgün eğitim kurumudur. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v), sahabeden Ubade b. Samit’i, okuma-yazma ve Kur’an öğretmeni olarak Suffe okulunda görevlendirmiştir. Bedir zaferinde esir alınan bazı okur-yazar Mekkelilere, on müslümana okuma-yazma öğretmeleri karşılığında özgürlüklerine kavuşturulacaklarını bildirmiş olması, Hz. Peygamber (s.a.v)’in, Müslümanların eğitimine verdiği önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

    İslam’da sadece örgün eğitim kurumları yoktu. Aynı zamanda yaygın eğitim kurumları da vardı. Mescid-i Nebevi’den başka camiler de bu kurumlar idi. Peygamberimiz zamanında Medine’de içinde eğitim-öğretim faaliyetlerinin yapıldığı en az dokuz cami vardı. Buralarda da din ve dünya ile ilgili ilimler değişik bilginler tarafından okutulurdu. Bu eğitim faaliyetleri sonucunda, Müslüman toplumlarda yetişen ilk öğrencilerden kendi alanlarında uzmanlaşan bilginler de ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v), eğitimi, sadece din eğitimi ile sınırlandırmamıştır. Ashabını, pek çok konuda bilgi sahibi olmaları için teşvik etmiştir. Sahabeden Zeyd b. Sabit’e yabancı dil öğrenmeyi bizzat Hz. Peygamber (s.a.v) önermiştir. Ayrıca, Müslümanları ziraat, tıp, astronomi gibi alanlarında bilgilenmeleri için de yönlendirmiştir.

    Hz. Peygamber döneminde temelleri atılan ilk İslam eğitim kurumu olan “Suffe”, İslam tarihinde, ilk örgün eğitim kurumları olan medreselerin inşasında model oluşturmuştur. Özellikle Emeviler ve Abbasiler döneminde eğitim kurumları çeşitlendirilmiş, eğitim müfredatları daha çok geliştirilmiştir. İslam’ın görkemli şehirleri arasında yer alan Basra, Bağdat, Kufe, Şam, Kudüs, İskenderiye, Kahire, Tunus, Kurtuba, Gırnata, İşbiliye’de açılan medreseler ünlüdür. Eğitim-öğretim faaliyetleri, bazı ilim adamlarının evleri, kitapçılar ve kütüphanelerde de sürdürülmüştür. İslam eğitim tarihinde ilk düzenli eğitim ve araştırma kurumu Abbasi Halifesi Me’mun’un Bağdat’ta açtığı Beytü’l-Hikme’dir. Burası bir üniversite olup Müslümanların yanı sıra Hristiyanlar, Yahudiler, Süryaniler ve Sabiler de burada çalışmaktaydı.