Kur'an Okuyor, Ama Anlamıyor

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Elif tarafından 24 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Kur'an Okuyor, Ama Anlamıyor...


    Diyanete bağlı her caminin altında veya yanı başında Kur’an kursları var mıdır, evet vardır. Ayrıca cemaat ve tarikatlara bağlı olanlar bunların dışında mı? Evet.. Üstelik bütün yaz boyunca çocukların camiye Kur’an okumaya, öğrenmeye gittiklerini biliyor ve görüyor muyuz, evet..

    Kur'anı okutacağız, ama kimse okuduğundan bir şey anlamayacak!..

    Felaketin boyutunu düşünebiliyor musunuz?

    Bu nasıl iş anlayamıyorum?

    Bunun sonucunda ''din marketçiliği'' yaygınlaşır..

    Din tüccarları türedi ayrık otu gibi..

    Önü alınması mümkün olmayan, örümcek ağı örneği örgütlü, sistemli çalışan ve büyük meblağlar sağlayan bir ''dinci sektör'' egemen oldu piyasada.. Bu dinci sektör devlet desteğini de almışsa, önünde hiç bir güç duramaz.. Gidiş bu gidiştir.. Geçmiş olsun..


    Eğri oturup düzgün konuşalım; vicdanımızın sesini dinleyerek düşünelim; birey olarak Arapça okuduğumuz namaz suresinin anlamını bilmiyorsak inanç yönünden sadece “robot” misali bir taklit yapmış olmaz mıyız?

    Kur'anı anlamayan birkaç nesil var, ama kuranı okuyor!..

    Şu anda orta yaş evresini de geçmiş ve 68 kuşağı dediğimiz kuşağın yaşı itibarıyla kıyas yapıldığında; bu kuşağın ardından gelen 4 nesli biliyor ve hepsini yaşıyor da… Bu nesiller bu eksik haliyle devam ediyor ve edecek…


    Mesela 65 yaşında olan bir zat önünde en az 1-2 nesille, geride de yine en az 2-3 nesille yaşıyor demektir..

    Buna kendisi de dahil olursa beş neslin yaşam hikayesini özetliyor demektir…

    Kabul edelim ki 65 yaşındaki bir zat, babasından öğrendiği değil, ezberlediği, daha doğrusu çocukluğundan ezberletildiği dualarla namaz kılıyor.. Okuduğunun anlamını bilmiyor, sadece ezberlediğini ''papağan'' örneği tekrarlayıp duruyor…

    İşin garibi ise ardından gelen nesiller 65'lik yaşlı insanın bildiğini de bilmiyor ve anlamıyor..


    Birileri kendi başına anlamlandırdığı tefsir ya da meallerden okuyarak eksiğini gidermeye, sorunu çözmeye çalışır… Bu oran da 8/100 aşamaz (%8). Tamamı ezbere dayalı olan duayı, okuduğu Kur’an suresi için; ''yahu bunun anlamı nedir'' diye sorguladığında işin vahameti ortaya çıkar.. Ve okurken de bir yandan anlamlarını düşündüğü duaların anlaşılır halini çok sonradan kişisel gayret ve merakla öğrenebilir, belki.. Bunu kaç kişi yapabiliyor? “Okusun, öğrensin efendim” demek kolay..



    Gazi Paşanın dediği:

    Konuyla bağlantılı olarak bakalım Mustafa Kemal Atatürk ne demiş?

    "Bir insanın anlamadığı ve bilmediği şey tam içten inanması imkânsızdır. Geçmişte Türkler kendi ulusal dillerinde değil, sadece Arapçayla Allah'a duada bulundukları için ne yaptığını ve yapacağını bilmeksizin adeta bir sözcüğün bile anlamını anlamadan Kur'an'ı ezberleyip beyni sulanmış hafızlara döndüler. Türk, Kur'an'ın arkasından konuşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapıyor. Benim maksadım, arkasında koştuğu kitapta neler olduğunu anlasın..."


    Günümüzde ezberletilen Kur’an anlaşılsın diye ezberletilmiyor. Önceki milli eğitim bakanın bu konudaki ucube görüşleri dillere destan oldu. Bir ülkenin eğitimden sorumlu şahıs akıl dışı neler diyor, inanılır gibi değil ama gerçek… 90 yıl önce bu ülkenin geleceğini düşünen, Türk milletinin bekası ve aydınlık inançlı insanları için Gazi Mustafa Kemalin dediklerine bir bakın birde günün politikacıların dediklerine…

    İki zihniyet arasındaki dağlar kadar farkı görmemek mümkün mü?


    Kısaca iki kafa arasındaki farka bakıldığında biri Everest tepesinde, diğeri Gobi çölü çukurunda… Atatürk, 90 yıl öncesinden bugüne sadece cevap vermiyor; aslında O, Türk toplumunun tarih boyunca dinini öğrenirken anlayarak öğrenmesi için ortaya konulan engelleri tarif ediyor.



    Karanlık zihniyet

    Osmanlının neden cahil kalan bir toplum olduğunu ve neden kolayca yıkılıp yok olduğunu önemsediği dereceye bakmak gerek..Toplumun neden cahil kaldığını deşifre ediyor Mustafa Kemal, sanki bugünleri işaret ediyormuş..

    Şimdilere geldiğimizde, çevrenize bakınız. Bugün, 90 sene önceki aydınlık zihniyetin gerisinde olduğumuzu kim itiraf etmeyecek? İş başa düşünce, Mustafa Kemalin bu konuda yaptığı konuşma ve gösterdiği hedefi benimsemeyenler tersine aydınlık yerine karanlığı seçebiliyorlar.
    Prof. Dr. Ramazan Demir