Medine Sözleşmesinin Fıkha Katkıları Nelerdir?

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 19 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. Medine Sözleşmesinin Fıkha Katkıları Kısaca

    Medine sözleşmesi, 622 senesinde Hz. Muhammed bin Abdullah tarafından düzenlenmiştir. Medine sözleşmesi ile, Medine’de bulunan tüm müminler, Yahudiler ve Paganlar bir araya toplandı yani hepsi aynı haklara sahip oldu. Zaten bu Medine sözleşmesinin amacı da toplum içindeki kaos ortamını yok etmekti. Bu amaçla bu sözleşme hazırlanmıştır. Bu amaç ışığında bu sözleşme imzalanmış ve Müslümanlar, Yahudiler ve Paganlar olmak üzere tüm insanlara eşit haklar tanınmıştır.

    Medine sözleşmesi yukarıda da belirttiğimiz gibi Medine halkının huzuru ve refahı açısından oldukça önemli olmuştur. Çünkü bu Medine sözleşmesi ile birlikte toplum birbirine kenetlenmiştir. Ayrıca toplumdaki insanların hepsi aynı hak ve özgürlüklere sahip oldukları için insanlar arasındaki anlaşmazlıklar da ortadan kalkmıştır. Bu açılardan bakıldığında Medine sözleşmesi Medine halkının birlik ve beraberliğini sağlamıştır diyebiliriz.


    Medine sözleşmesinin içeriğinde bulunan konular nelerdir?

    Adalet: Antlaşmanın çoğu maddesi herkese eşit olarak adalet sağlanmasını öngörüyordu. Bu anayasa herkese adalet götürme, adli işlerin idare edilmesi konularında devrim yapmıştır. Adalette yetkiler kişilerden alınarak, merkezi idareye bağlanmıştır. Artık kabileler içinde suçlular cezalandırılmayacak, her şey merkezi idarenin elinde olacaktır. Suçlular ve mağdurlar merkezi idare tarafından değerlendirilecekti. Bütün mümin kişiler suç işleyenlere karşı, merkezi idareye yardım etmekle mükellef kılınmıştır. Yahudilerin topluluğa girme nedeni de, zaten herkesin eşit muamele görmesidir. Artık kabile reislerinin otoritesi alınmış, merkezi idare kişilerde adaletin olduğu duygusunu uyandırmıştır.

    Suçun şahsiliği: Antlaşmada suçun şahsiliği konusunda vurgular yapılmış, hiçbir günah başkasına yüklenemez denilmiştir.

    Sigorta: Antlaşma savaşta esir düşenlerin, ölüm ya da yaralama hallerinde diyet ödeyebilmek için, sigorta kurumu olmasını öngörmüştür. Artık Müslümanlar kendi aralarında değil, kabileler arasında da, paylaşım kabul edilmiştir.

    Vatandaşlık ve savunma: Antlaşma din, dil ve ırk gözetmeksizin herkesi eşit bir şekilde vatandaş olarak kabul etmiştir. Savaş durumunda herkesin kendi giderini karşılaması gerektiği kabul edilmiştir.

    Medine şehrinin sınırları: Antlaşmadan önce dağınık bir yerleşimin olması sebebiyle, şehrin sınırları belirlenmiştir. Medine merkezin ve ovasının sınırları bu şekilde belirlenmiştir.

    Din özgürlüğü ve takva: Antlaşma herkese din özgürlüğünü getirmiştir. Yahudilerin kendi dinlerine göre muhakeme edilebilmesinin önü açılmıştır. Bazı maddelerde ise, Allah korkusu ve toplum hayatındaki rolü üzerinde durulmuştur. Takvanın adaletin temeli olduğu konusu üzerinde açık ifadeler konmuştur. Takvanın en üstü kanunlara itaat etmektir, denmiştir.

    Müslümanlarla ilgili maddeler: Antlaşma Müslümanların birbirlerine yardımcı olmakla mükellef olduğunu ifade etmektedir. Müminlerin kardeşliğine değinilmiş, müminlerin suçluları korumaması gerektiği belirtilmiştir.