Küçük kaynarca antlaşması önemi nedir

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Eylem tarafından 14 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMALARI

    1768-1774 Osmanlı- Rus Savaşı sonunda imzalanan antlaşmadır.

    Rusların 1773'de barış yapılması için giriştikleri teşebbüs sonuçsuz kalmıştı. 1774'ün ilk günlerinde de III. Mustafa ölünce barış işi, kardeşi I. Abdülhamid'e kaldı.

    Ruslar, 1774 baharında barış görüşmeleri için birkaç teşebbüs daha yaptılar. Mareşal Romantsov'un Şumnu'ya yaklaşması ve başkumandanlık karargâhını burada kurmuş olan sadrazam ve serdar-ı ekrem Muhsinzade Mehmed Paşa'nın ağır hasta olması yüzünden Osmanlı Devleti de Rusya'nın barış teklifini kabul etti. Sadaret kethüdası Resmi Ahmed Efendi baş murahhas ve reisülküttap İbrahim Münip Efendi ikinci murahhas oldu. Rusları ise Mareşal Romantsov ve Prens Renin temsil ediyordu. Antlaşma Tuna kıyısı yakınlarında Küçük Kaynarca kasabasında yapıldı.

    28 madde ve 2 ilaveden meydana gelen antlaşmanın esasları şöyle özetlenebilir:

    Kırım Meselesi ve Sınırlar:

    1.Kırım, Kuban, Bucak, Yedi-San gibi kabileler tamamen müstakil ve hür olarak tanınmış oluyor ve onlara hanlarını Cengiz sülalesinden seçmek hakkı veriliyordu. Kırım halkı yalnız mezhep işlerinde hilafet makamına bağlı kalacaklar fakat bu suretle onların siyasi vatandaşlık haklarına herhangi bir şekilde zarar gelmeyecekti. Rusya ile Osmanlı Devleti onların iç işlerine karışmayacaklar ve her iki devlet de bu ülkelerde memur ve asker bulundurmayacaktı.

    (3. madde)

    2.Osmanlı Devleti (18. madde ile) Özi (Dinyeper) nehrinin döküldüğü yerde bulunan Kılburun Kalesi ile (19. madde) Kırım'ın Kerç ve Yeni kalelerini (20. ve 22. maddeler), 1700 yılında tayin edilen sınırlara göre Azak Kalesi'ni ve Han'ın tasdiki ile (21. madde) Özi ile Aksu nehirleri arasındaki küçük ve büyük Kabartay ülkelerini Rusya'ya terk ediyordu.

    3.Rusya da askeri kuvvetlerini Gürcistan ve Migrel'deki kalelerden geri çekecek ve bu iki memleketin işlerine karışmayacaktı (23. madde). Osmanlı Devleti , öteden beri kendisine ait kaleler hariç, diğerlerini Gürcü ve Migrellere geri verecek ve burada halkı hal ve hareketlerinden dolayı sorumlu tutmayıp onlara iyi muamelede bulunacaktı.

    4.Rusya, Osmanlı Devleti 'ne bütün Beserabya'yı Akkirman, Kili, İsmail, Bender gibi kaleleri ile birlikte, Eflak ve Boğdan’ı geri veriyordu (16. madde); buna karşılık Osmanlı Devleti de şu şartların gerçekleşmesine çalışacaktı: Her iki beylik halkının genel aftan faydalanması, onlara din bakımından tam bir serbestlik verilmesi, kiliseler ve şahıslara ait olup haksız olarak müsadere olunan arazinin geri verilmesi, rahiplerin mezheple ilgili imtiyazlarına uyulması, memleketlerinden başka yere gitmek isteyenlerin mallarını götürebilmelerine, bir yıl süre ile izin verilmesi ve eski hesaplardan dolayı bunlardan para alınmaması, iki yılın sonundan sonra cizyenin toplanmasında kolaylık gösterilmesi ve cizyeden başka bir şey alınmaması, bu iki voyvoda tarafından Babıâli nezdinde Rum mezhebinden maslahatgüzarlar bulundurulmasına izin verilmesi ve Rus elçilerinin Eflak ve Boğdan voyvodalıklarının icabında korunmaları ile ilgili hususları danışmaya izinli olmaları, iki devlet arasındaki münasebetlere uygun şekilde ileri sürecekleri fikirlere Babıâli’nin uyması.

