İzmir'in tarihi ve turistik yerleri nerelerdir

Konusu 'Türkiyem' forumundadır ve Lavinia tarafından 4 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. İzmir’in tarihi ve turistik yerleri nelerdir

    SAAT KULESİ

    1901 yılında Sultan Abdülhamid’ in tahta çıkışının 25.yıldönümü nedeniyle ve padişahın emri üzerine, Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırılmıştır. Son derece zarif görünümüyle Konak Meydanını bir inci gibi süslemektedir. Teras yükseldikçe incelen sivri kemerleri, kubbecikleri, mukarnas işçiliği ve geometrik figürlerle donatılmış olan taş işçiliğinin dantele gibi bir zarafet içinde Saat Kulesi’ni çevrelemesi, oldukça zengin bir görüntü oluşturmaktadır. Kulenin saati Alman İmparatoru II.Wilhelm tarafından armağan edilmiştir. İzmir’in sembolü olarak kabul edilen Saat Kulesi’nin altında bulunan odanın dört köşesinde çeşmeler bulunmaktadır.

    ASANSÖR

    Mithatpaşa Caddesi ile Halilrıfatpaşa semti arasındaki yükselti farkından dolayı, iki semt arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak amacı ile, 1907 yılında Musevi işadamı Nesim Levi tarafından bir asansör inşa edilmiştir.50 m.lik yükseklikte yer alan Halilrıfatpaşa semtine 155 basamaklı merdivenle çıkılıyordu. Buraya inşa edilen asansör kulesi ile, iki semt arası birleştirilmiştir. Bu kulede iki asansör bulunmakta, bunlardan soldaki buharla, sağdaki ise elektrik ile çalışmaktaydı.1985 yılında gerçekleştirilen restorasyonla her iki asansör de elektrikle çalışır duruma getirilmiştir.1994 yılında yapılan ikinci restorasyonda Asansör Sokağının çevre düzenlemesi yapılarak, hizmete sokulmuştur. Tarihi Asansör binasının bulunduğu sokakta ayrıca, dünyaca ünlü ses sanatçısı Dario Moreno’nun da yaşamış olması bu bölgeye duyulan ilgiyi daha da arttırmaktadır.

    KEMERALTI

    Mezarlıkbaşı semtinden Konak Meydanı’na kadar uzanan bölgeyi içine alan tarihi bir çarşıdır. Çarşının bugün ana caddesini oluşturan Anafartalar Caddesi, geniş bir kavis çizer. Bu kavis, caddenin geçen yüzyıllarda var olan iç limanın etrafını dolaşmış olmasından kaynaklanmaktadır. Liman, zamanla ağzına doğru dolmaya başladığından, yeni yerleşim ve ticaret sahaları açılmış ve buraları yeni binalarla değerlendirilmiştir. İlk yapıldığı yıllarda çarşı, kısmen tonozlu, kiremit örtülü, yan sokakları ve arastalarıyla bir kapalı çarşı görünümündeydi.

    Yakın yıllara kadar, Şadırvanaltı Cami’nden Havra Sokağı’na kadar devam eden sokakların üstü örtülü idi. Çarşı, Kemeraltı adını bu bölümünün üstünün kapalı olması özelliğinden almıştır. Çarşıya dik olarak açılan bugünkü küçük sokakların bir bölümünün üstü de yine beşik tonozlarla örtülü bulunuyordu. Bunlara açılan diğer ara sokaklarla birlikte arastalar oluşmaktaydı. Çarşı içinde pek çok han yer almaktadır.

    Eskiden olduğu gibi günümüzde de Kemeraltı Çarşısı, İzmir’in en önemli alış-veriş merkezidir. Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkânlarının sayısı oldukça azalsa bile, modern iş merkezleri, mağazaları, sinemaları ve kafeteryaları ile sokakları günün her saati canlı, her türlü alış-verişin yapılabileceği bir site görünümündedir. Bu kapalı ve açık mekânlardan oluşan çarşıda geleneksel Türk el sanatlarından seramikler, çini panolar, ahşap ürünler, tombaklar, halı ve kilimler, deri ürünlerinin her çeşidini bulmak mümkündür.

