Kadınlar adet dönemlerinde neden sinirli olur

Konusu 'Güncel bilgiler' forumundadır ve Bahar tarafından 9 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. kadınlar regl döneminde neden sinirli olur

    Adet dönemi Çok önemli bir konu olduğundan ve bayanın toplum içindeki etkinliğinden kaynaklı olarak bu dönem aslında toplumsal bir sorun olarak görülmesi gerekir.

    Bu dönemde bayan yanlız kaldığı ve aile içinde ve şahsın kendi içinde büyük tarvmalara yol açtığı için bu konuyu bayanlardan çok erkeklerin öğrenmesi ve bu dönemi bilmesi gerektiğine inanıyorum..

    Adet döneminde genelde halk içinde pis, kötü kan ve hastalık olarak bilindiği için bu zamanda bayana destek verilmesi gerektiği yeredemaalesef toplum içinde bu döneme kötü ve pis dönem olarak yaklaşıldığı için kadın kendi kaderine terk ediliyor..

    Belki çoğu genç ve yaşlılarımız ve hatta okumuş kızlarımız bile bu konu hakkında bilgi sahibi değillerdir.. buda toplumun kapalı yapısından ve bu döneme mesafeli yaklaşımından dolayı kızlarımız ve kadınlarımız kendi kaderi ile başbaşa bırakılıyor.. Biz toplum olarak tabulaşmış düşünceden dolayı kadında gelişen biyolojik yapısından kaynaklı bu durumda, bayana destek vererek kazanmak gerektiğine bunun içinde bu dönem ile ilgili gelişim ve psikolojik ve hastalık boyutunu iyi bilmek gerektiğine inanıyorum..

    Adet dönemi basit bir dille ve herkesin anlayabileceği teknik kelimeleri kulanmadan açıklayacağım.. Bu konuyu buraya taşımamın nedeni bu dönemde bayanda oluşan fizyolojik değişimlerden kaynaklı agresif hareketler ve psikolojik sorun, kendini pis ve kötü görmekten kaynaklı içe kapanıklık, pis kan diye tabir edilen bu dönemde pis koku var zannıyla genelde herkesten uzak durmak bayanı bu dönemde aşırı yanlızlığa ve hem psikolojik hemde fizyolojik olarak geç müdahele ve yetersiz destekten ve bu dönemde aşırı hijyen olması gerektiğinden bu dönemde kadının bu bölgenin temizliği ve hijyeni ile ilgili durumlarda yardımcı olunabilir.. (çoğu kızlarımız bu dönemde PEDler yerine hala eski elbise kumaşlarını kullanıp rahim bölgesinin temizliğinin ciddi oranda yapamadığından bir sürü rahim bölgesi ve üreme ile ilgili hastalıklar kapabiliyor..)


    Bu dönemde Psikolojik sorunlar yelpazesinin bir ucunda basit günlük aktivitelerdeki aksaklıklar, sinirlilik ve konsantrasyon güçlükleri, diğer ucunda ise ciddi psikiyatrik yaklaşım gerektiren depresyon ve psikozlar yer alır. Eşler ve yakın derecede erkekler bayanlara diğer dönemlere göre daha hassas ve destekleyici tavır ve davranışlarda bulunmaları gerekiyor..

    Hiç birşey yapmasa bile psikolojik destek verebilir ve bu dönemdeki hastalıktan kaynaklı agresif tavırlara daha ılımlı yaklaşılmalı ve bu süreçte aslında kanamanın pis olmadığını ve bu durumun bayana daha önceki yaklaşımlarınızla aynı olması, bayanı bu süreci erken atlatmaya sebep olur..

    Şunu unutmayın psikolojik sorunlar ve yanlızlık ve agresiflik hem adet döneminin uzmasına hemde bir sonraki adet döneminin gecikmesine neden olup adet düzensizliğine sebep olamktadır...


    Bayanın yumurtlama yeri vücudun farklı bir yerinde dölyatağının dışında yumurtalıklarda olmakta ve bu yumurta tam gelişimini tamaladıktan sonra bir kanal aracılığıyla döl yatağına gider bu süre bir haftayı bulur. dölyatağına gelen yumurta dölyatağında bulunan duvara yapışıp orda kendine döllenme için yuva yapar.. bu yuva kan ve çeşitli sıvılardan oluşur ve bu dönemde erkekten gelecek spermle birleşip döllenmeyi bekler ve bu süreçte erkekte gelmeyen sperm daha doğrusu cinsel birleşme olmadığından olgunlaşan yumurta ve yumurta yuvası bayanda kanama öncesi bir baskı ve stres yaratır ve bayan bu dönemde döllenmenin gecikmesinden kaynaklı aşırı sinirli ve agresif olur ve kanamadan önce vücudun belli bölgelerinde şişme ve göz etrafında morartı ve yüzde solukluk olarak kanama dönemine geçişin gözle görülen beirtileridir..


    Döllenme olmamasından dolayı olgunlaşan yumurta ve bu yuva aşırı olgunlaşma ve birleşimin olmamasından dolayı olgunlaşma süresini tamamlar ve oluşan bu yuva patlar ve kanama dönemi başlar.. Bu arada adet dönemi akıntısı başlamış olur...

