İyilik ve yardımseverliğin önemi

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Eylem tarafından 7 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    İyilik ve Yardımseverlik

    İyilik, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yarayışlı işler yapmaktır. Yardımseverlik de başkalarına, yine Allah rızası için yardımda bulunmak ve onların ihtiyaçlarını gidermekten hoşlanmak, bunu bir huy haline getirmek demektir. İyilik yapmayı, muhtaç olan insanlara yardımda bulunmayı, hatta ihtiyaçları karşılama konusunda başka insanların ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önüne geçirmeyi bütün dinler tavsiye etmiş, bunu ahlâkî bir olgunluk göstergesi saymışlardır.İslam dini iyilik yapmayı yaygınlaştırmak için bazı ibadetleri farz kılmış, bazılarını da insanın isteğine bırakmış, ancak onu yapanların Allah katında büyük derecelere ulaşacağını müjdelemiştir. İslam’ın iyilik ve yArdımlaşmayı teşvik etmek için öngördüğü ibadetler şunlardır:

    1. Zekat: Senede bir kez zenginler tarafından verilir ve farzdır
    2. Öşür: Toprak mahsullerinden verilir
    3. Fitre: Ramazan ayında verilir.
    4. Kurban: Kesilen kurbanın etlerinin bir bölümünün fakirlere ve dostlara verilmesi tavsiye edilmiştir.
    5. Yetim, öksüz ve muhtaçlara yardım: Dinimiz bu durumda olan kimselere yardımda bulunmamızı, onların isteklerinizi mümkün olduğu kadar geri çevirmemizi tavsiye etmektedir. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurur:“Affa sarıl, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.”(Araf 199)Sevgili Peygamberimiz de:“Sadaka hiçbir malı eksiltmez, Allah affeden bir kulun ancak izzetini arttırır” buyurur. Müslüman toplumumuz, İslam’ın bu öğretilerine bütün gücüyle sarılmış, hayırseverlik temeline dayalı pek çok kurumlar kurmuşlardır. Vakıflar, aşevleri, kimsesizler yurdu, çocuk ıslah evleri köprüler, çeşmeler, kervansaraylar, hanlar, hamamlar... bunlardan sadece birkaçıdır. İyilik yaparken önemli olan içimizdeki niyetimizdir. Allah rızası için yapılmayan iyiliklerin Allah katında bir mükafatı yoktur. Aynı şekilde iyilik yaptığımız kimselere, onların başına kakmak, onları küçük düşürücü sözler söylemek vb şeylerle eziyet etmemeliyiz. Böyle yaptığımız takdirde yaptığımız iyilikten sevap kazanamadığımız gibi verdiğimiz eziyetin cezasını da görürüz. Darda kalmış kimselerin yardımına koşmak hem İslam’ın hem de diğer dinlerin teşvik ettiği bir davranıştır. Depremler, su baskınları vb gibi doğal afetler sırasında insanlar, hiçbir ayrım yapmaksızın birbirinin yardımına koşarlar. İnsanların bu tür davranışlar göstermelerini her din över.

    Büyüklere Saygı, Küçüklere Sevgi Göstermek

    Başta İslam olmak üzere bütün dinler büyüklere saygıyı ve küçüklere sevgiyle yaklaşmayı emreder. Anne, baba, amca, teyze, hala, dayı, dede, nine gibi yakın akrabalarımızdan büyüklere gösterdiğimiz saygıyı, yaşına hürmeten diğer büyüklere de göstermeliyiz.Yolda gördüğümüz büyüklerimize selam vermeli, onların iyi dualarını almalıyız. Tren, otobüs metro gibi kitle iletişim araçlarında yaşlı kimselere yer vermeli, yardım istediklerinde seve seve yardımlarına koşmalıyız.Bir gün Peygamberimiz ashabıyla beraber oturuyordu. Müslümanlar, etrafına çevrelenmiş, onu dinliyorlardı. Bu sırada yaşlı biri yaklaştı. Peygamberimizi dinleyenler bu yaşlı adama yer vermekte geciktiler. Bunun üzerine Peygamberimiz: “–Küçüğümüze şefkat, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir” buyurdu.Büyüklerimizin bilgi ve deneyimlerine saygı gösterirsek, hem kendimizi güvende hisseder, hem de toplum halinde güven ve dayanışma içinde ilerleriz.Bir gün bizim de yaşlanacağımızı, küçüklerin bizi ziyarete gelmelerini, elimizi öpmelerini isteyeceğimizi unutmamalıyız. Başta bizim üzerimizde emeği olan büyüklerimiz olmak üzere bütün büyüklere saygıyla davranmalı, yaşlılık gereği yaptıkları gaflar sebebiyle onları alaya almamalıyız.