İstanbul'da Bulunan Çeşmeler

Konusu 'Bunları biliyormuydunuz' forumundadır ve Elif tarafından 6 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Meydan çeşmeleri: isminden de anlaşıldığı üzere şehir meydanlarında bulunan çeşmelerdir. Anıtsal bir yapı görünümde inşa edilmiş, görkemli çeşmelerdir. İstanbul’da Tophane Çeşmesi, Üsküdar III. Ahmet Çeşmesi meydan çeşmeleridir.

    Köşe çeşmeleri: binaların ya da sokakların köşelerinde yer alan, bazıları iki ya da üç cepheli olarak inşa edilmiş çeşmelerdir. İstanbul’da Abdülmecit Han Çeşmesi köşe başı çeşmelerindendir.
    Duvar çeşmeleri; genellikle cephesi bir duvara bitişik olarak basit şekilde kesme taştan inşa edilmiş çeşmelerdir. Topçubaşı İsmail Ağa Çeşmesi’ni bu çeşmelere misal olarak verebiliriz.

    Dış mekanlarda yer alan bu çeşmelerin haricinde bir de oda çeşmeleri vardır. Bu çeşmeler, oda, sofa gibi iç mekanlarda temizlik, suyun iç ferahlatıcı sesinden istifade etmek, ev içindeki seslerin hariçten duyulmasına mani olmak için imar edilmiş oldukça dekoratif çeşmelerdir.

    Bir de mimari olarak farklı olan sütun çeşmeler vardır. Bu çeşmeler yer kaplamayan bir sütun üzerinde yer alan musluk ve hazneden ibaret çeşmelerdir. Mimarî olarak incelik, süsleme ve güzellikten bu çeşmeler de nasibini almıştır. Hepsi farklı mimariye sahip olan bu sütun çeşmelerden binlerce inşa edilmiştir. Hüsrev Paşa Çeşmesi, Hacı Beşir Ağa Çeşmesi bu sütun çeşmelerdendir.

    Çeşmeler bulundukları yere göre de meydan çeşmeleri, köşe çeşmeleri, duvar çeşmeleri gibi isimlerle zikredilirler.

    Osmanlı’da bu kadar çok ve çeşitli çeşme olmasının nedenleri

    O dönemlerde evlerde su olmaması bu kadar çok çeşme inşa edilmesinin sebebi olabilir? Elbette bunu sebep olarak gösterilebilir ama bu durumu yalnızca bu sebeple açıklayamayız. Çünkü tek sebep ihtiyacı karşılamak olsa bunu alelade ve daha az sayıda çeşmeyle karşılamak mümkündür. Oysa daha önce de belirttiğimiz gibi çeşmelerin mimarisi ayrıca özenlidir.

    Muhakkak ki bu kadar çeşitli, bu kadar görkemli, bu kadar dekoratif çeşmelerin inşa edilmiş olması ve bu çeşmelerin büyük bir kısmının vakfedilmiş olmaları İslam inancı ve yaşayışıyla açıklanabilir. Osmanlı medeniyetinin bir İslam medeniyeti oluşunun da önemi büyüktür.

    İstanbul, Bursa,ya da Safranbolu’daki bir çeşme bizi Mekke ve Medine’ye bağlar. Oradan beslenir.
    Bu manevi tesirin de birkaç boyutundan söz edebiliriz. Biri sadaka verme ve su sadakasıyla ilgili boyutudur. Büyüklerimiz hayrat çeşmeler yaptırarak su sadakası vermenin ve sadaka-i cariye bırakmanın gayreti içinde olmuşlardır. Bir diğeri dinimizde temizliğe verilen değerle ilgilidir. Bir başka boyutu dinimizde çok önemli bir ibadet olan namazın abdest, dolayısıyla suyla ilgisidir zira namazgah çeşmeleri olarak isimlendirilmiş çeşmelerimiz de mevcuttur. Bu çeşmeler şehir dışında, kervanların konakladığı menzillerde namazgahıyla birlikte tasarlanmış olan çeşmelerdir. Genellikle kervanların konakladığı menzil noktalarında veya piknik yerlerinde insanların hayvanları ile birlikte konakladıkları, namaz kıldıkları yerlere inşa edilmişlerdir. Bunların bir bölümünde namazgahlar çeşmenin üstündeyken bir kısmında namazgah çeşmenin yan tarafındadır.