Kaldırımlar şiirinin incelemesi biçim tahlili

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Lavinia tarafından 3 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. kaldırımlar şiir tahlili

    Üç ayrı şiirden meydana gelen ve Kaldırımlar I, II, III olarak bilinen bu şiirlerin ilk çıkışı 1928 Nisan'ında ve devrin kaliteli bir sanat ve fikir dergisi olan Hayat mecmuasında olur. Aynı senenin Haziran'ında Kaldırımlar II adıyla, fakat şimdi Kaldırımlar III olarak bilinen şiir, yine aynı senenin Eylül'ünde Kaldırımlar III adıyla, şimdi Kaldırımlar II olarak bilinen şiir neşredilir. Poetik gelişme ve değişmelerini inceleyeceğimiz şiir, bunlardan ilkidir.

    Kaldırımlar I, dörder mısralık sekiz kıta üzerinde 32 mısradan kuruludur. Şiirin dergiden kitaplarına geçinceye kadar 18 mısraı çeşitli seviyelerde, bazıları birkaç defa olmak üzere değiştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, şiirin ilk çıkışından bugüne sadece 14 mısraı değişmeden gelmiştir. Bu değişimler bir defada olmamıştır. Hayat dergisinde ilk çıkışı esas alınmak suretiyle Kaldırımlar kitabında 3, Ben ve Ötesi'nde 2, Sonsuzluk Kervanı'nda 14 mısra çeşitli şekillerde değişmiştir. Bazı değişmelerde önceki şekillere de dönülmüştür. Böylece 1928'den 1969'a kadar, bir Kaldırımlar şiiri doğmuş, gelişmiş ve mükemmeliyetini bulmuştur. Bu oluş (genese/tekevvün) 41 sene sürmüştür.

    Şiirin en az değişen ilk kıtasında sâdece üçüncü mısrada bir kelime başka bir kelimeye yerini bırakmıştır:
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    Yolumun karanlığa karışan noktasında
    mısraı,
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    Yolumun karanlığa saplanan noktasında

    olmuştur. Şiirin bütünündeki plâstik hacimli dekor dikkate alındığında, yolun karanlığa karışması imajında karışma kavramı zihinde müphem ve bulanık bir izlenim bırakmaktadır. Saplanan kelimesi ise daha net ve yolun karanlıkta bitişini daha vuzuhla belirten bir karakter kazandırmıştır. Üstelik "saplanma"nın diğer bir manâsıyla, içimizde hâsıl edeceği ızdırap duygusu da şiirin bütününün verdiği empresyon için daha uygundur. Karışan kelimesinin, sesi boşlukta bırakan açık "ka" hecesine mukabil, saplanan kelimesindeki kapalı "sap" hecesi ifadenin vurucu karakterini daha iyi belirlemiştir. Denilebilir ki, açık hece yerine kapalı bir hece şiirin fonetik kuruluşunu tamamlamıştır. Necip Fazıl'ın, açık ve kapalı hecelerin kompozisyonunda, aruzun sınırlılığından hoşlanmayan, fakat hecede de, seslerin bu değerinin ihmâl edilmeden dikkate alınması gibi bir tavrı olduğunu Poetika'sından biliyoruz. Hattâ Büyük Doğu'da çıkan başka bir yazısından da, dil estetiğinde daha çok, kapalı hecelerin ses zenginliğini tercih ettiğini anlıyoruz.

    Kaldırımlar'ın 2. kıtasının 2. mısraı,
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar
    iken,
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    Yukarlardan damları kolluyor yıldırımlar

    şeklinde değişmiştir. Mânâ olarak "evlerin bacası" gibi mevziî bîr mekân, yerini daha geniş bir sahaya bırakmıştır. Ayrıca "r" aliterasyonu, kalın vokallerin ve kapalı hecelerin çoğalması da, yıldırım şiddeti için güçlü ses unsurları taşımaktadırlar. Bununla beraber, şiirin son basımlarında mısraın yine İlk şekline dönmüş olduğunu da belirtelim.

