İslamiyet'in Kabulünden Sonraki Türk Ailesi

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Elif tarafından 26 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    İslamiyetin Kabulünden Sonraki Türk Ailesi

    İslamiyette evlilik,iki şahit huzurunda ve karşılıklı rıza anlayışıyla gerçekleştirilir. İslam dininde, müslüman kadın ancak müslüman bir erkekle; müslüman erkek ise, müslüman bir kadınla evlenebileceği gibi diğer dinlerden kadınlarla da evlenebilir.

    İslamda evlilik,nesli devam ettirmenin yanında,topluma hayırlı evlatlar yetiştirmeyi de esas alır.

    Türkler İslamiyet'i 9. yüzyıldan itibaren kabul etmeye başlamıştı.İslamiyet kabul edildikten sonra da Türk aile yapısı büyük ölçüde geleneksel özelliğini sürdürmüştür.

    Kuzey-Doğu Anadolu Bölgesi'nde 13. yüzyılda yaşanmış olup 14.15. yüzyılda Oğuz lehçesiyle yazıya geçirilen Dede Korkut Hikayeleri'nden İslamiyet'ten sonraki Türk Ailesi hakkında önemli bilgiler elde etmekteyiz.Bunlardan Dirse Han Oğlu Bugaç Han Hikayesi'nde, Dirse Han, Hatununa şöyle seslenir:

    ''Beri gel başımın bahtı,evimin tahtı
    Evden çıkıp yürüyünce selvi boylum
    Topuğunda sarmaşınca kara saçlım
    Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
    Çifte badem sığmayan dar ağızlım
    Kavunum,yemişim,düvleğim.''

    Bu sesleniş,Oğuz Beyleri'nin eşlerine ne kadar itibar ve iltifat ettiklerini,duygularını onlarla nasıl paylaştıklarını gösteriyor.

    Yine aynı hikayede hatunun,kocasına söylediği şu sözler de Oğuz kadınlarının kocalarına ne kadar bağlı olduklarının ve saygı gösterdiklerinin bir ifadesidir:

    ''Beri gelsene başım tahtı,evim tahtı
    Han babamın güveyisi
    Kadın anamın sevgisi
    Atam anam verdiği,Göz açıp gördüğüm
    Gönül verip sevdiğim
    A Dirse Han!''​


    Yukarıdaki seslenişlerde görüldüğü gibi,İslamiyet'ten sonraki Oğuz ailesinde karı-koca arasında karşılıklı olarak çok güçlü bir sevgi ve saygı vardır.

    Yine ''Dirse Han Oğlu Bugaç Han Hikayesi'nde, ''Dirse Han, ''Dişi ehlinin sözü ili ulu toy eyledi,hacet diledi'' sözlerinden çok önemli bir iş olan toy (şölen) toplamada eşinin isteğini yerine getirmesi, Dirse Han'ın hatununa verdiği değeri göstermektedir.

    İslamiyet'in kabulünden sonraki Türk ailesinde karı-koca arasındaki bağlılığa ve fedakarlığa güzel bir örnek de ''Deli Dumrul' hikayesinde vardır. Bu hikayede Azrail, Deli Dumrul'dan kendi canı yerine can bulmasını istediğinde, ona sadece canını vermeyi kabul eden, iki çocuğunun anası olan hatunuydu. Deli Dumrul böyle bir istekte bulununca hatunu, kendisine şöyle seslenir:

    ''Ne dersin, ne soylarsın
    Göz açıp gördüğüm,
    Gönül verip sevdiğim
    Koç yiğidim, şah yiğidim!
    Karşı yatan karadağları,
    Senden sonra ben neylerim?
    Altınını, akçanı harcar olsam,
    Benim kefenim olsun!
    Senden sonra bir yiğidi,
    Sevip varsam, birlikte yatsam,
    Ala yılan olup beni soksun!
    Arş tanık olsun! Kürsi tanık olsun!
    Yer tanık olsun! gök tanık olsun!
    Ulu Tanrı tanık olsun!
    Benim canım, senin canına kurban olsun!''