Madam Bovary Romanının Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Madam Bovary Kitabının Özeti

    Kitabın girişinde Paris Barosu Üyesi, Millet Meclisi Eski Başkanı ve Eski İçişleri Bakanı Marie-Antoine-Jules Senard’a, yazarın teşekkürü yer alır. Emekli bir subayın oğlu olan Charles Bovary, sağlam yapılı, çalışmakta istekli olmayan, kırsalda yetişmiş büyümüş bir çocuktur, okula gitmek üzere Rouen’e gelir. Büyük bir yeteneği pek yoksa da, annesinin baskısıyla tıp okur, doktor olur. Bu mesleğini yapabilmesi için annesi ona önce Tostes’de iş bulur. Şimdi sıra evlenmesindedir. Bunun için de yine annesi devreye girer. Evlenmesini istediği kadın, Dieppeli bir mübaşirden dul kalmış, zengin bir kadındır. Kırk beş yaşlarındadır ve yılda bin ikiyüz liralık bir geliri vardır. Charles’tan çok daha yaşlı, çirkin bir duldur; aslında böyle bile olsa isteyeni çoktur. Hatta bunlardan biri papazların bile desteğini almış olan bir domuz kasabıdır. Onun entrikalarını bile boşa çıkarıp oğlu Charles’la Dubuc’u evlendirir. Charles, evlenince daha özgür olacağını istediği gibi hareket edeceğini, parasını istediği gibi kullanacağını düşünür ama evin hâkimi karısı olur. Dubuc Bovary, Charles’a toplum içinde nasıl ne konuşacağından başlayarak, onun kıyafetlerine varıncaya kadar her şeyi belirler. Mektuplarını açar. Eve gelen kadın hastalan muayene odasının arkasından dinler. Bir taraftan da hastadır, yataktan hiç çıkmaz.

    Bir gece Bertaux çiftliğinden Mösyö Bovary’e bir mektup gelir. Kırılmış bir bacağı sarmak üzere yardım istenmektedir. Madam Bovary, gecenin o saatinde izin vermez. Önce uşağın, sabahleyin de kocasının gitmesini ister. Ona uyulur. Ertesi sabah çiftliğe ulaşır. Hasta elli yaşlarında, beyaz tenli mavi gözlü, başının ön tarafi açık, kulağı küpeli, kısa boylu, şişman bir adamdır. Bu Mösyö Rouault ‘tur. Karısı iki yıl önce ölmüş, hizmetçiler ve kızı Matmazel Emma ile yaşıyordur.

    Charles, sargı işini bitirdikten sonra Mösyö Rouault’nun önerisiyle bir şeyler yemek için alt kata inerler. Burada “Türkler’i gösteren bir alaca bezle örtülü, kubbeli bir karyolanın yanındaki küçük bir masanın üstüne iki sofra takımı konmuştur, su tasları gümüştendir.” Emma’yla birlikte yemek yer, sonra yukarı çıkıp Mösyö Rouault’ya veda eder. Böylece Charles’ın Rouault’larla dostluğu başlar. Haftada iki kez, bazen günleri şaşırdım diyerek daha da çok çiftliğe gidip gelmeye başlar. Bu günlerde dul Dubuc’ün parasını emanet ettiği Ingouville’li noter, paralarını alıp gider. Üstelik Dieppe’deki evi de ipoteklidir. Madam Bovary, bu duruma çok üzülür. Üstelik ana babasına karşı da suçludur. Charles’tan karısını savunmasını ister. Ama ana babası kızıp giderler. Ok yaydan çıkmıştır. Aradan bir hafta geçtikten sonra kadın, avluda çamaşır yıkarken, birden bire kan tükürmeye başlar ve “Aman Allahım der” göğüs geçirir, ölür.

    Rouault Baba, bir sabah, tedavi edilmiş bacağının ücretini getirir Charles’a. “Böyle şeylere yabancı değilim” der omzuna vurur. Onun da karısı ölmüştür. Kendi karısı öldüğünde bir ağaç altına gidip ağladığını anlatır, bize gelin diye çiftliğe davet eder. Kızım da arabada, bizi unuttuğunuzu söylüyor, der. Bu içten sözler karşısında Charles kayıtsız kalmaz.

