İzzettin El Kassam Kimdir Hayatı

Konusu 'Hayat hikayeleri' forumundadır ve Yavuz tarafından 16 Mayıs 2013 başlatılmıştır.

  1. Şeyh İzzettin El-Kassam Sözleri Mücadelesi

    Şehit Şeyh Muhammet İzzettin El Kassam Ve Filistin Mücahitleri

    Şehit Muhammet İzzettin El-Kassam 1883 yılında Suriye’nin Şam kentinin Cebeleh beldesinde dünyaya gelmiştir. Babası Muhammet bin Yusuf bin Mustafa bin Abdulkadir El-Kassam’dır. Cebeleh beldesine ilk olarak dedeleri Mustafa El-Kassam Irak’tan gelerek yerleşmişlerdir. Babası çiftçi olan İzzettin El-Kassam’ın dedesi kadri tarikatının ileri gelen şeyhlerinden ve ilim takva bakımından faziletli olan bir kimseydi. Tasavvuf ehli bir ailede yetişen El-Kassam, ilköğrenimini babasından sonraları ise Cebeleh beldesinde bulunan medreseden öğrenir. Medresede bölgenin en meşhur âlimleri olan Şeyh Selim Tayyar ve Ahmet El-Ervadi’den İslami ve manevi olarak çok faydalanır. Kendisindeki okuma azmini gören babası, 1896 tarihinde okuluna devam etmesi için Mısır’da ki El-Ezher üniversitesine gönderir.

    [​IMG]

    İzzettin El-Kassam 14 yaşında kayıt olduğu El-Ezher üniversitesinde on yıl kadar tahsiline devam eder. Bu sürede tefsir, fıkıh, hadis ve lügat ilimlerini öğrenmiştir. Mısır’da kaldığı süre içerisinde Muhammet Abduh gibi âlimler ile görüşüp, İslami düşünce ve hareket ufkunu genişletmeye çalışır. El-Ezher üniversitesinden mezun olan El-Kassam, Suriye’ye Cebeleh beldesine geri döner. Bir ara o tarih için Hilafet’in ve Osmanlı Devletinin başkenti olan İstanbul’a gider. Fakat bu seyahatin de kimlerle görüştüğü, amacı ve ne kadar kaldığı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Şehit İzzettin El-Kassam 1912 yılında Cebeleh beldesinde bir medrese açar. Suriye tarafından imam olarak atandığı İbrahim bin Ethem mescidinde ve diğer camilerde vaaz ve irşada devam eder. Öğrendikleri ile amel eden ve klasik hayır hasenat vaazlarından çok halkı dünya gerçeklerinin karşısında gayret ve harekete cihada çağıran nasihatleri kendisinin kısa sürede tanınmasına vesile olmuştur. Merkez Mansur camisinde yaptığı sohbetlere, civar köy ve kasabalardan çok kalabalık bir cemaat toplanıyordu. O yıllarda İtalya’nın Libya’yı işgal edip sömürgesi altına alması ile İzzettin El-Kassam, hutbe vaaz yürüyüşler düzenleyerek halkı uyandırmaya ve tepki göstermeye çağırmıştır. Yapılan yardımları ve cihada gitmek isteyenleri organize etmiştir. Bu çalışmaları için İstanbul’dan muvafakat almıştır. İlerleyen yıllarda sömürgeci Avrupa, 1918 senesi Suriye’nin Şam ve Lazkiye sahillerini işgal eder. El-Kassam işgal karşısında mücadele için sürekli halkı canlı tutmaya çalışmıştır. Fransız’ların gücü karşınsıda direnmeyi gereksiz bulup anlaşma yoluna gitmeyi düşünen yöneticilere, “Önemli olan bu savaşı bizim kazanmamız değildir. Asıl önemli olan bizim İslam ümmetine ve gelecek tüm dünya Müslümanlarına iyi bir örnek olmamız ve onlarda cihat ruhunu diriltmemizdir” cevabını vermiştir. Fransızlar ile savaşmak için Cebeleh’te idari bir yapı kurar ve giderler ile silah satın almak için evini satar. Bu fedakârlığını gören fikri muhalifleri olan Arap milliyetçileri dahi “İzzettin El-Kassam vatanseverlik yönünden bin kişiye bedeldir” demekten kendilerini alamazlar. Hâlbuki bunları İslam’ın izzet ve şerefi çiğnenmesin diye yapımaktadır. El-Kassam bir dönem Osmanlı’da tabur vaizliği yaptığından, karşı koyacak birliklere bizzat kendisi eğitim ve öğretim vermiştir. Kuvvetli direniş karşısında yapacak bir şeyleri kalmayan Fransızlar, El-Kassam’ın direnişi durdurması karşısında, kendisine büyük vaatler de bulunsalar da bunların hiçbirini kabul etmemiş, her zaman ya şahadet ya direniş demiştir. Fransızların birçok bölgeyi işgal etmelerinin ardından Suriye hükümeti direnişi sonlandırmış ve İzzettin El-Kassam ve arkadaşları hakkında idam kararı çıkartmıştır. Ülkenin Fransızlara tesliminin ardından, El-Kassam ve arkadaşları örgütlendikleri Sihyevn dağını terk ederek, Beyrut’a geçerler. Birkaç ay sonra 1920 yılında İngiliz işgali altında olan Filistin’in Hayfa kentine yerleşirler.

