Kuyucaklı Yusuf Kitabı Hakkında Bilgi

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Lavinia tarafından 4 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Kuyucaklı Yusuf Hakkında Bilgiler

    Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin 1937 yılında yazdığı romanıdır. Sabahattin Ali, bu romanında Anadolu insanını, bu insanların düşünüş ve yaşayış tarzlarını okuyucuya anlatmaya çalışmaktadır. Sabahattin Ali, bu romanı için gereken malzemeyi asılsız bir ihbar nedeniyle üç ay yattığı hapiste ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaptığı öğretmenlik görevleri sırasında toplamıştır.

    1937′de yayınlanan Sabahattin Ali’nin bu romanı, Türk edebiyatında öncü bir role sahiptir. Roman, Türkiye’nin o döneme kadar ifade edilmemiş problemlerini dile getirmektedir. Kuyucaklı Yusuf’a kadar Türk romanının ana konusu Batılılışma problemidir. Kuyucaklı Yusuf’la ezilen köylü ve toplumsal yapının aksayan yönleri ilk defa içerden bir gözle ele alınmıştır.

    Roman Hakkında Bilgiler
    Romanın adı: Kuyucaklı Yusuf
    Romanın yazarı: Sabahattin Ali
    Sayfa sayısı: 221 sayfa

    Kuyucaklı Yusuf Kitabının Teması

    Sabahattin Ali 1937′de Türk romanına yeni bir konu getirir. Ezilen halk ve zengin kesim arasındaki çatışma Türk edebiyatına ilk kez Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’u ile gelir. Daha önceki romanlarda batılılaşma sorunu ve halk-aydın çatışması teması ağırlıklı olarak işlenirken bu romanla yazar kendisinden sonra gelen yazarlara da öncülük etmiştir. Yusuf düzenle uzlaşamayan, düzene başkaldıran roman tipinin ilk örneğidir.

    Romanda asıl anlatılmak istenen halkın ezilişi ve sömürülüşüdür. Ezilen sınıfın temsilcisi Yusuf yoksulu sömüren kesimle anlaşamaz. Halk, zenginlerin kuklası gibidir, güç parası olandadır. Yusuf buna karşı çıkar; çünkü o doğal bir varlıktır ve yapay olan kasaba halkına karşı çıkar. Sabahattin Ali romanında “soylu vahşi” tipinden etkilenmiştir. Yusuf son derece dürüsttür, içi neyse dışı da öyledir ve bu özelliğiyle kasabadakilerden farklıdır. Özünde barındırdığı değerlerle, bozulmamış olmasıyla ve ahlak anlayışıyla soylu; asosyal olduğu için ise vahşidir. Kasabayla bir türlü uyum sağlayamaz. Yazar onu tüm insanlardan ve sevgiden uzaklaştırmıştır. Yusuf roman boyunca yalnız Muazzez’i sever; ama bu sevgi bile onu sosyal biri haline getirmez. Doğayı sever, ağaçların dilini anlar; fakat insanların dilini anlayamaz. Hayatındaki iki önemli olayda da doğaya sığınır: Evlenmesi doğada gerçekleşir ve evdekileri öldürdükten sonra yine doğaya sığınır. Ayrıca yazar doğayı betimlerken temiz, berrak, aydınlık gibi sıfatlar kullanırken kasabanın anlatımında kirli, dumanlı, korkutucu gibi sözleri tercih eder.

    Kuyucaklı Yusuf, sömürenle sömürülenin anlatıldığı evrensel temasının yanında bir Anadolu kasabasını son derece gerçekçi bir gözlem sonucu yansıtabildiği için başarılı bir yerel romandır. Yazar kasabadaki yaşamı, oradaki toplumsal düzeni ayrıntısıyla verir. Son derece sade bir Türkçe kullanan sanatçı, romanın çoğunluğunda anlatıma ve betimlemelere ağırlık vermiştir. Diyaloglar az ve kısadır.