    5.Rusya'nın Akdeniz'de zapt ettiği adaları bir önceki maddede belirtilen taahhütler karşılığında Osmanlı Devleti 'ne geri vermesi (17 madde).

    6.Osmanlı Devleti ile Rusya'nın kendi topraklarında uygun görecekleri nizami icra, kale ve şehir inşa veya mevcut olanları tamir etmek hususlarında tamamıyla serbest kalmaları, sınır anlaşmazlıklarının kurulacak komisyonlar tarafından hal ve ödenmesi (4. madde).

    Mezhep ile ilgili meseleler:

    1.Rusya'nın Osmanlı Devleti 'nin Hıristiyan Ortodoks tebaası için bir çeşit koruma hakkını içine alan 7. maddesi gereğince, Osmanlı Devleti Hıristiyan diyanetinin ananesini ve kiliselerini koruyacak ve Rusya Devleti'nin elçilerine, gerek bu kiliseler ve gerek onların hademesi hakkında, bazı fikirlerde bulunmak iznini veriyordu ve Rus elçisinin mutemed adamı aracılığı ile yapacağı tebligatı Osmanlı Devleti kabul edecekti.

    2.Osmanlı Devleti Rus rahipleri ile diğer tebaasının Kudüs ve civarındaki mukaddes makamları cizye, haraç ve vergi vermeye mecbur tutulmadan, serbestçe ziyaretine izin veriliyordu (8. madde).

    3.Rusya elçisinin nezareti altında olmak şartı ile Beyoğlu'nda bir kilise yapılacaktı.

    Ticaret ve Boğazlar ile ilgili meseleler:

    11. madde de iki devlet topraklarını çeviren denizlerde bütün gemilerin serbestçe dolaşabilecekleri ve Osmanlı Devleti tarafından, Akdeniz'de Karadeniz'de ve Boğazlar'da ticaret yapmak hususunda İngiltere ve Fransa gemilerine verilmiş iznin Rus ticaret gemilerine de verilmesi ve aynı zamanda iki taraf tüccarının gereği kadar bu memleketlerde oturmaları, Rusya tarafından Osmanlı ülkesinin lüzum görülecek mevkilerinde konsolos veya konsolos vekili bulundurması ve bunların maiyyetine berat-ı şahane ile tercümanlar tayinine izin verilmesi ve İngiltere, Fransa gibi milletlerin hizmetinde bulunanların elde ettikleri imtiyazlardan bunların da faydalanacağı belirtilmiştir.

    Diplomatik münasebetler ile ilgili hükümler:

    Antlaşmanın 13. maddesi gereğince Osmanlı Devleti tarafından bütün senet ve mektuplarda Rusya imparatoriçesi için Türk dili ile "Rusyalıların padişahı" deyimi kullanılacaktı. 5. madde ile barışın imzalanmasından sonra, Rusya İstanbul'da bir elçi bulunduracak ve bunlara da diğer devletlerin elçileri gibi itibar ve saygı gösterilecekti. 9. madde ile, Rus elçilerinin hizmetinde bulunan tercümanlar, her ne milletten olursa olsun, devlet işlerine hizmet ettikleri için, hizmetleri iki devleti ilgilendirdiğinden, onlara da iyi muamele edilecekti.

    Savaş tazminatı:

    Savaş tazminatı, başlı başına madde olup buna göre, Osmanlı Devleti tarafından üç taksitle ve her yıl için 5.000 kese akçe verilmek üzere, 3 yılda 15.000 kese akçe, yani 5.500.000 ruble savaş tazminatı ödenecekti. Taksitlerin ödenme zamanları ise, 1775 yılından itibaren, müteakip yıllar dâhil ocak ayının ilk günü olarak kabul edilmişti.

    Bu antlaşma ile Rusya, Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ortodokslar ile Eflak ve Boğdan'ın himaye hakkını ve dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin işine sürekli karışmak imkânını elde ediyordu. Antlaşmanın 11. maddesi ile de Karadeniz'de yüzyıllardır tek başına hüküm süren Osmanlı hâkimiyeti sarsılıyor, Rusya da o zamana kadar bir Osmanlı iç denizi olan Karadeniz'de ilk defa ticaret ve savaş gemilerini dolaştırma hakkını elde ediyordu. Yine bu antlaşma ile Osmanlı Devleti küçük fakat askeri bakımdan önemli Kırım'ı kaybediyordu.