    Daha rahat yaşayabileceği onca yer varken Muhammet İzzetin El-Kassam burayı mücadelesini devam ettirmek için seçmiştir. O Suriye cephesini bırakıp kaçmamış, yeni birliklere katılıp mücadelesini evrensel hale getirmek için bir hicret yapmıştır. Hayfa’da medrese ve vaaz çalışmalarının yanı sıra çok gizli olarak İngilizlere karşı bir direniş tertiplemeye başlar. Kendisine fikir danışmaya gelen siyasi ve diğer liderlere, gösteri yürüyüş ve konferanslardan çok ciddi bir direniş hazırlığı başlatmalarını önermektedir. 1928 yılında Hayfa’da Müslüman Gençler Birliği kurulur ve başkan olarak El-Kassam seçilir. Ayrıca evlendirme yetkilisi olarak gençleri zinadan uzak tutmaya çalışarak, meşru evlilik müessesesini kurup, evlenme gücü olmayanlara yardım etmeye çalışır. Daha sonraları El-Kassam’ın sohbet verdiği İstiklal camisine Yahudilerin saldıracağı haberleri üzerine İngiliz birlikleri camiyi korumaya alabileceklerini bildirdiler. Bu isteğe kesinlikle karşı çıkıp, camiler ancak müslüman kanları ile korunurlar diye tepki gösteren İzzettin El-Kassam’ı tutuklamak istedilerse de cemaatin sert tepkisi üzerine vazgeçmiştir. Bu şekilde on yılı aşkın bir süre merkezi İstiklal caminde olmak üzere çeşitli mescit ve camilerde sohbetlere devam ederken, Yahudi, İngiliz ve hatta diğer müslüman gurupların bile haberi olmadan çok gizli bir direniş birliği kurmuştur. 1951 ve 1955 yılları arasında El-Kassam birlikleri Yahudi ve İngilizlere karşı çeşitli operasyonlar düzenlemişlerdir. Bu eylemleri kimsenin üstlenmediği gibi merkezini de bulamadıklarından işgalci güç olan İngiliz ve Yahudileri çok korkutuyordu. İzzettin El-Kassam’ın sohbetlerinden çok rahatsız olan İngiliz güçleri Şeyhi sorgulamaya alıyor fakat halkın tepkisinden korktuklarından ve ellerinde delil olmadığından serbest bırakmak zorunda kalıyorlardı. Birliğin son operasyonlarında bazı elemanları ele geçirilmiş birkaçı idam edilmişti. İngiliz güçlerinin amansız takibi ve yerli işbirlikçilerin ihanetleri ile El-Kassam birliğinin bazı kolları deşifre olmuştur. İzzettin El-Kassam istişare heyetini toplayarak durum değerlendirmesi yaparak, yıllardan beri yapılan hazırlıkların birliğin tamamı deşifre olma tehlikesi ile heba edilmemesi için genel eylem planına geçiş yapmaya karar verdiler. Şeyh El-Kassam, İstiklal caminde son bir vaaz vererek sohbetini şöyle tamamlar; “Ey insanlar. Kesinlikle ben size vatanınızın başına gelenleri anlattım. Öyle ki cihat etmek üzerinize vacip oldu. Dikkat edin, ben size bu gerçekleri ulaştırdım. Allah’ım sen şahit ol. Ey Müslümanlar, şimdi haydi cihada.” Bu konuşmanın ardından kendisini bekleyen bir taksiye binerek kenti terk eder. İngiliz güçleri peşine düşse de Şeyhi yakalayamazlar. İzzettin El-Kassam ve birlikleri çevre köy, dağ ve mağaralarda konuşlanarak eylem ve operasyonlarına devam ederler. Bu süreçte İngilizler işbirlikçi ajanlarını kullanarak Şeyhi yakalamaya çalışırlar. Ajanlar köylü kıyafetleri ile dolaşıp çevreden sürekli istihbarat toplarlar. İzzettin El-Kassam düşmanın bu taktikleri karşısında birliklerini parçalara ayırıp değişik bölgelere sevk eder. Bir sabah vakti El-Kassam ve arkadaşlarının bulunduğu mağaranın etrafı sarıldı. İngiliz güçleri 400 kadar askere sahipti. El-Kassam ve arkadaşları toplam dokuz kişiydiler. İngilizler Şeyh İzzettin ve arkadaşlarının kaçmasını ya da teslim olmasını bekliyorlardı. Fakat öyle olmadı Şeyh ve arkadaşları çok şiddetli bir karşılık verdiler. Çatışma sabah saatlerinde başlamasına rağmen ikindi vaktine kadar devam eder. Şeyhin yakın arkadaşı Arabî El-Bedevi “Ben bir ara coşkuya kapılıp siperden kalkarak ateş etmeye başladım. Fakat Şeyh bana kızarak (çabuk siper al, öyle vurulursan şehit sayılmazsın) dedi ve ben tekrar siper aldım” diyor. Çatışma mühimmat bitene kadar devam ediyor. Sonunda Şehit Şeyh Muhammet İzzettin El-Kassam, Yusuf Abdullah Ez-Zibavi, Atiyye Ahmet El-Mısri ve Ahmet Sadi El-Hassan bu çatışmada şahadete kavuşuyorlar. İngiliz güçleri ve Yahudiler bu birliği basit bir çeteymiş gibi göstermeye çalışsalar da, halkın içinde kısa sürede duyularak büyük bir yankı uyandırıyor. Ertesi gün işgalci birlikler cenazelerin şehir merkezine götürülmeden defin işlemlerinin yapılmasını isteseler de, kalabalığa engel olamıyorlar. Şehitlerin cenazelerine kısa sürede çevre kent ve kasabalardan binlerce insan toplanıyor. İstiklal camiinde kılınan namazın ardından cemaat hiç dağılmadan omuzlarda şehitleri 5 km kadar uzaktaki mezarlığa götürmek üzere yola çıkıyorlar. Buna engel olmak isteyen İngiliz askeri birliğine taş ve sopalarla saldıran kalabalığın elinden askerler canlarını zor kurtarıyorlar. Mezarlığa giderken kalabalık sürekli tekbir getirip intikam yeminlerini haykırıyorlar. Yol üzerinde ki bir karakola yaklaştıklarında ise cemaate kimse engel olamıyor. Karakolun önünde ki üç polis arabası ve karakol binası atılan taşlardan kullanılamaz hale geliyor. Şehitler kanlı elbiseleri ile defnedilirken İzzettin El-Kassam’ın arkadaşları “Ey şehid! Hayatta iken vaazların ile bizi uyandırmaya çalıştın. Şahadetin ise bize daha büyük bir vaaz oldu” diyorlardı. İzzettin El-Kassam’ın şahadetinden sonra arkadaşları birliğin hareketini devam ettirdiler. Filistin de ki diğer İslami guruplarda hareket planlarını mücadele ve cihat planları üzerine değiştirmişlerdi. Bu gelişmeler ile 1948 yılında İngilizler tamamen Filistin’den çekilmek zorunda kaldılar. yawux@webokur
     