    Gebe kalamayan kadın rahminin içindeki doku yani yuva diye tabir ettiğimiz alan kendi kendini imha ettikten sonra bu yuvada bulunan sıvı her ay dökülerek yenilenir. Bu dökülme sırasında açılan damarlardan kan, ölü hücreler ve bu yuvadaki dokuda salınan bazı maddeler kanla birlikte, pıhtısız koyu renk ve kıvamda bir karışım olarak vajinadan dışarı atılır. Bu görünümden ve özel kokusundan dolayı halk arasında yaygın olarak "pis" veya "kirli" kan olarak adlandırılsa da adet kanı mikropsuz ve özel bir kandır. Genel olarak 3-5 gün sürse de 1 ila 8 gün sürmesi normal olarak kabul edilir. Ortalama miktarı 30 ml (yarım çay bardağı ) kadar olmakla beraber damlama tarzında kanamadan 80 ml'ye (bir çay bardağından biraz fazla) kadar varan miktarlarda olabilir.


    Adet dönemi ile ilgili bilgiler genel olarak bir önceki kuşaktan edinilmektedir. Ve bazen öyle ilkel yöntemler kullanılırkı üreme bölgesinde ve kadın psikolojisinde tamir edilemiyecek yaralar aççar...

    BU dokunun yani yuva bölgesinin kendini imha etmesi ve arda kalan küçük bir parça ile tekrar kendini yenileme dönemine adet dönemi deniliyor... Adet dönemi salgı döneminin sona ermesiyle birlikte biter. Kan da dölyatağı tabakasından tümüyle ayrılır.

    Adet döneminin sona ermesiyle birlikte yumurtalıkta bir başka bezcik büyümeye başlar. Östrojen (Kadınsal hormon) tekrar dölyatağı astarının kalıntılarını etkiler ve bir sonraki adet döneminin gelişme aşaması başlamış olur.

    Ergenlik döneminden menopoza (doğurkanlığın bitimi) kadar tüm üretken yaşamı boyunca bir kadın sürekli olarak bu dönemlerden geçer. Bu dönemler yalnızca gebelik olayıyla birlikte kesilir ve eğer anne çocuğunu emzirirse doğumdan sonra birkaç ay daha adet görülmez. Doğum yapmamış bir kadının tüm cinsel olgunluk süresi boyunca dört yüz dolayında adet gördüğü sanılmaktadır. Bu sürenin uzunluğu kuşkusuz ergenlik yaşına bağlıdır. Ergenlik yaşının sürekli olarak düştüğü de bir başka gerçektir.

    Yirminci yüzyılda kızlar geçtiğimiz yüzyıla göre birkaç yaş önce adet görmektedirler. Adet dönemindeki ilk akıntının, kızların gebe olabilme yeteneğine kavuştuklan yaşlarda görülmesi koşul değildir. Örneğin ilk birkaç adet görmede yumurtacıkların bezciklerden ayrılmadığı sanılmaktadır. yani dölyatğında değilde yumurtanın başladığı bölgede kalır..

    Bir başka deyişle ilk birkaç adette yumurtlama görülmez. Bu yaştaki kızlara cinsel ilişkinin tanındığı kimi toplumlarda, kızların gebe kaldığı çok ender görülmektedir.


    Eğer adet görme düzenli biçimde sürüyor ve rahatsızlık vermiyorsa bu olayla ilgili bağnaz tepkiler çok daha az görülür. Adet dönemi ile ilgili En yaygın düzensizlikler kadınların çoğunda adet dönemlerinde görülen gerilim ve bunalımlarla ilişkilidir. Adet sırasındaki akıntıyla ilgili ağrının da etkisi görülür. Yıllarca süren araştırmalara karşın bilim adamları kadınların adetle ilgili yakınmalarının nedenlerini tam olarak saptayamamışlardır.

    Adet döneminden önce de çoğu kadında gerilim, sıkıntı, başağrısı gibi rahatsızlıklar olur. Hastalarına düzenli adet görüp görmediğini soran doktorlar genellikle olumlu yanıt alırlar. Kadın da gerçekten düzenli aralıklarla adet gördüğünü sanmaktadır. Ancak gerçekte durum böyle değildir. Böyle bir şeyi öne süren kadın adet günlerini düzenli bir biçimde saptadığında yanıldığını görecektir. Her adet döneminin bir ya da iki gün bile olsa geç ya da erken başladığını görecektir.

    Adet döneminin süreleri de kadından kadına değişir. Doğum kontrolündeki tehlikesiz günler yönteminin ("ritm yöntemi") insanı yanıltmasının bir nedeni de budur.

    Yumurtacığın döllenmesi ancak yumurtlama döneminde ya da bu döneme yakın bir zamanda cinsel ilişki gerçekleşirse olur. Doğum kontrolündeki tehlikesiz günler yöntemi de bu olaya dayanır. Spermler üreme alanında birkaç gün yaşayacaklarından iki adet arasında kalan üç haftanın birinci ve son haftaları yine de tam emin süreler değildir. Ne var ki pekçok çift bu süreleri emin kabul ederek cinsel birleşmeyi yeğlemektedirler.