    Aynı kıtada, bunu takîb eden mısra ilk şekliyle,
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    Bu gece yarısında iki kişi uyanık
    iken, yeni şekliyle,
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    in cin uykuda yalnız iki yoldaş uyanık

    olarak değişmiştir. Şiirin tamamında çizilen tablo, her unsuruyla esasen gece yarısını belirttiğinden, mısradaki gece yarısı lüzumsuz kalmıştır. "Kişi" kelimesinin ifade ettiği geniş ve renksiz mânâ yerine, bu kişilerin birbiriyle ilişkisini gösteren "yoldaş" kavramı konulmuştur. Bu iki yoldaşın yalnız uyanık olması değil, ebedî gibi görünen yalnızlıklarının vurgulanması için de, her şeyin uykuda olmasını belirtmek gerekmiştir ki bu da in ve cinlerin uykuda olmasıyla anlatılmıştır. Üstelik her iki kelimenin bizim imaj dünyamızda korku ve dehşetle beraber kullanıldığından faydalanılarak, şiire hâkîm olan korku unsuru biraz daha güçlendirilmiştir. İn ve cin kelimelerinin son seslerinin sürekliliği, yine şiirin bütünündeki ürpertiyi tekrar eder.

    Şiirde en çok değişmeye uğrayan kısım 4. kıtadır. Bu kıtanın dört mısraı da ayrı zamanlarda değişmiştir. 1. mısra,
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    Kaldırımlar, ıstırap çekenlerin annesi
    iken,
    |||||||||||||||||||||||||||||||||||
    Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi

    olur. Bu değişmede yalnızlık teması rölyef kazanır. 2. mısra Hayat dergisindeki ilk çıkışında;

    Kaldırımlar, derdime kardeş çıkan insandır

    şeklindedir. Bu mısra, Kaldırımlar kitabından itibaren, "Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır" şekline döner ki bu sonuncusu daha tecrîdî bir ifade taşımaktadır. 3. mısra,

    Kaldırımlar, duyulur sükûn içinde sesi

    iken, Ben ve Ötesi'nden itibaren, ;;,

    Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi

    olarak değişir. İlk şekilde, kaldırımların sesinin duyulduğu fakat bu duyulmanın sükûn içinde olduğu anlatılmıştır. Sükûn içinde, burada bir hâl zarfıdır. İkinci şekilde ise, kaldırımların sesi, ancak ses kesilince duyulacaktır. Burada da ses kesilince ibaresi zaman zarfıdır ve duyulma'nın şartıdır. Kaldırımların sesinin duyulması, ses kesilmesi şartına bağlanmıştır ki, bu da şiirin vermek istediği duyguya daha uygun düşmüştür. Esasen sükûn'un sesle değil, hareketle ilgili bir kavram olduğu hatırlanırsa, ikinci şekilde, yani ses kesilince kaldırımların sesinin duyulması daha mantıkîdir. Ayrıca, değişen kelimelerdeki 's' ünsüzlerinin tekrarı da fonetik bir unsur oluşturur.

    Aynı kıtanın 4. mısraı önceki şekliyle,

    Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır

    olarak yazılmıştır. Mısranın Sonsuzluk Kervanı'nda değiştirilen şekli ise,

    Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır

    olmuştur. Evvelkinde bir iç lisanın devamlılığı bahis konusu iken, ikinci şekilde "kıvrılma" kelimesinin zihinde uyandırdığı yılan imajıyla şiirin trajik tema'sı güçlenir.

    5. kıtanın 2. mısraı, "Ben bu kaldırımların istediği çocuğum" şeklinden,

    Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum

    şekline dönmüştür. Emzirmek, kaldırımlarla insan arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirirken, bir önceki kıtada "kaldırımların yalnızların annesi" olması ile de motif olarak uyum sağlamıştır.

    Necip Fazıl'ın bu çok meşhur olmuş şiirinde birkaç mısranın değişmesi üzerindeki izahlarımızın diğer şiirlerine de tatbik edilmesi mümkündür. Her değişiklik için, gerek dil, gerek şiir estetiği, gerekse şiirin şekil ve muhteva uygunluğu bakımından dâima olumlu kanaatlere varmak mümkün değildir. Nitekim, ilk mühim değişikliklerin yapıldığı Sonsuzluk Kervanı yeni yayınlandığı zaman, bazı tenkitçiler eski şekilleri daha iyi bulduklarını da söylemişlerdir. Şiir okumada ve bir şiir zevkinin teşekkülünde alışkanlıkların da mühim rolü olduğu unutulmamalıdır. Bu değişmeler hakkında farklı kanaatlere de varılsa, Necip Fazıl'ın şiirlerinin bu gelişme çizgisi, bize usta bir elin, dili plâstik bir hamur gibi kullanmakta maharetini göstermektedir."

    Orhan Okay, Portreler - Necip Fazıl Kısakürek