İstavrit Balığı Nasıl Tutulur

Konusu 'Hayvanlar hakkında' forumundadır ve Nehir tarafından 1 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. İstavrit Nasıl Tutulur

    İstavrit deyince akla ilk gelen takım elbette çaparidir. Çapari nedir, nasıl yapılır uzun uzun Olta takımları ve uygulamaları sayfasında anlatıldığından burada tekrarlamadan istavrite özgü inceliklere değineceğiz. Ama sadece çapari deyip geçmemek gerekir, istavritin yemli takımla da avcılığı yapılır. Buna göre istavrit avı:
    a. Çapari
    b. Yemli
    c. Sıyırtma ( Atıp çekme )
    d. Çarpma
    gruplarında ayrılabilir.
    a. Çapari
    İstavritin çapari ile avcılığında kullanılan çapari genelde beyaz tüylüdür, bununla birlikte kolyoz için kullanılan kırçıllı tüylü çaparilere vurduğu da olur. Hatta parlak kırmızı çıplak iğnelerle kıraça, istavrit yakaladığımı bilirim. Son yıllarda tüy yerine sarı, yeşil veya beyaz simli iplikler bağlanarak da çapariler yapılmaktadır. Bu şekilde renkli simlerle çapari düzenlemek okyanuslarda avlanan yabancı amatörlerin uzun zamandır kullandığı bir yöntemdir. Hatta daha çok simli iplik yerine plastik parçalar kullanmaktadırlar, bu tür bir çaparide kullanılan iğnelerin resmi kolyoz sayfasında vardır. Eğer tüy kullanılacaksa o takdirde martı, ördek, kaz gibi uçucu su kuşlarının kanatlarındaki veya kuyruklarındaki kalem tüylerden alınan parçalar bağlanır. Kalem tüyden (telek) parça alınmasında çeşitli yollar vardır. Benim kullandığım usulde çaparide kullandığım iğnenin veya bir büyük numarasının ağız açıklığı kadar genişlikte parçalar koparırım; bunu için iğneyi ağız açıklığı tüy ile dolacak şekilde kalem tüye saplar ve ağız içinde kalan kısmı diğer tüylerden ayırır, sonra da ayrılan kısmı telekten sıyırırım. Tüyün boyu o kadar önemli değildir iğneden kısa olmasın yeter, uzun ise iğne boyuna uygun olarak yani tüyün ucu dirseği bir miktar geçecek şekilde bağlanır iğne palası üstünde kalan fazlası kesilir. İstavrit çaparisinde olta 040-050, beden 035, köstekler 020-025 olur; köstek boyları 10-12 santimdir ve üst üste binmemelidirler. İğneler 4-6 numara genelde kalaylı düz iğnelerdir. Simli ipliklerde yapılan çaparilerde siyah iğneler kullanılmaktadır hatta yakın zamanda bazı tüylü çaparilerde de siyah iğne kullanıldığını gördüm. İğnenin renginin verimi etkilemediği kanatindeyim bu nedenle genelde kalaylı iğneli çapari kullansam da siyah iğnelilere de hayır demem. İskandil 80-150 gramdır. İstavrit çaparisi eskiden 15-20 iğneli olurdu, ama kullanım zorluğu nedeni ile son zamanlarda daha yaygın olarak 10 iğneli çapariler neredeyse standard hale gelmiştir.