    KIZLARAĞASI HANI

    Kızlarağası Hanı 1744 yılında Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılarak hizmete sokulmuştur. Osmanlı mimarisinin günümüze gelen, İzmir’deki nadir eserlerinden olan han, diğer Osmanlı Hanları gibi çarşılı ve avlulu hanlar düzenindedir. Kızlar Ağası Hanı 4000m2′lik kareye yakın dikdörtgen planlı, avluya bakan kısımları iki katlı, bedestenleri tek katlı yaklaşık 500m2′lik avlusu olan görkemli bir yapıdır.

    1988–1993 yılları arasında restore edilerek günümüzde turistik bir çarşı olarak hizmete giren Kızlarağası Hanı’nda çok çeşitli el sanatları, her türlü hediyelik eşya, halı, kilim, gümüş takı, giyim eşyası, nargile ve malzemeleri, deri kıyafetler ve çarpıcı hediyelik eşyalar satışı yapan dükkânlar ile mistik havayı soluyarak çayınızı içebileceğiniz bir çayevi bulunmaktadır. Kızlarağası Hanı dün ile bugünü birlikte yaşanacak, İzmir ‘in tek tarihi hanıdır.

    DÖNERTAŞ SEBİLİ

    Anafartalar Caddesi ve 945 sokak kesişiminde konumlanan Dönertaş Sebili, kösesindeki sütunun dönmesinden dolayı bu adı almıştır. 1814 yılında yapılan sebilin banisinin Osmanzade Seyyid İsmail Rahmi Efendi olduğu düşünülmektedir. Yapı, İzmir’in en güzel ve bakılı sebillerindendir.

    Dörtgen planlı sebilin üstü kubbeli olup, alaturka kiremit kaplıdır. Her iki sokak cephesinde birer pencere ile 945 sokakta hazneye giriş sağlayan kapı vardır. İki pencere arasında ve köşeye konan, süslü başlıklı, geçmişte dönen yuvarlak mermer sütun cephenin çarpıcı bir öğesidir. Mermer kaplı cephe, bitkisel motifler, manzara ve hat bezemeler ile süslenmiştir.

    ST. POLYCARP KİLİSESİ

    St. Polycarp Kilisesi M.S. 155 yılında inancından dolayı Romalılar tarafından bugünkü Kadifekale yakınında bulunan stadyumda 86 yaşında şehit edilen St.Polycarp adına yapılmış olup, İzmir’in en eski kilisesidir. Yapımı 1625 yılına kadar uzanmaktadır. Osmanlı İmparatoru Sultan Süleyman’ın müsaadesi ve Fransa Kralı XIII. Louis’in iradesi ile inşa edilmiş ve Kapusin rahiplerine verilmiştir. Kilise ve sonradan binaya eklenmiş olan manastır, 1688 yılında bir deprem geçirmiş ve sonra da yanmıştır. 1690 ve 1691 yıllarında Kilise ve müştemilatı yeniden inşa edilir. 1742 yılında çıkan şiddetli bir yangında ne kiliseye ne de Fransız mahallesine bir zarar gelmez. Böylesine bir yangından kurtulmuş olmak St. Polycarp’ın mucizesine dayanır. 1763′te bir başka yangın daha çıkar. Manastır harap olur, kilisede önemli zararlar meydana gelir.

    HÜKÜMET KONAĞI

    1868-1872 yılları arasında yapılmış olan Hükümet Konağı Türklerin ulusal bağımsızlık savaşı olan Kurtuluş savaşında çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü 9 Eylül l922′de Türk ordusunun İzmir’e gelmesiyle Hükümet Konağına çekilen Türk bayrağı aynı zamanda İzmir’in kurtuluşunu simgeler. Bu nedenle Konak yakın tarihte yandıktan sonra yeniden yaptırılmıştır. Bunun için düzenlenen mimari proje yarışmasında bayrağın çekilmiş olduğu balkonlu bölümün korunması ön görülmüştür.

    KÜLTÜR ve TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

    1891′de kurulan İzmir Ticaret Borsası, 1919′a kadar yapıda etkinliğini sürdürmüş, işgalden sonra 1921′de ise Yunan Milli Bankası’nın kullanımına ayrılmıştır. 1922′den sonra İzmir Merkez Postanesi ve Paket Postanesi olan yapı, halen İzmir Turizm Bölge Müdürlüğüdür.

    İzmir’deki 19.yüzyıl başı kagir mimarisinin tipik bir örneği olan yapının özellikle dövme demir parmaklık ve korkulukları ile kapı saçağı Art Nouveau stilindedir.

