Kuşlar Hakkında Kısa Bilgi

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Zakkum tarafından 3 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Kuşlar İle İlgili Kısa Bilgi

    Kuşlar vücutları tüylerle örtülü, akciğer solunumu yapan, sıcakkanlı, yumurtlayan, gagalı, kanatlı omurgalı hayvanların ortak adı, iki ayaklı, sıcak kanlı, omurgalı ve yumurta ile üreyen hayvanlar sınıfı.

    Yaklaşık 10.000 civarında yaşayan türüyle en kalabalık tetrapod omurgalıları oluştururlar. Kuzey Kutbundan Güney Kutbuna dünya üzerindeki tüm ekosistemlerde yaşarlar. Boyutları
    arı sinek kuşunda 5 cm ile
    deve kuşunda 2,7 m.'ye kadar değişir. Bulunan fosillere göre kuşlar, yaklaşık 150-200 milyon yıl önce,
    Jura Devri'nde terapod
    dinozorlardan gelmektedir. Bilinen ilk kuş Jura Devri'nin sonlarında yaklaşık 155-150 milyon yıl önce yaşamış olan
    Archaeopteryx 'tir.



    Omurgalıların kalabalık bir sınıfıdır.
    Gagalarında diş bulunmaz. Günümüzde karada ve suda yaşayan 10.000 kadar türü mevcuttur. Çoğu uçucudur. Kivi ve deve kuşu gibi uçamayan nadir çeşitleri de vardır. Hepsi sıcakkanlı ve yürekleri dört gözlüdür. Büyük ve küçük dolaşım birbirinden tamamen ayrılmıştır. Genellikle vücut ısıları 41-42°C’dir. Derileri tüy ve teleklerle kaplıdır. Tüyler vücut ısısını muhafaza eder. Derilerinde salgı bezleri yoktur. Yalnız kuyruk diplerinde yağ salgılayan bir çift bez vardır. Su kenarlarında yaşayanlarda bu fazla gelişmiştir. Bacakları keratin pullarla örtülüdür. Ayakları dört parmaklı olup, üçü önde biri arkadadır.
    Ağaçkakan gibi tırmanıcı kuşların parmaklarının ikisi önde, ikisi arkadadır.
    Baykuş, gök kuzgunu ve guguk kuşlarında dördüncü parmak hem öne hem de arkaya döndürülebilir. Bazılarının parmakları arasında yüzme derisi bulunur.
    Pelikan,


    karabatak ve sümsük kuşlarında dört parmak da perdelidir.


    Ördek ve


    Martılarda öndeki üç parmak perdelidir. Uzun müddet karla kaplı olan bölgelerde yaşayanların parmakları tüylüdür. Balık kartalının parmaklarının alt yüzeyinde, balıkların kaymasına mani olmaya yarayan özel dikenler vardır. Afrika devekuşları iki, Güney Amerika ve
    Avustralya devekuşları üç parmaklıdır. Dövüşken kuşların ayaklarında birer adet mahmuz bulunur. Ağaçkakan ve papağanların dilleri etli ve yumuşaktır. Kuşlarda vücut, uçmaya elverişli şekilde yaratılmıştır. Kemiklerin içinde ilik yoktur. Hava ile doludur. Havada üşümemesi için ve sıcaktan rahatsız olmaması için soğuk ve sıcak geçirmeyen bir tüy örtüsüne sahiptir. Kuyruk tüyleri dümen vazifesini görecek şekilde yaratılmıştır. Ayrıca fren vazifesi de görmektedir.

    Tüyleri son derece hafif ve kuvvetlidir. Ana
    tüy gövdesinden çıkan ince tüycükler birbirine minicik çengellerle kenetlenmiştir. Hatta bu tüycüklerin insanı şaşırtan kendi kendini tamir gücü de vardır. Parçalanmış tüy dikenleri bir araya getirildikten sonra uzunlamasına birkaç kere okşanınca mikroskobik denilebilecek kadar küçük kancaların tekrar birbirine geçip eskisi gibi kenetlendiği görülür. Kuşlar tüylerini gagalarıyla tarayarak düzeltir. Ter bezleri bulunmadığından tüyler her zaman kurudur.

    Uçma olayında büyük enerjiye ihtiyaç duyulduğundan kuşlarda gelişmiş bir sindirim sistemi vardır. Mîde ve barsak kuruluşu, diğer hayvanlarınkinden farklıdır. Mesela bunlarda “kursak” denilen bir torba da bulunur. Burası alınan gıdayı depolamaya ve devamlı mîdeye aktarmaya yarar. Besinler mîdeye gelmeden önce kursakta iyice yumuşatılır. Mîdeleri de iki gözlüdür. Birincisinde mîde özsuları salgılandığından, “bezli mîde” adını alır. İkincisine “taşlık” adı verilir. Kuş enerji depo edebilmesi için yediğini hemen hazmeder. Mesane bulunmadığından posalar derhal dışarı atılır, vücut hafifler.

