İstanbulun kurtuluşu ile ilgili şiirler

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve Nehir tarafından 3 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. İstanbulun kurtuluşu şiirleri

    Fetih Zamanı

    Havanın mavisinde, denizin yeşilinde
    Bir türkü, Ortaasya’dan beri duymuşuz.
    Anamızın sütünden bayraklara kadar
    Yüce fetihle büyümüşüz.

    Yakmış gecemizi yıldızlar
    Burçlardan yana uyanmışız.
    Bir yazı gibi tepeler alnında
    Yazılmışız, silinmişiz.

    Nur ile kuvvet ile aşk ile
    Kaderin büyüsünü bozmuşuz.
    Görmüşüz suretini güzelliğin
    Koca feleklere görünmüşüz.

    Cihanın yarısı gök;
    Önünde şehit şehit durmuşuz,
    Cihanın yarısı İstanbul
    Almışız.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

    İstanbul’un Kurtuluşu

    Tarihte,hep bağımsız yaşadı Türk Milleti,
    İlk Dünya Savaşı’nda tattı heyhat zilleti.

    Müttefiki Almanya,yenilince savaşta,
    O da yenik sayıldı,ne yazık bu savaşta.

    1918, 30 Ekim Günü’nde,
    Acı bir antlaşmaya,imza attı,o günde.

    Bu talihsiz antlaşma,Mondros’ta yapıldı,
    Türk’ün bağımsızlığı,tüm elinden alındı.

    Önce Yunan askeri,çıkarıldı İzmir’e,
    Sonra yurt planlandı,paylaşmaya Sevr’le.

    Bunu gören Atatürk,hemen Samsun’a çıktı,
    Uyardı milletini,işgale karşı çıktı.

    Kaynaştı milletiyle,Erzurum’da,Sivas’ta,
    Kongreler düzenledi,uzunca bu hususta.

    Vatanı kurtarmaya kesin karar verdiler,
    O azimle,inançla; Ankara’ya geldiler.

    Ankara’ya,tüm yurttan gelen o Temsilciler,
    Yurdu temsil etmeyi,kesin görev bildiler.

    1920′de, 23 Nisan Günü,
    Kurdular hür Meclisi,dünya duydu bu ünü.

    İtilaf devletleri,korktu Türk’ün azminden,
    İstanbul’u zaptetti,vurdu Türk’ü yeniden.

    İngiltere,Fransa ve sonra da İtalya,
    Yurdu paylaşmak için,çıktı Anadolu’ya.

    Sevr Antlaşması’yla,paylaşmaya kalktılar,
    Türk’ün gücüyle buna,fırsat bulamadılar.

    Meclise Başkan oldu,orduya Başkomutan,
    Düzgün,güçlü bir ordu,kurdu kahraman Ata’m.

    Bu azimle,Kurtuluş Savaşı’nı başlattı,
    Üç Buçuk yılda Ata’m,düşmanı yurttan attı.

    Yenilgiye uğrayan,İtilaf devletleri,
    İade etti Türk’ün,gerçek hakkını geri.

    1923, 24 Temmuz’unda,
    Tüm haklar kazanıldı,Lozan Antlaşması’nda.

    Atatürk’ün dediği gibi; geri gittiler,
    Şen İstanbul’umuzu,üzgünce terk ettiler.

    1923, 6 Ekim Günü’nde,
    Kahraman Türk Ordusu,Refet Paşa emrinde;

    Girdi İstanbul’uma,bir bayram sevinciyle,
    Kavuştu İstanbullu,tekrar özgürlüğüne.

    6 Ekim Günlerin,kutlu olsun İstanbul,
    Sana sevgimiz derin,mutlu ol sen İstanbul



    İstanbul’un Üstüne Güneş Doğru

    İstanbul’un üstüne güneş doğdu
    Salih Reis’in deniz kızı motoru
    Yemiş’ten Sarayburnu’na kadar
    Yakamozlu bir kuşak çekti sulara
    Salih Reis’in Deniz Kızı çatanası
    Sabahçı bir horozla bir oldu da
    Gazhane’den önce Uzun uzun öttü
    İstanbul’da Suların şıpırtısı bir yana
    Uyanık işçilerin, sabahçıların, nöbetçilerin
    Gürültüsü bir yana
    Bu ilk sesiydi İstanbul’un.

    Oktay RIFAT



    İstanbul Dile Geldi

    Ben tarihe yürümeyi öğreten anne
    Savaşlar bende yüceldi,
    Çok komutan çay gibi geçti üstünden
    Fatih seldi.

    Ben Türkiye’nin alnında yükselen anıt,
    Pırlantaya caka satan sanat otağı,
    Evrenin çevresi bir başka bende
    Her köşem ayrı bir yükseliş ağı

    Ben yaşamın gökkuşağıyım
    Bana çıkar huzur sokakları,
    Her mutlulukta imzam var.
    Bende kurulur zafer takları…

    Ben kader gemilerine liman
    Her yıkılışın demir attığı…
    Köhne sokaklarımda öksüz soluklar
    Gecenin karanlığa kattığı…

    Ben sonsuz sarsıntılar şehri
    Ki her sevap depreminde bin kalp yıkılır…
    Taksim’e Tünel’den değil
    Bir genç kızın yüreğinden geçilir…

    Güzelle çirkinin boğuştuğu sirk benim,
    Ben yaşamak-ölmek alaşımı.
    Mendil taşımam Haliç’ten başka
    Kahkaham içer gözyaşımı…
    Yaşar BARAN

    Fetih Marşı

    Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
    Dağlardan çektiler, kalyonlar çekilecek…
    Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek…

    Yürü: “Hala, ne diye oyunda oynaştasın?
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden…
    Senin de destanını okuyalım ezberden…
    Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

    Elde sensin, dilde sen… Gönüldesin, baştasın:
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Yüzüne çarpmak gerek, zamanenin fendini,
    Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
    Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

    Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Bu kitaplar Fatih’tir, selim’dir, Süleyman’dır;
    Şu mihrap sinanüddin, şu minare Sinan’dır;
    Haydi, artık, uyuyan destanını uyandır!

    Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın?
    Kızım, sende Fatihler doğuracak yaştasın;

    Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
    Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan;
    Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan…

    Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın…
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
    Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
    Yürü, arslanım, fetih hazırlığı başlasın…

    Yürü, hala ne diye, kendinle savaştasın?
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Arif Nihat ASYA
     

  2. DENİZİN YEŞİLİ Mİ MK