    İZMİR MİLLİ KÜTÜPHANE ve ELHAMRA SİNEMASI

    Türkiye’nin Milli adını taşıyan ilk Kütüphanesi olan İzmir Milli Kütüphanesi, İttihat ve Terakki Fırkası’nın çabalarıyla,1912 yılında okumuş, kültürlü Türk gençlerinin yetiştirilmesi amacıyla, Beyler Sokağı’ndaki Salepçizade Konağı’nın selamlık bölümünde hizmete girmişti. Bugünkü binasının yapımına 1922′den sonra başlayarak, 1926 yılında Elhamra Sineması tamamlanarak hizmete açılmış, kütüphane binası ise 1933 yılında tamamlanabilmiştir. Bu anıt eserin projesi Mimari Tahsin Servet Bey tarafından Neo-Klasik tarzda hazırlanmıştır.

    İZMİR DEVLET TİYATROSU (ESKİ TÜRK OCAĞI BİNASI)

    1925 yılında Türk Ocağı İzmir Şubesi binası olarak yapılan eserin mimarı Yüksek Mimar Necmettin Emre Beydir. Yapı 1.Milli Mimarlık tarzının özelliklerini taşıyan, kubbeli, iki katlı zarif bir örnektir.

    T.B.M.M. EGEMENLİK EVİ (ESKİ BELEDİYE)

    Eski Belediye binası olarak bilinen T.B.M.M. Egemenlik Evi, günümüzde İzmir’in Hisarönü denilen yöresinde yer alır.

    Ulusal mücadele yıllarında İzmir Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’nın çalışmalarına mekan teşkil eden ve uzun yıllar belediye hizmetlerinin yürütüldüğü bina 1997 yılından itibaren bir kültür ve sanat merkezi olarak faaliyet göstermektedir. Yapının giriş katında bir kafe ve Milli Saraylar Daire Başkanlığı’nca hazırlanmış kültür yayınlarıyla birlikte orijinallerine bağlı kalınarak sınırlı sayıda üretilmiş tarihi Yıldız Porselenleri ve Hereke Halıları’nın satış reyonu, ikinci katta ise, Ulu Önder Atatürk’ü konu alan daimi bir fotoğraf sergisiyle beraber, sergi ve gösteri salonları yer alıyor.

    ALSANCAK GARI

    1856 yılında İzmir-Aydın demiryolu hattının yapılması için imtiyaz, İngiliz girişimci Wilkin ve dört arkadaşına verildi. İmtiyaz 1857 yılında « İzmir’den Aydın’a Osmanlı Demiryolu » kumpanyasına devredildi.1857 yılında Vali Mustafa Paşa döneminde temeli atılan demiryolunun başlangıcında yer alan Alsancak Garı, 1858 yılında hizmete açılmıştır.

    HALİL RIFAT PAŞA KÖŞKÜ

    19. yüzyılın sonlarında inşa edilen Halil Rıfat Paşa Köşkü’nün ana giriş cephesi taşıt yoluna, yan cephelerinden biri yayalar için düzenlenmiş merdivenli yola, diğer iki cephesi ise arka ve yan bahçeye bakmaktadır. Parsel üzerinde iki adet yapı yer almaktadır. Bunlardan ilki ana yapı diğeri müştemilat yapısıdır. Ana yapı iki katlı olup müştemilat ise tek mekânlı bir yapıdır. Köşk aslına uygun onarım ve yeniden düzenleme çalışmalarının tamamlanmasından sonra hizmete açılarak TULOV Vakfı tarafından Kültür ve Eğitim Merkezi olarak işlevlendirilmiştir.
     

  2. Camiler

    HİSARÖNÜ CAMİİ

    16. yüzyılın sonlarında yapılan camii kayıtlara 1592 ve 1598 olarak iki farklı şekilde geçirilmiştir. Ortasında merkezi büyük bir kubbe ile iki yanda uzunlamasına üçer büyük kubbesi vardır. Daha geride de üç küçük kubbesi bulunmaktadır. Son cemaat yeri yedi kubbeli bir revaktan oluşmaktadır. Meydana bakan şadırvanı bulunan camii 1813, 1881, 1927 ve 1980 yıllarında onarım görmüştür. Güneyden ve batıdan payanda kemerleri ve duvarla desteklenmiştir. Osmanlı süsleme sanatının güzel örneklerine sahip olup, kentin en büyük ve merkez camiidir.