  2. Cevap: İzzettin El Kassam Kimdir Hayatı

    Şehit İzzettin El-Kassam’ı tanıyanlar, Şeyhin çok mütevazı olduğunu, lüks yaşamdan uzak bir çizgisinin olduğunu, makam ve mevki gibi beklentileri hiç taşımadığını rivayet etmektedirler. İlmi ile amel eden, takva sahibi ve sürekli Allah rızasını kazanma endişesi taşıyan bir şahsiyet olduğunu aktarıyorlar. İzzettin El-Kassam hayatı boyunca Müslümanların düşmanları karşısında izzet ve şereflerini yeniden kazanabilmeleri için Kur’an ve sünnete sarılmalarını istemiş, bütün gayretini İslam’ın yeniden eski gücünü kazanabilmesi ile hak ve adaletin yerini bulması için sarf etmiştir. Bize Cenabı Allah’ın Nisa suresi 95. Ayeti kerimesini hatırlatarak; “Müminlerden özür sahibi olanlar dışında, oturanlar ile malları ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah malları ve canlarıyla cihat edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine güzellik vaat etmiştir. Fakat mücahitleri oturanlardan daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır” mücadele edenlerin Cenabı Allah katında ki farkını bilmemizi istiyor. Allah’u Teâlâ Hazretleri dünya ve ahrette bizleri böyle sâlih kullarının zümresine katsın.