Marmara Bölgesinde Yetişen Tarım Ürünleri Listesi

Konusu 'Ödevmatik' forumundadır ve Demir tarafından 27 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Marmara Bölgesinde Yetişen Tarım Ürünleri Nelerdir

    Buğday : Trakya’da Ergene Bölümü’nde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge üretimde İç Anadolu’dan sonar 2. sırada yer alır.



    Ayçiçeği : Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümleri’nde ekimi yoğunlaşır.



    Şekerpancarı : Trakya Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.



    Tütün : Bölge Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa Balıkesir Adapazarı’nda ekimi yoğunlaşır.



    Mısır : Bölge üretimde Karadeniz’den sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.



    Pirinç : Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.



    Şerbetçi otu : Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresi’nde ekimi yapılır.



    Zeytin : Güney Marmara Bölümü’nde Gemlik ve Mudanya Yöresi’nde üretimi yoğunlaşır. Bölge üretimde Ege’den sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.



    Dut : Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa Balıkesir Bilecik Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir.



    Meyve : Bursa Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali kiraz çilek kestane ve üzüm başlıcalarıdır.



    Sebze : Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates patates sarımsak soğan patlıcan kabak biber başlıcalarıdır.

    Trakya bölgesi olarak verim ortalaması buğdayda yaklaşık 350 kg/da ayçiçeğinde 160 kg/da çeltikte 500 kg/da civarındadır. Sözkonusu bu ürünlerden dekardan alınan ortalama verim Türkiye ortalamasından yaklaşık %40 daha yüksektir. Gerçekten de stratejik öneme sahip bu ürünlerde ayçiçeğinde Trakya Türkiye üretiminin %60-70ini çeltikte %45-50sini ve buğdayda %15ni karşılamaktadır. Trakya daki tarım alanları Türkiye tarımsal üretiminde diğer tarlabağ-bahçe bitkileri üretimi yanında özelikle ayçiçeği çeltik ve buğday üretiminde çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle Trakyanın çok verimli olan tarım alanlarının verimliliğinin korunması artan ülke nüfüsumuzun yeterli beslenmesi ve refah içerisinde yaşaması yanında gelecek kuşaklar için de hayati öneme sahiptir.
    Trakyanın yüzölçümü 2.376.400 hadır. Sözkonusu bu alanın yaklaşık 1.258.392 hektarında (%53) günümüzde tarım yapılmaktadır. İstanbul ve Çanakkale illerinin Trakya daki kapladıkları alan hariç Edirne Kırklareli ve Tekirdağda I. II. ve III. sınıf verimlilik yeteneğindeki tarımsal arazi varlığı 1.405.694 hadır. Bunun yanında çok dikkatli bir şekilde toprak işlemesi ve yalnız özenle seçilen bitkilerin tarımını mümkün kılan IV. üncü kullanım yetenek sınıfındaki topraklarla birlikte toplam tarım topraklarının alanı 1.547.272 hektardır. Bölgede toprak erozyonu sığlığı taşlılık drenaj çoraklık ve yaşlılık gibi toprakların verimliliğini hızla azaltan faktörler dikkate alındığında tarım alanlarının %85.8inde koruma ve ıslah çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
    Trakya gerek tarımsal üretim potansiyeli ve gerekse tarımı yapılan buğday ayçiçeği çeltik şekerpancarı gibi ürünlerin verimliliği açısından Türkiye ortalamasının çok üzerinde olmasına rağmen yinede çok önemli sorunları vardır. Sözkonusu bu bölgenin topraklarının verimliliğinin korunması yanında bazı tarım alanlarının da ıslahı gerekmektedir. Bunun içinde arazileri doğal nitelik ve yeteneklerine uygun olarak kullanmak ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını ciddi bir şekilde denetim erozyonla mücadele sulama ve drenaj çalışmaları gerekli yerlerde ıslah çalışmaları polikültür ekim nöbeti sistemlerine geçme azaltılmış toprak işlemesi gerekli yerlerde uygun toprak işleme teknikleri ile mekanizasyonun düzenlenmesi gübreleme programlarının uygulanmasıdağınık parçalı arazi varlığının oluştuğu bölgelerde arazi toplulaştırmasına gidilmesi olanaklarının araştırılması ve modern tarım tekniklerinin uygulanması gerekmektedir.


