İstiklal Marşının Tarihçesi Kısaca

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Demir tarafından 3 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. İstiklal Marşının Tarihçesi

    İstiklâl mücâdelesinin en çetin bir safhasında milletin duygularını belirtecek bir "İstiklâl Marşı"nın yazılması istenmiş ve böylece, Maarif Vekâleti tarafından bir yarışma açılmış ve yarışmada birinciliği kazanacak kişiye 500 lira para ödülü verileceği ilân edilmişti.
    Yurdun her tarafından 500'den fazla şâir yarışmaya girmişti. Fakat yazılan marşlar, milletin hissiyatına tercüman olacak bir durumda değildi.
    Mehmet Âkit, ödüllü olmasından dolayı yarışmaya katılmamıştı. Zamanın Maarif Vekili Hamdullah Suphi böyle bir marşın ancak, Safahat nâzımı şâir Mehmed Akif tarafından yazılabileceğine inanmış ve 1921 tarihinde kendisine mektup yazmıştır.
    Bu mektubun yazılmasından bir ay bile geçmeden milletin istediği İstiklâl Marşı yazılmış ve kahraman orduya ithaf olunmuştu.
    Marş, Maarif Vekili Hamdullah Suphi ve arkadaşları tarafından beğenilmişti. Yalnız bu marşın üstadı rencide etmeden Büyük Millet Meclisi'nden nasıl geçirileceği üzerinde düşünülmüştü. Bu sıralarda Maarif Vekâletince seçilen yedi marş da Büyük Millet Meclisi'ne getirilmişti.
    Hamdullah Suphi, gür sesiyle Meclis'in kürsüsünde İstiklâl Marşı'nı okumuştur.

    "Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet
    Hakkıdır, Hakka tapan milletimin İSTİKLÂL"

    mısraları ile bu marş, Meclis üyelerinin şiddetli ve heyecanlı tezahüratına sebep olmuş, salon alkış sesleriyle dolmuştur.
    Meclis Reisi tarafından oya sunulmuş ve 12 Mart 1921 tarihinde kabul edilmiştir.
    Böylece Mehmed Âkif tarafından yazılan marş İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir.
    Mehmed Âkif'e niçin istiklâl Marşı'nı Safahâtı'na koymadığı sorulduğunda o büyük insan:

    "O benim değildir. Ancak milletimindir." diye cevapta bulunmuştu. Aynı zamanda müsabaka için ayrılan (500) TL bağışlanmıştır.

    Büyük insan Mehmed Akif Ersoy, mezarına milleti için yazmış olduğu istiklâl Marşı'yla konulmuştur. Tarihte kendi eseriyle gömülen ilk bahtiyar ölülerden biri de şüphesiz Mehmed Âkif Ersoy olmuştur.