    KESTANE PAZARI CAMİİ

    Kemeratı’nın en ilgi çekici yerlerinden birisidir. Kare planlı ana kubbeyi destekleyen dört kubbeli Kestane Camii 1677 yılında yapılmıştır. Güzel mihrabının Selçuk’taki İsa Bey Cami’nden getirildiği sanılmaktadır. Kitabesi giriş kapısının üzerindedir.

    SALEPÇİOĞLU CAMİİ

    Son derece zarif bir yapı tarzına sahip olan camii, Salepçioğlu sokağında bulunmaktadır. 1906 yılında Salepçizade Hacı Ahmet Efendi tarafından İzmir’in en büyük kubbeli camisi olarak yaptırılan camii, ince yapılı, zarif bir minareye sahiptir. Caminin dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla kaplanmıştır. Büyük kubbesi altın varakla işlenmiş olan caminin son cemaat yerinde üç kubbesi bulunmaktadır. İzmir’in en nadide camileri arasında yer almaktadır.

    ŞADIRVAN CAMİİ

    Ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi’ ye göre caminin yapılış tarihi 1636′ dır. Camii 1815 yılında onarım görmüştür. Adı yan tarafında ve altında bulunan şadırvandan gelmektedir. Doğu yönünde tek şerefeli minaresi, batı yönünde de kütüphanesi vardır.

    BAŞDURAK CAMİİ

    Anafartalar Caddesi’ndeki camii 1652 yılında yapılmış, 1894 yılında onarım görmüş, yakın zamanlarda da restore edilmiştir. Son cemaat yeri camekanlı olan caminin minberi mermerdendir.

    KEMERALTI CAMİİ

    Anafartalar Caddesi kenarında zamanın iç limanında yer alan caminin 18. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. 1774 ve 1892 yıllarında onarım görmüştür. Medrese, kütüphane ve sebili ile bir külliye oluşturan camii tek kubbelidir.

    YALI (KONAK) CAMİİ

    Konak Meydanında, çinileri ve sekizgen planıyla dikkatleri çeken, İzmir’in en zarif camilerinden Yalı (Konak) Camii, Mehmet Paşa kızı Ayşe Hanım tarafından 1755 yılında yaptırılmış, I.Dünya Savaşı’nda onarılmıştır. Dışı Kütahya çinileri ile kaplı olan caminin 1964′de geçirdiği onarımdan sonra yalnız kapı ve pencere kenarlarında çiniler bırakılmıştır. Klasik Osmanlı mimarisi tarzında tek kubbeli ve tek minareli şirin bir yapıdır. Sekizgen planlı caminin mimarisinde kesme taş kullanılmıştır.

    KURŞUNLU CAMİİ

    Namazgah Meydanı’ndaki camii, kentin en eski camilerinden olup, Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Önünde küçük avluda ezan okunması için yapılan 3m. yükseklikte bir platform vardır. Ana mekanın üzerindeki ahşap çatısı, kiremitle örtülüdür.

    FAİKPAŞA CAMİİ

    16. yüzyıl başlarında yapılmış olan camii 1842 yılında onarım görmüştür. 965 ve 967. sokaklardaki caminin kagir kubbesi kurşunla kaplıdır.

    ŞEYH CAMİİ

    964-961 sokaklar arasında olup, adını yanındaki türbede yatan Aziz Mahmud Hüdai Efendinin halifelerinden ve Halvetiye tarikatından Şeyh Mustafa Efendi’den almaktadır. Evliya Çelebi bu camiden bahsetmekte ve bu zatın o zaman sağ olduğunu söylemektedir. Camiinin 17. yüzyılın ortalarında yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Evliya Çelebi zamanında kiremitli olan camii 1809 yılında tamir edilmiştir.

    FETTAH CAMİİ

    1297 ve 1298. sokakların köşesinde olup 17. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Evliya Çelebi “Abdülfettah Çavuş” dediği bu camiden “Kiremitli Amma Mamur” olarak bahseder. 1843 ve 1861 yıllarında tamir görmüştür. Son şeklini yakın zamanlarda almıştır.

