Kapı İle İlgili Deyimler ve Anlamları

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Kapı İle İlgili Deyimler Nelerdir

    *** açık kapı bırakmak
    gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak.

    *** arka kapıdan çıkmak
    okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılmak.

    *** at çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak
    iş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.

    *** aynı kapıya çıkmak
    sonuç bakımından fark etmemek, aynı sonuca varmak: “Talihin aşırısı da insanı eninde sonunda aptallaştırdığından, sonuç aynı kapıya çıkardı.” -E. Şafak.

    *** bir kapıya çıkmak
    aynı sonuca varmak.

    *** (bir şeyden) kapı açmak
    1) bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak; 2) pazarlığa çok yüksek bir fiyatla başlamak.

    *** (bir şeyin) girdabına kapılmak
    etkisinde kalmak, o şeyin çekiciliğinden kurtulamamak.

    *** (bir yeri) komşu kapısı yapmak
    sık gidilen yer hâline getirmek.

    *** (bir yeri) komşu kapısına çevirmek
    yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek.

    *** (birinin) kapısını aşındırmak
    yanına çok sık gitmek: “Sabahtan akşama kadar belki kapısını aşındıranlar elli altmışı bulur.” -E. İ. Benice.

    *** (birinin) kapısını çalmak
    birine başvurmak: “İskele memurluğu isteyen işçiler hep benim kapımı çalıyorlar.” -M. Ş. Esendal.

    *** çat orada çat burada çat kapı arkasında
    çok çabuk yer değiştiren bir şeyin durumunu anlatan bir söz: “Sizin sevgili bir yerde durmaz, çat orada çat burada çat kapı arkasındadır.” -O. C. Kaygılı.

    *** dış kapının mandalı
    1) uzak akraba; 2) önemsiz, değersiz.

    *** doksan kapının ipini çekmek
    içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.

    *** ikisi bir kapıya çıkmak
    aynı sonuca varmak, aynı sonucu doğurmak.

    *** kapı almak (yapmak)
    tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul getirmek ve o hanenin karşı oyuncu tarafından kullanılmasını engellemek: “Altı bir geldi mi köşeyi kapacaksın, kapıları almayı asla unutmayacaksın.” -T. Uyar.

    *** kapı aralamak
    bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak.

    *** kapı aramak
    ev ziyareti yapmak istemek.

    *** kapı baca açık
    korunmaya alınmamış.

    *** kapı dışarı etmek (atmak)
    kovmak, dışarı atmak: “Sizin hepinizi kapı dışarı edecekler. Çünkü kaçak işçiye memlekette iş yok.” -M. İzgü.

    *** kapı gibi
    1) iri vücutlu (kimse); 2) dayanak noktası güçlü, sağlam olan: “İçlerinden biri atından inerek celladın burnuna kapı gibi bir fermanı dayadı.” -İ. O. Anar.

    *** kapı kadar
    çok enli ve uzun olan.

    *** kapı kapı aramak
    her yeri aramak.

    *** kapı kapı dolaşmak (gezmek)
    1) ev ev gezmek; 2) bir yerlere sürekli girip çıkmak: “Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.” -A. Ümit. 3) iş aramak için her yere başvurmak.

    *** kapı komşusu yapmak (etmek)
    bir yere sık gidip gelmek.

    *** kapı yapmak
    1) bir şey istemek veya söylemek için karşısındakini önceden başka sözlerle hazırlamak: “Rumeli’de bıraktığı çiftlikleri de anlattıktan sonra yaptığı kapıyı kâfi gördü. İşlere geçti.” -Ö. Seyfettin. 2) ev gezmesi yapmak; 3) kapı almak.

    *** kapıda kalmak
    içeri girememek: “Anahtar bendedir. Onlar sonra kapıda kalırlar.” -M. Ş. Esendal.

    *** kapıdan çevirmek
    geri döndürmek, kabul etmemek: “Fakat görücüleri de kapıdan çevirmeyi doğru bulmuyordu.” -H. E. Adıvar.

    *** kapıdan kovsan bacadan düşer
    yüzsüz, arsız kimseler için söylenen bir söz.

    *** kapılar yüzüne (üzerine veya üstüne) kapanmak
    istenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.

    *** kapıları açık tutmak
    herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak.

    *** kapıları kapamak
    bütün ilişkileri kesmek veya anlaşma ortamını ortadan kaldırmak.

    *** kapısına kilit vurmak
    1) girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak; 2) bir yerin çalışmasına son vermek.

    *** kapıya dayanmak
    1) gelip çatmak: “Kış kapıya dayandı, daha kömür alamadık.” -R. N. Güntekin. 2) bir şey elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak, göz korkutmak: “Bereket versin ki padişahın cellatları kapıya dayanmadılar.” -İ. O. Anar.

    *** kapıyı açmak
    1) bir işe veya bir konuya öncelikli olarak başlamak; 2) bir işte başkalarına örnek olmak.

    *** kapıyı büyük açmak
    çok masraflı bir işe girişmek veya hesapsız harcamak.

    *** kapıyı göstermek
    kovmak, uzaklaştırmak.

    *** kendini kapının dışında bulmak
    kovulmak, işten atılmak, bir yerden istenmeden uzaklaştırılmak: “Bir gazeteci gelsin de bizden bir haber alsın. Haberi veren ertesi günü kendini kapının dışında bulurdu.” -M. Ş. Esendal.

    *** kırk kapının ipini çekmek
    içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.

    *** masraf kapısı açmak
    para harcamayı gerektiren bir işe girişmek.

    *** o kapı (mahalle) senin bu kapı (mahalle) benim
    sürekli gezip dolaşmayı anlatan bir söz: O kapı senin bu kapı benim, akşamı eder.

    *** seksen kapının ipini çekmek
    içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak: “Ama şimdi, bir çift lastik için seksen kapının ipini çekiyoruz.” -R. Enis.

    *** şöhret kapısı açılmak
    meşhur olmaya başlamak.

    *** yağlı kapıya konmak
    rahat, sıkıntısız bir yere girmek, geçimini başkasının üstüne yıkmak: “Kondu, namussuz, yağlı kapıya, diye, hasedini belli ediyordu.” -H. Taner.

    *** yanlış kapı çalmak
    isteğinin yapılmayacağı, yersiz sayılacağı bir yere başvurmak.

    *** yumurta kapıya dayanmak (gelmek)
    yapılacak iş için zaman çok daralmak.