    2. Trakyadaki Arazilerin Tarımsal Uygunluk Açısından Sınıflandırılması:

    Bilim adamları tarımsal arazileri kullanma yeteneklerine ve verimliliklerine göre sınıflara ayırmışlardır. Sözkonusu bu değerlendirmeye göre sekiz tane arazi kullanma yetenek sınıfı vardır. Bu sınıflardan özellikle ilk dördü tarım arazileri olarak işlemeye uygun arazi kriterlerine sahiptir. Birden dörde doğru sınıf sayısı değiştikçe arazilerin tarım açısından uygunluğu azalır ekilecek bitki çeşidi sorun olur ve özenle koruma uygulamalarında bulunmak gerekir. Beşinçi sınıf araziler özellikle çayır alanları olarak değerlendirebileceğimiz çoğu zaman drenaj ve taban suyu yüksekliği sorunu olan yerlerdir. Altıncı ve yedinci arazi kullanım yetenek sınıfındaki araziler ise oldukça dik veya sarp eğim şiddetli derecede erozyon sığ profil taşlılık yaşlılık veya çoraklık gibi sorunlara sahiptir. Tarla tarımı yapılmasına uygun olmayan bu arazilerin mera orman yaban hayatı için yerleşim amaçlı olarak kullanılması daha uygundur. Sekizinci sınıf özellikle dağlık araziler de rekreasyon alanı ve yaban hayatı için yaşama ortamı olarak kullanılmaya uygundur.
    Trakyada Grumosol kahverengi orman kireçsiz kahverengi orman Alüviyal Rendzina Halomorfik Alüviyal büyük toprak grubları bulunmaktadır.
    Tarım toprakları olarak değerlendirilmesi gereken I. II. III. ve IVüncü sınıf araziler kullanım yetenekleri açısından Trakyanın üç ilinde dağılım oranları;
    - Tekirdağ :% 89.6
    - Kırklareli : % 68.4
    - Edirne : % 85.6
    Ortalama : % 81.2
    Oysa sözkonusu bu verimli ilk dört sınıf toprak oranı Türkiye ortalaması olarak ancak %34 tür. Özenle korunması gereken I. II. ve III.üncü sınıf tarım arazilerinin ise kullanma yeteneklerine göre Trakyanın üç ilinde dağılımı;
    - Tekirdağ : % 81.2
    - Kıklareli : % 62.5
    - Edirne : % 78.2
    Ortalama : % 74.0
    Çizelge 1 den de görülebileceği gibi bu üç ilimizdeki toplam arazinin 3/4ü tarıma çok uygun I. II. ve III. üncü sınıf arazilerden oluşmaktadır. Bu oran Türkiye genelinde %24.8 ve ülke toplam arazi varlığının yaklaşık 1/4 ünü oluşturmaktadır. Eğer ülke düzeyinde Trakya yı değerlendirecek olursak tarıma uygun arazilerin oranı Türkiye ortalamasının yaklaşık üç katıdır. Buda gösteriyorki Trakyada tarıma gerekli önem verilmeli ve arazilerin kullanım yetenek sınıflamasına dikkat edilmelidir.


    Çizelge 1: Edirne Kırklareli ve Tekirdağ İllerinde Arazilerin Kullanım Alanları.
    (Not: Çizelge çıkmadığından burada verilememiştir ilginenlere istenirse e-mail ile gönderilecektir.)


