Kötülük İle İlgili Deyimler ve Anlamları

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Kötülük İle İlgili Deyimler

    *** adı kötüye çıkmak
    ünü kötü olarak yayılmak.

    *** (biri için) kötü söylemek
    birtakım olumsuz, beğenilmeyen, istenmeyen tutum ve davranışları olduğunu söylemek, kötülemek.

    *** işin kötüsü
    işin kötü yanı: “Cahil adam neye uğradığını şaşırmış ve işin kötüsü yatışır gibi olan merakı yine kabarmıştı.” -İ. O. Anar.

    *** iyiye iyi, kötüye kötü demek
    hatır için söz söylememek, dürüst olmak.

    *** kötü gözle bakmak
    1) bir kimse için iyi olmayan düşünceler beslemek, bunu belli edercesine bakmak: “Tiyatroda kimse kimseye kötü gözle bakamaz.” -S. F. Abasıyanık. 2) cinsel duygu ile bakmak: “Ben bu kambur kızdan hoşlanmışsam, onu sevmişsem neden ona kötü gözle bakmış olayım?” -O. V. Kanık.

    *** kötü kişi olmak
    bazı kimseler birtakım insanların düşmanlığını kazanmak.

    *** kötü kötü düşünmek
    üzüntülü düşüncelere dalmak: “Ben başladım kötü kötü düşünmeye.” -N. Hikmet.

    *** kötü olmak
    1) olumsuz bir durum almak; 2) beğenilmemek, takdir edilmemek; 3) kadın kötü yola düşmek: “En insaflıları biraz acır, ah zavallı kötü oldu, alnının yazısı imiş derler.” -Ö. Seyfettin.

    *** kötü yola düşmek
    kötü kadın olmak.

    *** kötü yola sapmak
    doğruluktan ayrılıp istenilmeyen ve yanlış işler yapmak.

    *** kötü yola saptırmak
    kötü yola sürüklemek: “Parmak kadar çocuğu kötü yollara saptıranların kökünü kazırım.” -S. Ali.

    *** kötü yola sürüklemek
    yasa dışı, uygunsuz veya hoşa gitmeyen bir yaşayış içine sokmak: “Kız kardeşini kötü yola sürükledi diye babası reddetmişti.” -S. F. Abasıyanık.

    *** kötülük etmek (yapmak)
    kötü davranmak, zarar vermek: “kötülük edeni öldürür veya ayetlerin emrettiği cezalardan birini verir.” -F. R. Atay.

    *** kötürüm olmak (kalmak)
    1) yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyememek: “Mağdurun belinden aşağısını felce uğrattı, bütün hayatı boyunca kötürüm kaldı.” -B. Felek. 2) mec. güçsüz kalmak: “Acılıyım karım öleli / Kalmışım yarı kötürüm” -B. Necatigil.

    *** kötüye çekmek
    yanlış, beğenilmeyen bir anlam vermek: “Ne oldu ki Ömer ağa, dedi. Lafımı yanlış anladın, kötüye çektin?” -S. F. Abasıyanık.

    *** kötüye kullanmak
    1) yetkisini yasalara aykırı yolda kullanmak: Görevlerini kötüye kullandılar. 2) birinin iyi davranışından istenilmeyen yolda yararlanmak: “O benim dinlemekteki sabrımı, saflığımı kötüye kullandı.” -H. R. Gürpınar.