    Çapari uygulaması karadan ve sandaldan olmak üzere iki çeşittir. Karadan yapılan uygulamada makinalı kamışlı takım kullanılması doğru olur. El oltası kullanıyor iseniz ve şansınız da varsa her üç beş atıp toplamadan sonra karışacaktır şanssızsanız ilk atışta karışacak ve açılmayacaktır. Karadan çapari kullanılırken takım yukarıda anlatılan gibi hazırlanır ağırlık sulara akıntıya göre 80-150 gıram gerekirse ve kamış da yeteri kadar kuvvetli ise siz daha ağırını da kullanabilirsiniz. Kamış, iskandile uygun kapasitede, 3,5-4,5 metre boyunda olmalıdır. Makinaya gelince, kıyıdan çaparicilik fazla miktarda olta ipi gerekemektedir o nedenle makina 040 misinadan 150-200 metre alabilmelidir. Bu da aslında o iş için gerekenden daha büyük bir makina bulundurmayı beraberinde getirir. Kıyıdan kamış yardımı ile mümkün olduğunca uzağa atılan çaparinin akıntı ile sürüklenmesi ve dibe doğru inmesi beklenir bu arada makinanın sarma teli ilk atıştan sonra etraftaki diğer balıkçıların durumuna göre bir müddet açık bırakılıp kapatılır. Çok fazla açık tutulursa diğer çaparicilerin oltalarına dolanma riski vardır hemen kapatırsanız da kısa mesafeyi taramış olursunuz. Artık duruma göre ayarı siz yapacaksınız. Takımın sarma teli kapandıktan sonra da bir müddet dibe inmesi beklenir fakat dibe değmeden sarmaya başlanır. Bekleme esnasında elle olta ipini tutarak veya hafifçe çekerek oltada balık olup olmadığını anlarsınız. Kıyıdan avcılıkta en önemli olan etraftaki yayalara, araçlara ve diğer balıkçılara zarar vermeden avlanabilmektir. İstanbul boğazı kıyı balıkçıları bu işin en büyük ustalarıdır.
    Kıyıdan avlanırken her zaman atıp çekme uygulaması olmaz köprü, iskele gibi yerlerden yapılan çapari bazen sarkıtma gibi de kullanılır. Bu halde makinasan salınan çaparinin kullanımı aşağıda anlatılan sndaldan kullanıma benzer.
    Sandaldan kullanılan çapari genelde el oltası olarak düzenlenir ama isteyen makinalı kamışlı takım da kullanabilir. Sandaldan salınan çapari her bir kaç kulaçta durdurulur takım bir kaz kez kol boyu yukarı kaldırılıp indirilir, böylece kösteklerin hareketlenerek açılması, böylece balığın görmesi sağlanır. Dibe inene kadar bu şekilde çeşitli derinlikler denenir. Dibe inene kadar vuruş olmaz ise dipte de bir müddet sallanan çapari çekilerek tekrar indirilir. Büyük bir sürüye denk gelindiyse balığın vurduğu derinlikte olta işaretlenir ve devamlı o civarda avlanılır. Sürü büyük değilse bunun garantisi olmaz balığı her seferinde aramak gerekir. Bazen iniş sırasında veya yeme atlarken sallanan çaparinin diğer iğnelerine aykırı yakalanan balıklar alışık olmayan amatöre "topladık ne varsa" sevinci yaşatır ama çıkan genelde kuyruktan veya sırtından yakalanıp aşırı direnç gösteren tek bir istavrittir. Yalnız bu olay sık sık oluyor ve balık vurmuyor ise bir terslik var demektir ilk olarak çapariyi değiştirin bu da olmaz ise yemli takımı deneyin.
    Balığın sandaldan indirilen çapariye atlamadığı veya az olduğu dönemlerde dipten yaklaşık 1 kulaç kadar yukarıda tutulan çapari rölantide hareket ettirilen motorun peşinden sürütülür. Bu arada takımın uçmamasına tekneye hemen hemen dik gelmesine dikkat edilir. Sürütme sırasında açılan köstekler balığa görüntü vererek oltaya vurmasına yardım eder. Bundan da bir şey çıkmaz ise toplayıp dönün o gün balık yok demektir.