    3. Trakya da Arazilerin Verimliliğini Etkileyen Bazı Faktörler:

    Trakya da arazilerin verimliliğini etkileyen faktörler su erozyonu yaşlılık çoraklılık taşlılık ve toprak derinliğinin çok sığ olmasıdır. Tarım topraklarının yok olmasında verimsizleşmesinde ve çölleşmesinde en önemli faktörlerden birisi hiç şüphesiz su ve rüzgar erozyonudur. Erozyon kelime anlamı ile toprak aşınması anlamına gelir. Toprak su bitki örtüsü arasında çok hassas bir etkileşim ve dolayısı ile bir denge vardır. Özellikle var olan bitki örtüsünün herhangi bir nedenle ağır zarara uğraması ve tekrar bitki örtüsünün oluşturulması konusunda bir gayret gösterilmemesi sonucu arazilerin çıplak kalan toprak tabakası her tür erozyona açık duruma gelmektedir. Dolayısı ile bitki örtüsü bilinçsizce tahrip edilmiş alanlarda verimli üst toprak tabakası su ve rüzgar erozyonu ile taşınır geriye verimsiz alt ana kaya veya katmanlar kalır. Özellikle bu gibi ağır erozyona uğramış bölgelerin tekrar tarıma uygun hale getirilmesi çok masraf gerektirmektedir.
    Çizelge 2 den de görülebileceği gibi erozyon Edirne Kırklareli ve Tekirdağ illerimizde geniş bir alanda farklı aşınma derecelerinde olmak üzere 1.889.454 ha alanda (%99.2) görülmektedir. Hafif erozyona uğrayan toplam alan 906.797 ha olup yayılma oranı %47.6dır. Orta derecede erozyona uğrayan toplam alan 644.150 hadır (%33.8). Hafif ve orta derecede erozyona uğrayan toplam alan oranı %81.4 tür. Bu sözkonusu alanların tümüne yakınında tarla tarımı yapılmaktadır. Bu alanlarda düzeç eğrilerine paralel sürüm tekniklerinin uygulanmasına; toprağın fiziksel koşullarını iyileştiren agregasyonu bozmayan mekanizasyon sistemlerinin toprağın tipine göre ayrı ayrı planlanmasına ve anızların yakılmamasına özen gösterilmelidir.
    Şiddetli erozyona uğrayan toplam tarım alanı bu üç ilimizde 315.041 ha dır. Bu alanın 197.581 ha ı Kırklarelinde 60.154 ha ı Edirne ilinde ve 57.306 ha ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
    Trakya da ikinci önemli sorun toprakların yetersiz profil derinliğne sahip olmasıdır. Bu nedenle birçok tarım arazisinde toprak derinliği sığ veya çok sığdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 423.721 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 257.232 ha ı Kırklarelinde 99.389 ha ı Edirne ilinde ve 67.100 ha ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
    Trakya da üçünçü önemli sorun toprakların taşlı olmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 115.950 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 61.615 ha ı Kırklarelinde26.294 haı Edirne ilinde ve 28.041 ha ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
    Trakya da dördüncü önemli sorun toprakların çoraklaşmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 33.438 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 312 ha ı Kırklarelinde32.742 ha ı Edirne ilinde ve 384 haı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır. Görüldüğü gibi özellikle Edirne ilimizde çorak alan miktarı dikkati çekecek kadar çoktur. Özellikle sulu tarımın yaygınlaşması ile bu sorunun artma olasılığı vardır.
    Trakya da beşinci önemli sorun bazı toprakların yaşlı olmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 22.483 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 6.164 ha ı Kırklarelinde 11.853 ha ı Edirne ilinde ve 4.468 ha ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır. Görüldüğü gibi özellikle Edirne ilimizde yaşlı toprak alanı diğer üç ile göre daha fazladır.

    Çizelge 2: Edirne Kırklareli ve Tekirdağ İllerindeki Tarım Alanlarında Görülen Bazı Sorunlar (ha).
    (Not: Çizelge çıkmadığından burada verilememiştir ilginenlere istenirse e-mail ile gönderilecektir.)

