Kelamcıların Allah’ın varlığı ile ilgili delilleri

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve öykü tarafından 6 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. öykü

    öykü Moderatör

    Hudus ve nizam delili denince daha çok kelamcılar, imkan ve ekmel varlık delili denince daha çok İslam filozofları , marifet delili denilince de daha çok Musavvıflar akla gelmektedir.

    Hüdus Delili

    Evrenin muhakkak bir yaratıcısının olması gerektiğidir. Hudus delili ilk defa Ca’d b. Dirhem (ö. 118/736) tarafından kullanılmıştır. Hudus delilini geliştiren ve öncülerini ispat eden kişi Mutezile kelamcısı Ebu’l-Huzeyl el-Allaf (226/840)’tır.

    Hudus delili olarak adlandırılacak bu düşünce tarzının önermeler şeklindeki kısa ifadesi şöyledir:

    Alem hadistir: Evren sonradan var olmuştur.
    Her hadisin bir muhdisi vardır: Her sonradan olanın bir var edicisi vardır.
    O halde alemin de bir muhdisi vardır: O halde evrenin de bir var edicisi vardır ki o da Yüce Allah’tır.

    İmkan Delili

    Aklın verdiği hükümler ise, vacip, muhal ve mümkün olmak üzere üç kısma ayrılır. Vacip, varlığı zorunlu olan demektir. Varlığı zorunlu olduğu halde başkasına bağlı olana vacip liğayrihi denir. Ancak varlığı zatının muktezası olan, yani varlığı kendiliğinden olup başkasına bağlı olmayan ve yokluğu asla düşünülemeyen varlığa da vacip lizâtihi denir.

    İmkan delili kısaca şöyle dile getirilir:

    Alem mümkünler topluluğudur.
    Her mümkün varlık, onun varlığını yokluğuna tercih eden bir müreccihe ihtiyaç duyar.
    O halde alem de, bir müreccihe ihtiyaç duyar ki o da vâcibu’l-vücud olan Allah’tır.

    Gaye ve Nizam Delili

    Gaye kelimesi sözlükte, uç, en son, sınır, varılacak yer; amaç, hedef, ve maksat gibi manalara gelir. Nizam ise, düzenlilik, tertip, intizam; uygunluk, uyum, düzenli yapı, sistem ve yöntem gibi anlamlar taşır. İslam düşünce tarihinde varlık düzenindeki gayelilik doktrini, Kur’an’la irtibatlı olarak illiyet, ilahi inaniyet ve hikmet, nizam ve gaye delili adı altında ele alınmıştır. Kur’an-ı Kerim‘de evrende bir nizamın bulunduğu, bu nizamın bir gayeye yönelik olduğu, hiç bir şeyin boşuna yaratılmayıp bir hikmete dayalı olarak var edildiği, bunun da Allah’ın yarattıkları üzerindeki rahmet ve inaniyeti belgelediği tezler konuyla ilgili islami eserlerin temel fikirlerini şekillendirmiştir.

    İhtira ve Hikmet Delili: Bütün varlıkların yaratılmış olduğu herhangi bir açıklamaya gerek bırakmayacak şekilde herkes tarafından bilinmektedir. Yaratılmış olan her şey de bir yaratıcıya muhtaçtır. Kısaca; “var olan her şey var olmak için yaratıcı bir faile muhtaçtır.” şeklinde özetlenen isbat-ı vacip delili.

    İnaniyet delili: Bütün varlıkların insan varlığı için uygun bir tarzda düzenlendiği, söz konusu bu uygunluğun ise, irade sahibi bir varlığın kasıtlı fiilinin eseri olması gerektiği, zira, böyle bir uygunluğun kendi başına ve tesadüfen var olamayacağı öncüllerine dayanan isbat-ı vacib delili.