    Sandaldan çapari yaparken eğer açık sudaysak, büyük tekneler ve akıntı tehlike oluşturmuyorsa sandalı demirlememek alargaya bırakmak en iyisidir, şartlar uygun değilse sandal demirlenir veya motor ya da kürek yardımı ile yerinde tutulmaya çalışılır. Bu durumda sandalda bir de yardımcı gerekir.
    b. Yemli takım
    İstavrit avında yemli takım daha çok kıyılarda iskele, köprü, duba üstelerinden avcılıkta kullanılır. Takımın yapılışı çaparide anlatıldığı gibidir. Tek fark iğneler tüysüz ve kesinlikle kalaylıdır. Yem olarak lokma kesilmiş hamsi, gümüş, baklava kesilmiş sardalya, hamsi, zargana, istavritin kendi eti gibi parlak beyaz derisi olan balıklar kullanılır ve bunların parlak derili etli kısmı kullanılır. Kabukları temizlenmiş karides eti, kum, kaya kurtları da yem olarak kullanılır, istavrit midyeye vurmaz. Takım genelde 4 en fazla 5 iğneli olur. Yemlenen takım dibe yavaş yavaş indirilir genelde iniş esnasında vuruş olur inene kadar vuruş olmaz ise dibe inen takımda iskandil dibe oturtulur olta hafif gergince apiko tutulur sallamadan vuruş beklenir.
    Bazen Eylül ayında lüfer kofananın önüne katıp sürdüğü iri Karadeniz istavriti hem Karadeniz'in boğaz girişinde hem de Marmara'nın İstanbul boğazına yakın taşlık kırmalıklarına yayılır. Bu balık bildiğimiz istavrit türlerinden farklı olmayıp sadece onların irisidir, genelde de karagöz istavrittir. Akıntı altlarında 040 olta, 035 bedene dizilen 025-030 yarım kulaç kösteklere 1-1/0 iğneler bağlanır ve akyemle yemlenerek indirilir. Köstek sayısı genelde iki bazen de üçtür. Akıntı ile takımdan açılıp salınan köstekler bol bol iri istavrit toplar.
    Yemli takımlarla sandaldan avlanma sırasında sandal demirlenmelidir. Tek demir üstünde kalmak yeter, tonoza gerek yoktur.
    c. Sıyırtma (atıp çekme)
    Genellikle İstanbul boğazında İstavrit, kolyoz, şimdi kalmayan uskumru gibi balıkların avında kullanılan bu takımn ne olduğu oltacılıkta kullanılan malzemeler sayfasında vardır buraya göz atabilirsiniz burada tekrar anlatmaya gerek yok.
    d. Çarpma
    İstavritin de çarpma avı olur mu? Demeyin çünkü olur. Biraz yukarıda çapariyi anlatırken çapariye bile çarpma balık yakalandığını anlattık ama orada amaç çaparicilik bu defa ise amaç açık açık çarpma ile balık yakalamak. Bu aslında bir fırsatçılık. Nasıl ki açık denizde büyük yırtıcılar küçük balıkları sardığında alttan onlar üstten de martılar nasipleniyorsa, kıyılarda da martının yerini bizler alacağız.
    Özellikle İstanbul boğazında lüfer, kofana, palamut gibi balıkların sardığı istavritler rıhtım duvarlarına yaslanır etrafını saran yırtıcıların korkusu ile çok yoğun bir şekilde bir araya toplanır sağa sola yüzer, daireler çizer bazen de süratle akıp geçer. İşte bu durumda martı gibi davranan amatörler çarpma takımları ile indir birdir bazen tek tek bazen çift çift istavritleri toplarlar. Takım biraz aşağı salınırsa sürüye dalan lüfer kofanalardan da alma ihtimali az değildir. İstanbul boğazında yalılarda oturan meraklılar evlerinin önüne gelen bu fırsatı değerlendirip leğenlerle, kepçelerle de balıkları toplayabilirler. Biz amatör olarak çarpmadan ileri gitmeyelim derim.

    İstavrit hemen hemen her ülkede bilinen, avlanan, ekonomik değeri çok yüksek balıklardandır. Amatör avcılık dışında uzatma, gırgır, manyat ağları ile de bol miktarda avlanır ve pazarlanır. Etinin lezzetli olması nedeni ile de rağbet görmektedir.