    4. Tarım Topraklarında Görülen Sorunların Çözümü Konusunda Öneriler:

    - Kullanma yetenek sınıflarına göre elde edilen ayrıntılı toprak haritalarından faydalanarak arazi kullanım planlarının sulama ve drenaj planlarınınamenajman planlarının arazi toplulaştırma çalışmalarının ve sonuçta tarımsal üretim planlamasının yapılması sağlanmalıdır. Arazi kullanım planlamasının diğer bir faydası da bölgede olması gereken bitki tür ve çeşidinin seçimi ve bulunduğu ekolojide izlenecek toprak mekanizasyonu toprak-su korumagübreleme sulama gibi amanajman uygulamalarının açıklığa kavuşturulması gerekir. Bunun sonucunda da tarımsal yayım hizmetleri de bu haritalar ve planlar yardımıyla bilimsel veri tabanına dayanılarak sunulabilir.
    - Tarım topraklarından faydalanırken verimlilik yeteneği sınıflamasına dikkat edilmelidir. Özellikle sanayi toprak sanayi açık maden işletmeciliği kentleşme ve turizm gibi yerleşim yerleri VI. VII. ve VIII. sınıf arazilerde olması teşvik edilebilir.
    - Su erozyonu nedeniyle verimli toprak katmanlarının kaybı çiftçilerimize tesviye eğrilerine paralel sürüm veya eğime dik sürüm tekniklerinin demonstrasyonlarla gösterip yararları benimsetilerek azaltılabilir.
    - Anızların yakılması önlenerek sap ve samanın toprağa tekrar toprak işleme ile dönerek organik madde oluşumu sağlanabilir.
    - Buğday-ayçiçeği ekim nöbetine baklagilller ve yem bitkilerinin de özellikle erozyona açık tarım alanlarında girmesi pilot bölge uygulamaları ile olabilir.
    - Özellikle meyilli arazilerde erozyondan korunma kontur tampon ve tarla bitki şeritleri ile yapılabilir.
    - Erozyona karşı çok hassas özellikle meyil oranı yüksek yerlerin toprağı her mevsim bitki örtülü olarak tutulabilir.
    - Sulamanın yaygınlaştığı bölgemizde çoraklık sorunu da gelecekte büyük önem arzedecektir. Bu nedenle yeraltı sulama suları ile gölet suları ve akarsu kaynaklarından alınacak örneklerde periyodik olarak kalite analizi yapılmalıdır. Bu şekilde verimli sulanabilen toprakların tuzlulaşarak çoraklaşmasının önüne geçilmelidir. Tarım arazilerinde taban suyunun yüksekliği uygun drenaj kanalları açılarak önlenebilir.
    - Ticaret gübreleri tarım arazilerine analiz sonucuna göre verilmelidir. Azotlu gübreleri bir defa yerine ikiye veya üçe bölerek uygulamak suretiyle azotun yıkanarak su kaynaklarını kirletmesinin önüne geçilebilir.
    - Ahır gübreleri uygun bir bakım ile olgunlaştırıldıktan sonra tarlaya serilip hemen toprağa karıştırılabilir.
    - Üreticiciler kendilerinin sahip olduğu toprak tipine ve arazi yapısına göre uygun toprak işleme aletlerini kullanmalıdırlar. Toprağın yapısına uyan ve toprağın fiziksel koşullarını iyileştiren teknik ve uyumlu aletlere önem verilmelidir. Yörede makinalaşma sonucunda tarlalarda pulluk tabanı oluşmakta ve 3-5 yılda bir sıkışan toprak katının altından olmak üzere çizel dip kazan aletleri ile toprağın en kuru olduğu yaz döneminde dip patlatma yapılarak topraklar daha verimli hale getirilebilir.
    - Bazı çok eğimli sahalarda azaltılmış toprak işlemesi tekniklerinin uygulamasına geçilebilir.
    - Özellikle kumlu yapıdaki kireçsiz kahverengi orman toprakları asidik karakterdedir. Bu gibi topraklarda çiftçilerimiz tarım kireci uygulamasına giderek tarlalarının verimliliğini koruyabilir.
    - Gerek şiddetli yağışlar ve gerekse şiddetli rüzgarlar tarafından oluşturulan erozyonun nedenleri ve zararları konusunda ülke insanımızın basın ve yayın yoluyla eğitimi üzerinde ilkokuldan başlamak üzere durulabilir.
    - Kepir veya karakepir olarak nitelenen Vertisol (Grumosol) Trakyanın %30nu kaplamaktadır. Bu gibi topraklar kil minerallerini çok fazla içerdiğinden arzu edilmeyen koşullar oluşmaktadır. Bu topraklar geç tava gelmekte ve iyi tohum yatağı koşullarını da çok çabuk kaybetmektedir. Özellikle Yaz mevsiminde bu topraklarda kuraklık sonucu oluşan büyük çatlaklar ekili alanlardaki bitki köklerine önemli zararlar verebilmektedir. Bu gibi topraklar organik maddece bitki artıkları yanmış gübre yeşil gübre kullanılarak zenginleştirilerek daha az sorunlu hale getirilmelidir. Toprak işleme konusunda şu Ata sözü akıldan çıkarılmamalıdır; SÜRME TARLAYI ÇAMURA DÖNER SONRA DEMİRE. Bu konuda daha geniş teknik bilgi Ziraat Fakültelerinden Tarımsal Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinden alınabilir.