    Charles, Mösyö Rouault’un öğüdünü tutar Bertaux’a gider. Matmazel Emma ile yarım kalan dostluk yeniden başlar ve alevlenir. Charles artık, bir süre bekledikten sonra Emma ile evlenebilecek durumdadır. Onun gözünde evlilik, bir aşk oyunudur ve Charles, sakin gösterişsiz tavırlarıyla tamamen mutlu biridir. Emma, duygusal bir genç kızdır. Beğenileri çağının romantik duyarlığını algılayacak yapıdadır. Bu duyarlığını duygusal roman ve şiirlerinden almıştır. Evlilikte, okuduğu kitaplardaki gibi, derin duygusal bir bağ bulacağını ummaktadır. Ne var ki düşündüğü gibi olmaz, halayından sonra, canı sıkılmaya başlar. Çünkü Charles, vurdumduymaz ve ihtirassızdır. Dekdüze bir yaşamı vardır. Oysa onun düşlediği evlilik bu değildir. Hele Markis d’Andervilliers’in yemek ve balosuna davet edildiği zaman, huzursuzluğu artar. Zengin ve lüks hayata şöylece bakışı bile, yaşadığı bu çevreden daha da fazla hoşnutsuzluk duyması için yeterlidir.

    Emma bir yandan modayla ilgili dergiler okur, buyandan da Paris’te yaşamanın hayalini görür ve burjuva evini biraz güzelleştirmeye çalışır. Sonunda ne yapacağını bilemez, canı sıkılır. Charles, Emma’nın can sıkıntısını gidermek, hem de hamile olan eşinin sağlığını korumak adına Yonville-I’Abbaye adında küçük bir ticaret kasabasına taşınmaya karar verirler. Rouen’den sekiz fersah uzaklıktadır.

    Yazara göre, Normandiya’nın, Pikardie’nin, Ile-de-France’ın sınırında, manzarasında hiçbir özellik olmayan, insanların dili de hiçbir özellik taşımayan piç bir bölgedir. Bovary’lere hoş geldiniz diyenler arasında, yeni doktor üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ve onun desteğini sağlamak isteyen Mösyö Homais adındaki eczacıyla, Homais’in kiracısı Leon Dupuis adında bir avukat kâtibi de vardır. Leon, Emma’nın romantik hayallerini paylaşmak suretiyle onun üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ister.

    Bovary, her zamanki tekdüze yaşayışına başlarken Emma, kendisinin Leon’a âşık olduğunu sanır, bu hayallerle yaşar; bu, gerçekleştirilmemiş ve hatta belirtilmemiş bir aşktır. Bu hayata artık katlanamayan Leon ise, Paris’e gitmek üzere kasabadan ayrılır.

    Bütün duygularını kaybeden Emma şimdi, çevrede yerleşen ve çağa ayak uyduran bir çiftçinin, Rodolphe Boulanger adlı bir bekârın ilgisini çeker. Emma onun metresi olur. Bu ilişki, Boulanger için hoşça vakit geçirmekten başka bir şey değildir; ama Emma uzun zamandır özlemini duyduğu gerçek bir aşkın umuduyla yaşar.

    Emma’nın yaşamı her gün biraz daha savruklaşır. Kocasından habersiz kasaba esnafından Mösyö Lheeureux’a borçlanır, bu da yıkımı olur. Bu arada eczacı Homais, Charles’ı, bir handa seyis yardımcısı olan Hippolyte adındaki bir çocuğun düz taban ayaklarını ameliyata razı eder. Bunu Emma da destekler. Çünkü, kocasının, kendi mesleğinde başarılı olması için eline fırsat geçtiğini düşünür, o da Charles’a ameliyatı yapması için baskı yapar. Charles kabul eder. Ne var ki, operasyon başansız geçer, çocuğunun bacağı kangren olur ve cerrah çağrılır. Çocuğun bacağı kesilirken çığlıkları duyan Mösyö Bovary, tüm umudunu yitirir, sokağa çıkamaz. Emma, kocasından tiksinmeye başlar. Sevgilisi Rodolphe’la kaçmaya karar verir. Ne var ki, Rodolphe de Emma’dan bıkmıştır. Sürekli bir ilişki istememektedir. Emma’ya bir mektup göndererek, aralarındaki ilişkiyi kopardığını söyler. Böyle bir tavır beklemeyen Emma, nöbet geçirir, sarsılır, çırpınır ve aylarca hasta yatar, iyileşen Emma’yı kocası onu Rouen operasına götürür. Orada, Leon’la karşılaşır. Emma, şimdi Leon’la ilişki kurar, müzik dersi bahanesiyle haftada bir defa Rouen’e giderek Leon ile buluşur. Onunla olan ilişkileri başını birtakım çıkmazlara sokar. Bunun altından kalkmak için, Lheureux’tan borç alır, Rodolphe’a yalvarır, Homais’in dükkânına girer; arsenik yutar ve ölmek için evine gider. Honfleur’dan çağrılan tanınmış doktor da iş işten geçtikten sonra gelir.

    Cenazeden sonra Charles, Rodolphe ve Leon’un mektuplarını da bularak, Emma’nın kendisini sevmediğini anlar. Kısa bir süre sonra o da ölür ve kızı Berthe, büyütülmesi için büyük annesinin yanına gönderilir.