Mazlumun Ahı

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Elif tarafından 10 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste..

    ''Şiddetli (kuvvetli) olanlardan zayıf, aciz olanların haklarının alınmadığı bir milleti Allah Teala, nasıl takdis etsin (mübarek kılsın).''

    Bu hadisten de anlaşıldığı gibi, İslam dininde adalet, eşitlik ve hukuka riayet etmek en önemli vazifedir. Bir kişi temiz ve nezih bir kimliğe sahip olması için bu vazifeye son derece riayet etmesi gerekir.

    Bir toplum, içindeki kuvvetli ve mevki sahibi olan kimselerin fakir, aciz ve himayeden yoksun kimselere karşı zulmettiklerine imkan vermemelidir. Bunun için tedbir almayan toplum, övgü ve berekete layık olamaz. Bilakis her yeri zulmet kaplar, toplum karanlık bulutların gölgesinde kalır.Sonrasında ise hepsi birden söner gider.

    Bir milleti yaşatan, muhteşem bir hayat sürmesine vesile olan şey adalettir, hukuka riayettir, zulüm ve zorbalığa meydan vermemektir. İnsan daima akıp giden tarihe bakarak geçmişten ders almalıdır.

    Biz şu an üzerinde yaşadığımız topraklara bizden önce sahip olmuş insanların garip maceralarını, yine batıp gitmiş olan eski milletlerin tarihi hallerini nazarı dikkate alırsak, onların uğradıkları felaketlerin en önemli sebebinin ahlaksızlık ve hukuka riayetsizlik yani adaletsizlik olduğunu görürürz. Vaktiyle birçok toplumun yıkılışı, fertleri arasındaki kibir, gurur, israf sehafat, nefsi zevklere düşkünlük, zayıfların haklarının kuvvetliden alınmaması gibi birtakım ciddi bozulmaların sonucunda olmuştur. Eski Yunan ve Romalılar'ın tarihleri buna şahittir.

    Bugün yeryüzünde yaşayan çeşitli müslüman toplumlarının maruz kaldığı sıkıntıların en birinci sebebi, İslam ahlakına uyulmaması, kitleler arasında dayanışmanın, birlik ve sevginin olmamasıdır. Bundan başka bir sebep değildir. İslam tarihine bakılırsa birçok üzücü manzarayı görmek mümkündür. Eğer bütün müslümanlar geçmişten bu yana birlik ve beraberlik içinde varlıklarını muhafazaya ve aralarındaki buğz ve düşmanlığı,haksızlığı gidermeye çalışsalardı, hiçbir zaman yabancı milletlerin zulümlerine maruz kalmazlardı. Vaktiyle Asya, Afrika ve Avrupa'da kurulmuş olan muhteşem ve muazzam İslam hükümetleri ne oldu? Siyasi hayatları niçin sona erdi? Kuvvet ve güçlülerin yıldızı niçin sönüp gitti?


    İşte bunlar günümüz müslümanları için birer ibret levhası ve uyarı vesilesidir. Hak Teala cümlemize uyanmayı nasip etsin. Bütün İslam yurtlarını daima selamet ve saadete mazhar buyursun. Amin.
    webokur.net​
     

  2. Cevap: Mazlumun Ahı

    Müslümanların bu gün bu halde olmasının temel nedenlerinden birincisi sizin de anlattığınız gibi ahlak meselesidir. Ahlak bir toplumun yaşayış biçimini belirlemekle birlikte, toplumun gidişatına da yön verir. Mesela Amerika'da bir zamanlar, " Çıplaklar kampı " diye bir yer kurulmuştu. Kurucuları başta bunu çok yadırgamamışlardı. Ancak zamanla bu öyle bir hal aldı ki, " Babasız" çocukların sayısının artmasına neden oldu ve onlara göre belki sıradan bir facia olarak kabul edildi, ancak bu düşünen insanlar açısından " Ahlak erozyonu" olarak nitelendirilir.

    Kitleler arası dayanışma meselesi yine dünya Müslümanlarının sıkıntılara maruz kalmasındaki en büyük etkenlerdendir. Araştırma meraklısı olmayan bir toplum, kulaktan duyma bilgilerle yolunu belirler. Dolayısı ile bu gün en açık örnek olarak cihad bölgelerine bakış açısına bakmakla bu net bir şekilde anlaşılabilir. Kartel medyanın deyimi ile " Filistin zamanında topraklarını satmış, şimdi İsrail haklı olarak el koyuyor " gibi sözlerin Müslümanlar tarafından kullanılması gibi. Yani kitleler arasında bir örgütlenme ve dayanışma yok.

    Aslında konuyu gayet güzel ve akıcı bir dille ifade etmişsiniz. Çok fazla söze gerek yok. Ama şununla bitirmek isterim ; Bir toplumda eğer dayanışma ve örgütlenme yoksa, ki bu kan bağından ziyade din kardeşliğini bağlayan bir mesele ise, o toplumda adaletin tesis etmesi imkansızdır. Adaletin tesis olmadığı bir toplumda ise atalet meydana gelir ki bu gün " İslami cemaatler " arasındaki ihtilaf, yeryüzü insanlarının tümünde bile yok. Ki böyle bir ortamda muhabbet doğmaz mehabbet doğar. Dolayısı ile istikrarın olması beklenemez.