Lale Devri Nedir ve Özellikleri Nelerdir

Konusu 'Soru Bankası' forumundadır ve Lavinia tarafından 22 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Lale Devrinin özellikleri

    ale Devri Osmanlı tarihinde 1718′den 1730′a kadar 12 yıl süren bir devirdir. 3. Ahmet’in saltanatının (1703-1730) ikinci yarısını kaplar. Lale Devrim Nevşehirli Damat İbrahim Paşa‘nın, Pasarofça Antlaşması’ndan az sonra sadrazamlığa geldiği gün başlar, Patrona Halil İsyanı’nda idam edilmesi ile biter.

    Tarihçi Ahmet Refik Altınay, Osmanlı tarihindeki bu ihtişam, eğlence devrini anlatan eserine “Lale Devri” adını vermiştir.

    O sırada, memleketteki siyasi hayat bir dereceye kadar sessizliğe kavuşmuş, bazı medeni hamlelere girişilmişti. Bu arada devletin ileri gelenleri zevke, eğlenceye daha çok düşmüşlerdi. Saraylarda lale bahçeleri geliştirilmiş, yeni yeni lale çeşitleri yetiştirilmişti. Zenginlerin bu çiçeğe aşırı düşkünlüğü dolayısıyla bir lale soğanının 100 altına satıldığı oluyordu.

    Lale Devri’nde Yapılan Yenilikler:

    Lale Devri aynı zamanda İstanbul’un onarılma devridir. Gerek batıda, gerek doğuda savaşların sona ermesi üzerine, iç kalkınmayla uğraşmaya biraz olsun imkan vardı. İstanbul, köşklerle, konaklarla, yalılarla süsleniyordu. Kağıthane’deki Saadabat, Hayrabat, Kasr-ı Cinan, Kasr-ı Neşat, Cisr-i Sürur, Tavanlı Köprü, Alibey Köprüsü’ndeki Hurremabat, Beşiktaş’taki Sadrazam Sarayı, Salacık’taki Şerefabat, Defterdar Burnu’ndaki Neşatabat köşkleri hep bu devirde yapıldı. Boğaziçi, Üsküdar, Haliç köşklerle, yalılarla süslendi. Kağıthane Deresi’nin kıyılarına “cedvel-i sim” (gümüş cetveli) dedikleri mermer rıhtım yapıldı.

    Bu bayındırlık işlerinin yanı sıra, bilim, sanat alanlarında da canlılık başlamıştı. İlk defa basımevi kurulmuş, kağıt fabrikası yapılmış, Türk çinciliği kalkındırılmış, Doğu, Batı dillerinden çeviri faaliyetlerine girilmiş, yeni okullar açılmıştı. Öte yandan saray ileri gelenleri, zenginler, şairleri, sanat adamlarını koruyordu.

    Lale Devri Eğlenceleri:

    Saray mensupları, zenginler Boğaziçi, Kağıthane, Haliç kıyılarında, çalgılar şarkılar arasında hoş vakit geçiriyorlar, eğlenceler, gece gündüz sürüp gidiyordu. Bu arada kışın “helva sohbetleri” yazın da “kaplumbağa yarışları” yapılıyordu. Uzun kış gecelerinde köşklerde, konaklarda toplananlar keten helvası yaparlardı. Buna “helva çekmek” denirdi. Sohbete katılanlar keten helvasını kendileri yaparlar, sonra türlü eğlenceler arasında çalgılar çalınıp, şarkılar söylenirken bunları yerlerdi.

    Yazın ise eğlenceler daha çok lale bahçelerinde yapılırdı. Laleler arasında sayısız fanuslar yakılır, bu aydınlık içinde türlü oyunlar oynanırdı. Bu arada kaplumbağaların sırtlarına yanar mum dikilip, lalelerin arasına salıverilirdi. Kaplumbağalar, laleler arasında ağır ağır dolaşırlarken, bunları seyredenler kahkahalarla güler, içip, eğlenirlerdi.

    Lale Devrinin Acı Sonu:

    Sarayın devlet ileri gelenlerinin bu çılgınca eğlence, zevk ve safaları halk arasında gittikçe büyüyen bir hoşnutsuzluk uyandırıyordu. Bunun üzerine Beyazıt Hamamı tellaklarından Patrona Halil diye tanınan biri, çevresine toparladığı kimselerle büyük bir ayaklanmanın başına geçti. Bu ayaklanma sonunda Damat İbrahim Paşa öldürüldü. 3. Ahmet tahtan indirildi. Ayasofya’daki 3. Ahmet çeşmesi bir yana, bütün yalılar, köşkler yıkıldı. Böylece Lale Devri çok feci şekilde sona erdi.