istanbul şiirleri uzun

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve Elif tarafından 25 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    istanbul şiirleri uzun, istanbulla ilgili uzun şiirler

    uzun istanbul şiirleri en güzel;

    İstanbul Aşkı Şiiri

    [​IMG]

    İstanbul aşık olduğum şehir
    Seyrine doyum olmaz boğaz manzarası
    Değişmem taşına toprağına hiçbir yeri
    İstanbul en güzel aşkların başkenti

    Yapraklar döküldü bak
    geldi sonbahar mevsimi
    Görmek isterim gül yüzünü
    duymak isterim sesini
    Gel gönlüme dindir
    bu ayrılık hasretini
    Gülemem bir tanem sevemem
    yaşayamam bilmezsen kıymetimi

    İstanbul derdim sendende büyük
    Kaybettim nazlı yarimi gülemem
    Bundan sonra severmiyim yürekten bilemem
    Kim tutar yerini
    bir başka gönüle giremem ben
    Sensiz bomboş yıkılmışım viraneyim
    Bundan böyle gülmez yüzüm
    hergün kederdeyim
    Senden sonra severmiyim
    gülermi gözlerim
    Kİm tutar yerini
    sen aşkın tek adresisin

    Sedat Kesim


    Güneş İstanbul doğdu bu sabah


    [​IMG]

    Güneş İstanbul doğdu bu sabah,
    Sıcacık bir yaz gününde,
    Buram buram İstanbul kokuyor çiçekler,
    Kuşlar bir başka ötüyorlar,
    Sanki İstanbul’u çağırıyorlar bana,
    Minicik kanatlarına İstanbul’u yükleyip,
    Taşıyorlar onu düşlerime.

    Rüzgar, ılık ılık İstanbul esiyor yüzüme,
    Gökyüzü, İstanbul rengine bürünüyor,
    Bulutlar, İstanbul şeklinde geçiyorlar semadan,
    Ağaçların dallarında İstanbul açmış yapraklar.

    Soluduğum hava İstanbul,
    Gözlerime açılan dünya İstanbul,
    Ayaklarımı bastığım toprak İstanbul,
    Ve gözümden akan yaş yine İstanbul.

    Yine batıyor İstanbul doğan güneş,
    Karanlığa bürünüyor gece,
    Milyarlarca yıldız parlıyorlar İstanbul’ca,
    Elimi uzatsamda ulaşamıyorum onlara.

    İstanbul bana, ben İstanbul’a hasret,
    Bir gün daha dün oldu hayatımdan,
    Belkide bu son elvedamdı İstanbul’a,
    Gurbetin soğuk karanlığında,
    Güneş İstanbul battı bu akşam.
     

  2. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Cevap: istanbul şiirleri uzun

    İstanbul’u Dinliyorum

    [​IMG]

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
    Yavaş yavaş sallanıyor
    Yapraklar ağaçlarda;
    Uzaklarda, çok uzaklarda
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
    İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı;
    Kuşlar geçiyor derken
    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
    Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları;
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Serin serin Kapalıçarşı,
    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
    Güvercin dolu avlular,
    Çekiç sesleri geliyor doklardan
    Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Başımda eski alemlerin sarhoşluğu,
    Loş kayıkhaneleriyle bir yalı
    Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
    İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir yosma geçiyor kaldırımdan.
    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
    Bir şey düşüyor elinden yere;
    Bir gül olmalı.
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.
    Alnın sıcak mı, değil mi biliyorum;
    Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;
    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
    Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
    İstanbul’u dinliyorum.

    Orhan Veli KANIK​
     


  3. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Cevap: istanbul şiirleri uzun

    İSTANBUL DESTANI

    ...var ki İSTANBUL /...yok ki İSTANBUL
    [​IMG]

    Sana bilmem hangi yönden bakayım
    Gece başka gündüz başka güzelsin
    Kâinatta eşsiz tek ve özelsin
    Çağlar değiştirdi sevdan İSTANBUL

    Efendimiz malum ezelden tanır
    Binlercesi şehrin can kıskanır
    Sinende yaşayan cennettir sanır
    Cihanda emsalin yok ki İSTANBUL

    Kalbini son defa fethedenlere
    Elveda deyip de gitmeyenlere
    İmkân bulamayıp gelmeyenlere
    Engin hoşgörünle kızma İSTANBUL

    Kâbe-i ziyaretgâhların vardır
    Şühedadan namazgâhların yardır
    Âlem-i insanlar çok arzu-dardır
    Sevenin koynunda sar ki İSTANBUL

    Köklü medeniyetlerin evisin
    Tarihler boyunca ananevisin
    Mukaddesatını yâd el de bilsin
    Sırr-ı nikabını aç ki İSTANBUL

    Her dinin mensubu ibadet eder
    Havra Kilise ve Cami’ye gider
    O insanlar gönül diliyle ne der
    Sessiz niyetleri duy ki İSTANBUL

    Tüm insanlar âlâ şeyler yazmışlar
    Anlatacak bir söz bırakmamışlar
    Nesillere misal hep taşımışlar
    Ölçülmez değerin var ki İSTANBUL

    Arz ile deniz ve mehtap bakıyor
    Gerçek yıldızlardan taçlar takıyor
    Her gönülde sevdan ataş yakıyor
    Türlü dillerdesin bil ki İSTANBUL

    Elbet ben de bir gün gelir geçerim
    İlahi yasaya ben de naçarım
    Yardan ya da senden vaz mı geçerim?
    Bir eser de benden al ki İSTANBUL

    Çınlar Cami’lerden ezan(ı)salası
    Yıkar nefisleri def-i belası
    Zeki'midir sanki tek müptelası
    Eyyüb Sultan başta say ki İSTANBUL

    Zeki İ.KIZILIŞIK​
     

  4. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Cevap: istanbul şiirleri uzun

    Kızkulesi

    [​IMG]

    Denizin ortasında
    Uykusu kaçmış bir gemi
    Bütün ışıklarını açıyor
    Uzaktan çapkın çapkın
    Göz kırpıyor deniz feneri
    Ay doğuyor, sandallar toplanıyor bir araya
    Kaçın kurası Üsküdar vapuru Deniz ve Vapur
    Saat başı görücü gönderiyor
    Güvertesinden bir kuşu
    Onunsa derdi başka bambaşka
    Her şairle ayrı
    Adı çıktığından beri

    Ali Asker BARUT

    Canım İstanbul


    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

    İstanbul benim canım;
    Vatanım da vatanım...
    İstanbul,
    İstanbul...

    Tarihingözleri var, surlarda delik delik; Boğaz Köprüsü
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
    Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

    O manayı bul da bul!
    İlle İstanbul`da bul!.
    İstanbul,
    İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.
    İstanbul,
    İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler....
    Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar..

    Gecesi sünbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul…

    Necip Fazıl KISAKÜREK