Kırım Savaşının Sebepleri Nelerdir

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Lavinia tarafından 14 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Kırım Savaşının Nedenleri

    Kırım savaşı, Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünün korunması isteğinden çok, Avrupa’ya özgü düşüncelerle yürütüldü ve önemli olan Avrupa’nın siyasal statüsüydü. İngiltere için önem taşıyan Avrupa’daki güç dengesinin korunmasıydı ve bunun için savaştı. Daha önce görüldüğü gibi, İngiltere, “Yakındoğu sorunu”nun önemini geç anlamış olmakla birlikte, bu tarihe gelindiğinde, Osmanlı imparatorluğu üzerinde Rus koruyuculuğunun, Mısır üzerinde Fransız koruyuculuğu kadar tehlikeli olabileceğini kavramıştı. Dolayısıyla, ister birlikte, ister tek tek olsun Rusya ve Fransa’nın Osmanlı Devleti hakkındaki özel niyetlerine karşı çıkmak, 19. yüzyılın geriye kalan bölümünde İngiliz dış politikasının temel ilkesi durumuna geldi.

    İngiltere’ye göre, Avrupa’nın siyasal statüsünde değişiklik, bir büyük devletin tek yanlı iradesiyle değil, ancak “Avrupa uyumu içinde diplomasi yoluyla yapılabilirdi. Ayrıca, 1849 yılında Macar ayaklanmasının Rusya tarafından kanlı bir biçimde bastırılması ve Polonyalılara kötü davranılması, İngiliz kamuoyunda Rusya aleyhine duyguların çıkmasına neden olmuştu. Avrupa özgürlükleri, Doğu’nun bu tiranının baskısından kurtarılmalıydı. Dolayısıyla, Avrupa sistemi korunmalı ve Rusya’nın şimdi zorla değiştirmeye çalıştığı güç dengesi sağlanmalıydı. Üstelik, Macar ulusal kahramanı Louis Kossuth ve öteki Macar mültecilerine Osmanlı Devletinin kapılarını açması ve bunlara iltica hakkı tanıması, Londra’da Osmanlı sultanının prestijini arttırmıştı.

    Fransa, değişik düşüncelerle ama İngiltere’nin yanında savaşa katıldı. III. Napolyon, İngiltere’nin tam aksine güç dengesini kendi lehine yıkarak Fransa’ya Avrupa’da üstünlük sağlamak istiyordu. Kendisine göre, amcası Büyük Napolyon’un en büyük hatası İngiltere ile gereksiz çatışmaya girişmesiydi. Fransa’nın başarısının anahtarı ise İngiltere ile anlaşmaktan geçiyordu ve Kırım savaşı da bunun için çok iyi bir fırsattı.

    İngiltere ile Fransa’nın ortak düşünceleri ise, Rusya’nın Avrupa kıtasının dışında tutulmasıydı. Avrupa’nın büyük devletlerinin koalisyonu, yanlız güç dengesini korumakla kalmaz, aynı zamanda Rusya’yı da Avrupa dışında tutabilirdi. Böylece Rusya, “büyük devlet” statüsünden aşağı indirilebilir, Polonya yeniden kurulabilir, Osmanlı Devleti zamansız bir parçalanmadan kurtulabilir ve Fransa da isteğine uygun olarak Avrupa’da yeniden üstün duruma geçebilirdi.

    Orta Avrupa devletleri ise bu düşünceleri tam paylaşmadılar. Prusya, ileride kurmayı tasarladığı Alman ulusal birliği için Rusya’nın yardımına ihtiyaç duyabilirdi. Avusturya için ise, savaş alanı ve Rusya çok yakında, “Tanrı ise çok uzaktaydı”.

    Savaşın sonunda Rus gücü zayıflayabilirdi, ama bunun somut bir biçim alması yapılacak barış antlaşması ile gerçekleşebilirdi. Başka benzer durumlarda olduğu gibi, Batılı devletler “neye” karşı savaşacaklarının bilincinde olmakla birlikte, “ne” için savaştıklarını tam bilmiyorlar ya da ortak bir görüşe sahip bulunmuyorlardı. Dolayısıyla, imzalanan barış antlaşması hemen hemen hiçbir sorunu çözmedi.

    Osmanlı Devleti ile Rusya arasında başlayan ve Avrupa devletlerinin iştiraki ile kollektif bir görünüm kazanan Kırım Savaşı'nın Osmanlı Devleti açısından iki ana sebebi vardır. Bunlardan birincisi: Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne karşı değişen politikası; ikincisi: kutsal yerler sorunudur.

    Rusya, 1853 yılından itibaren Mehmet Ali Paşa bunalımı sırasında takip ettiği zayıf bir Osmanlı Devleti üzerinde etki alam kurma politikasını bırakarak, bu devleti yıkma politikası takip etmeye başladı. Bunu gerçekleştirebilmek için de kutsal yerler sorununu kullandı.

    Osmanlı Devleti, Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresinde Katolik ve Ortodokslar'a çeşitli ayrıcalıklar tanımıştı. 1853 yılına gelindiğinde ayrıcalıklar konusunda Rusya ile Katolikliğin dünya çapında savunuculuğunu yapan Fransa çatışmaya başladılar. Bu durumu bahane eden ve asıl amacı "Hasta adam" gözüyle baktığı Osmanlı Devleti'ne ve onun bekasına son vermek isteyen Rusya, İngiltere'ye mirasın paylaşılması teklifinde bulundu. Ancak, Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün muhafazasından yana olan İingiltere bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine Rusya, tek başına harekete geçerek, Osmanlı Devleti'ne bir ittifak teklifinde bulundu ve bu devletin sınırları içinde yaşayan Or-todokslar'ın koruyuculuğunun Rusya'ya bırakılmasını önerdi. Osmanlı Devleti İngilizlerin de desteğine güvenerek Rus isteklerini reddetti.