    Mîde ve barsakların posayı aşağıya iten hareketleri müthiştir. Yuvasını henüz terketmemiş bir ardıç kuşu uçmanın tekniğini şuurlu olarak bilmez. Bunun için gerekli yakıt hesabını yapamaz. Ama içgüdü olarak önüne çıkan koskoca bir solucanı hemen kursağına indirir. Karga yavrusu, sanki uçmak için fazla gıda gerektiğini biliyormuş gibi, her gün kendi ağırlığının birkaç katı öteberi yutar.

    Bu canlı tayyarelerin motoru kalpleridir. Pompalama faaliyetlerini hızlı bir şekilde yürütebilmesi için dakikada 500-1000 kadar kalp atışı mevcuttur. Başlıca uçuş takımları da göğüs kaslarıdır. Bu kasların en büyükleri, kanatları aşağı çeker. Havaya karşı çekilen bu kanatlar sayesinde kuş da yukarı ve ileri doğru itilir. Kanat kasları, “karina” denen güçlü göğüs kemiğine tutunmuştur.

    Solunum sistemi de hayret vericidir. Çok yükseklerde uçarken hava molekülleri seyrek olduğu için kemiklerinin içindeki hava keseciklerinden istifade eder. Kuşlarda akciğerler son derece gelişmiş olmasına rağmen küçüktür. Bununla beraber iletim kabiliyetleri yüksektir. Ciğerler göğüs boşluğunda serbest olmayıp sırt duvarına yapışıktır. Akciğerlere bağlı dokuz adet hava kesesi mevcuttur. Hava deposu görevi yapan bu keseler uçma esnasında kuşun ağırlığını azaltır ve akciğerlere hava akımını arttırır. Uzun kemiklerin boşluklarına kollar vererek kemikleri hava ile doldururlar. Deri altlarında hava hücreleri halini alırlar. İyi uçan ve yüzen iri kuşlarda deri altının her tarafına yayılmışlardır. Pelikanların derilerine dokununca bu hava hücrelerinden dolayı çatırtılı bir ses çıkar. Deniz kırlangıcı (Sterna) ve martı (Larus) gibi iyi uçan küçük kuşlarda, içi hava dolu kemikler azalmış, yerine ilik dolmuştur. Devekuşu ve diğer uçma kabiliyetini kaybetmiş kuşlarda da kemiklerin içi ilik ile doludur.

    Solunum ağızla başlar, sonra gırtlak ve soluk borusu gelir. Soluk borusunun sonunda, daha çok ötücülerde gelişen ses gırtlağı (sirenks) bulunur. Soluk borusu (trekea) iki bronşa, bronşlar da akciğerlerin içinde kılcal hava kanalcıklarına ayrılırlar. Bu hava borucukları, memeli hayvanlarda ve insanlarda olduğu gibi hava petekleri ile (alveoller) sonlanmaz. Kanalcıklar birbiri ile ağızlaşarak birleşir ve ciğerlerde hava borucukları ağı meydana getirirler. Hava, bu borucuklar içinde dolaşır. Kanalcıkların bir kısmı ise akciğerlerden çıkarak hava keselerinde biterler. Kuşların solunum sistemlerinde işe yaramayan faydasız bir boşluğa rastlanmaz.

    Kuşlarda
    diafram yoktur.
    Akciğerleri bizim gibi şişip gevşemez. Uçuş esnasında kanat çırpma sonucu, göğüs kemiğinin açılıp kapanmasıyla hava keselerine yapılan basınçla akciğerler körüklenir ve hava akciğerlere rahatlıkla girip çıkar. Akciğerlerin bu özelliği solunumun çabuk olmasına ve dolayısıyla besinlerin oksijen tarafından çabuk yakılarak kuşlar için gerekli yüksek enerjinin elde edilmesini sağlar.

    Kuşlar rahat uçabilmek, düşmanlarından korunabilmek ve avlarına yaklaşabilmek için keskin bir görüşe sahiptir. Durdukları yerden 300 dereceyi görürler. Çulluğun görüş alanı 360 derecedir. Yani çulluk, arkasını da görür. İnsan ancak 160 dereceyi görür. Kuşlarda üç göz kapağı bulunur. Alt göz kapağına bağlı olan üçüncü kapak içten dışa doğru sürgü gibi açılır. Avcı kuşlar çok yükseklerden avlarını görürler. Şahin, insan gözünden sekiz kat daha iyi görür. Kartal, altı defa büyüten dürbünle bakan bir insanın gördüklerini rahatça görür. Çit kuşu, ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük böcek yumurtalarını net bir şekilde fark eder. Gözünü teleskop gibi de ayarlayarak uzaktaki cisimleri de rahatça görür. Kuşlar yumurta ile ürerler. Ördek ve devekuşu hariç, hiçbirinde çiftleşme organı yoktur. Eşler dışkılık açıklıkları ile birbirini döllerler. Erkeklerde bir çift erbezi, dişilerde ise bir tek yumurtalık vardır. Tavukgiller hariç, diğer kuşlar tek eş tutarlar. Çiftleşme dönemlerinde, genellikle erkek kuşlarda düğün elbisesi denen bir tüy değişimi ve renklenme görülür. Bunun yanında öterek, dişilere kur yapma ve dans gösterileri de görülebilir.