    HATUNİYE CAMİİ

    Anafartalar Caddesi’nde 17. yüzyıla ait yapıyı Yusuf Çavuş oğlu Ahmet Ağa’nın annesi Tayyibe Hatun’un yaptırdığı bilinmektedir. Caminin ilk bölümünde ana mekânı örten kubbe 12 köşeli kasnağa oturmaktadır. Sonradan camiye bir bölüm daha eklenmiş, kemerlerle ana mekâna bağlanmıştır.

    ALİAĞA CAMİİ

    1672′de Gediz Ali Ağa tarafından yaptırılmış olan camii, kare planlı ve sekiz köşeli ahşap sütunların üzerinde tek kubbelidir. Sütun başlıklarının altın yaldız süslemeleri ve kubbenin kalem işleri 19. yüzyıldandır.

    İKİ ÇEŞMELİK CAMİİ

    İkiçeşmelik semtinde, 1893 yılında yapılan caminin ana mekânı, iki ayak ve dört sütuna dayanan kubbe ile örtülüdür. Kubbe, kalem işiyle bezelidir. Doğusunda küçük bir avlu bulunmaktadır.

    ÇORAKKAPI CAMİİ

    Basmahane Garı karşısında yer alan camii, 1747 yılında yaptırılmıştır. Ana mekân, sekizgen kasnağa oturan tek kubbe ile örtülüdür. Yanlarda üçer kubbeli mekânlarla genişletilmiştir. Minberi mermer, minaresi kesme taştandır.

    KUŞCENNETİ

    İzmir Kuşcenneti, değişik canlıların yaşayabildiği dalyanlar, sazlıklar, otlaklar ve tuzla havuzları gibi farklı yaşam alanlarını bünyesinde bulundurması nedeniyle, ülkemizdeki diğer kuş cennetleri arasında çok önemli bir ayrıcalığa sahiptir. Sahip olduğu farklı ekosistemler nedeniyle, ülkemizde gözlenen 450 kuş türünden 220′si İzmir Kuşcenneti’nde gözlenmektedir. Bu kuş türlerinden 59′u burada kuluçkaya yatmakta; kuluçkaya yatan kuş türlerinden 39 türün korunan türler olması, İzmir Kuşcenneti’nin önemini daha da arttırmaktadır. Özellikle bu türler arasında bulunan Tepeli Pelikan, Küçük Karabatak ve Küçük Kerkenez Dünya’ da soyları azalan kuş türlerindendir.

    “İzmir Kuş cenneti’nde kuluçkaya yatan türlerin başlıcaları; Flamingo, Tepeli Pelikan, Leylek, Küçük kerkenez, Suna, Angıt, Deniz Saksağanı, Kılıçgaga, Deniz Kırlangıcı, Gümüşü Martı, Uzunbacak, Tepeli Tarlakuşu, Arıkuşu, Kuyrukkakan ve Çulhakuşu’dur.

    İzmir Kuşcenneti’nde kuşlardan başka; tatlısu ve deniz balıkları, 3 kurbağa, 5 yılan, 5 kertenkele ve 4 kurbağa türü ile memelilerden Yabandomuzu, Tilki, Çakal, Tavşan, Sansar, Porsuk, Gelincik, Kirpi ve Sazlık Kedisi de yaşamaktadır.

    Kültürpark

    İzmir Kültürpark, şehrin kültür, sanat, spor ve eğlence yaşamının merkezidir. Canlılık yaz kış hiç eksilmeden bütün yıl boyunca devam eder.

    Kültürpark’ın İzmir’in yaşamında önemli bir yeri vardır. Uluslararsı fuarı, İzmir ve Türkiye ekonomisinde büyük katkı sağladı. Kültürpark bu nedenle günlük dilde İzmirliler arasında “Fuar” diye de anılır. Fuar sırasında sadece ekonomik faaliyet sürmez aynı zamanda fuar içindeki gazinolarda halkın ucuz eğlenebileciği müzik ağırlıklı programa dayanan eğlencelerde düzenlenir.

    İzmir Fuar’ı bu ekonomi yanında eğlence bakımından da İzmir’i aşan bir ilgi görür. Çevre il ve ilçelerden hem fuarı gezmek hemde eğlenmek için gelinir.

    Kültürpark fuar ve fuar günlerinde düzenlenen eğlence yanında yıl boyunca kentlilerin çok amaçlı kullanımına açıktır. Son yıllarda belediye tarafından yürütülen çalışmalarda Kültürpark alanı beton yapılardan arındırıldı; yıkılan yapıların yerine yeni yeşil alanlar oluşturuluyor.