Özet Kerem ile Aslı Hikayesinin Kısaca Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 20 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Kerem ile Aslı Özeti Kısaca

    Kerem ile Aslı, 16. ve 17. yüzyılda ortaya çıktığı sanılan halk öyküsü. Ayrı dinlerden oldukları için evlenemeyen iki gencin acı sonla biten aşklarını anlatır.
    Isfahan şahı ile bir Ermeni keşişi olan hazinedarının, yıllardan sonra birer çocukları doğar. Aileleri, şahın oğlu Ahmed Mirza ile keşişin kızı Kara Sultan’ı büyüdüklerinde evlendirmeyi kararlaştırırlar. Ama kızın babası bir süre sonra kararından cayar ve ailesiyle birlikte İsfahan’dan ayrılıp uzaktaki bir köye yerleşir. Yıllar sonra Ahmed Mirza, yakın arkadaşı Sofu ile birlikte avdan dönerken evinin bahçesinde gergef işlemekte olan Kara Sultan’ı görür ve kim olduğunu bilmeden ona âşık olur. Kendisini Kerem diye tanıtır, kıza da Aslı adını verir ve İsfahan’a dönüşlerinde babasına onu istetir. Aslı’nın babası ayrı dinlerden oldukları gerekçesiyle şahın isteğini geri çevirir ve kızını alarak kaçar. Kerem ile Sofu, Aslı’yı bulmak üzere yollara düşerler.
    Kayseri’ye vardıklarında keşişin orada zindancıbaşı olduğunu, karısının da Aslı’nın yardımıyla diş çektiğini öğrenirler. Kerem, Aslı’ya yaklaşabilmek için kadına dişlerini çektirir. Durumu öğrenen keşiş, Kerem ile Sofu’yu yakalatırsa da, Kayseri beyinin kız kardeşi onları kurtarır; keşiş de kızıyla birlikte yeniden kaçar. Kerem ile Sofu, onları Halep’te bulurlar. Halep paşasının araya girmesiyle kızını Kerem’e vermeyi kabul eden keşiş gerdek gecesinde giymesi için Aslı’ya sihirli bir gömlek diktirir. O gece Kerem, çözüldükten sonra düğmeleri kendiliğinden yeniden iliklenen bu gömleği bir türlü Aslı’nın üstünden çıkaramaz. Sonunda sabaha karşı acısından bir “ah” çeker, ağzından bir alev çıkar ve bu alevle yanıp kül olur. Aslı, Kerem’in külleri başında 40 gün bekler. Külleri toplarken bir kıvılcımla o da saçından tutuşur ve yanar. İki sevgili kavuşamamış ama sonunda külleri birbirine karışmıştır.
    Kerem ile Aslı öyküsünün, 16. yüzyılda yaşadığı düşünülen, ama yaşamı tam olarak aydınlatılamamış olan Kerem Dede ya da Âşık Kerem adlı bir âşığın şiirleriyle oluştuğu sanılır. Öykü zaman içinde öykücü âşıkların katkılarıyla daha da zenginleşmiştir. Cahit Öztelli öyküyü ilk düzenleyenin (musannif) Salahı adında bir şair olduğunu ileri sürmüştür. Çeşitli ellerden çıkmış yazma ve taşbaskı Kerem ile Aslı nüshaları Anadolu’da yüzyıllarca okunmuş, âşıklar tarafından anlatılmıştır. Öykünün Anadolu’daki yer adlarında, halk resimlerinde, edebiyat yapıtlarında, folklorda ve Karagöz metinlerinde de geniş bir yeri vardır. Kerem, aşk ateşi ile yanmanın simgesi haline gelmiş, bu özelliği ile deyimlere de girmiştir. Şükrü Elçin bu ünlü öykü üzerine Kerem ile Aslı Hikâyesi (1949) adlı geniş boyutlu bir inceleme yayımlamıştır. Librettosunu Selâhattin Batu’nun yazdığı Ahmet Adnan Saygun’un Kerem operası Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar yayılmış bu ünlü öyküye dayanır. Öykü Azerbaycan’da da Ozeyir Abdülhüseyin Hacıbekov tarafından aynı adla operaya aktarılmıştır. Öykünün ilk yayımlanışı 1886′da taş baskı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu tarihten sonra eski harflerle birçok kez basılmış, Ermeni aşuğlarından Civanî tarafından 19. yüzyıl sonlarında Ermeniceye uyarlanmış ve birkaç kez yayımlanmıştır. Yeni harflerle ilk baskısını Besim Atalay yapmıştır (1930). Muharrem Zeki Kargunal (1931), Eflâtun Cem Güney (1959) ve Şevket Rado da (1972) Kerem ile Aslı öyküsünü yayımlamıştır.