Mehmet Akif Ersoy Kimdir Hayatı

Konusu 'Hayat hikayeleri' forumundadır ve Lavinia tarafından 8 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Mehmet Akif Ersoy Kimdir Özet

    Mehmet Akif Ersoy, (d. 1873, İstanbul – ö. 27 Aralık 1936, İstanbul). Türk şair ve düşünce adamı, Burdur Milletvekili, İstiklâl Marşı şairi olması bakımından da Millî Şair ismini almıştır.

    Mehmet Akif, Hicri 1290 yılı Şevval ayında (Aralık 1873), İstanbul'da Fatih'in Sarıgüzel mahallesinde, ailesine ait evde dünyaya geldi. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek hicri 1290 rakamına karşılık ona Rağıyf adını verdi, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu Akif diye çağırıldı. Yanlızca babası vefatına kadar oğluna Rağıyf adıyla seslendi.


    Ailesi

    Mehmet Akif'in babası Fatih Medresesi müderrislerinden Mehmed Tahir Efendi (1826-1888), annesi ise Emine Şerife Hanım'dır (1836-1926). Babası öğrenim için küçük yaşlarda o dönemlerde Osmanlı'ya bağlı bir yerleşim birimi olan Arnavutluk'un İpek kazasına bağlı Şuşise köyünden İstanbul'a gelmişti. Tokat'da doğan annesi ise aslen Buharalı olan Buharalı Mehmed Efendi'nin kızı H. Emine Şerife hanımdı.

    Tahir Efendi, Emine Hanım'ın ikinci eşiydi. İlk kocası ve ondan olan üç çocuğu vefat etmişti. Ailenin oturduğu Sarıgüzel'de ki evde vefat eden eşinden kalmıştı. Tahir Efendi Emine Hanımla evlendiğinde 45 yaşlarındaydı. Çiftin Akif'ten iki yıl sonra Nuriye adında bir kız çocukarı olmuştu.

    Medrese tahsili ve hocalığı zamanında tmizliği ile tanınan Tahir Efendi'ye temiz lakabı verildi ve İpekli Temiz Tahir Efendi diye anıldı. Mehmet Akif çocukluk dönemi için
    “ Çocukluğumda, evet, bahtiyâr idim cidden,

    Harîm-i âilenin farkı yoktu cennetten” der.

    Çocukluğu ve Öğrenimi

    1878 yılı şubat ayında Hicri hesapla 4 yıl 4 ay 4 günlük olan Akif o zamanki geleneklere uyularak Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebine başladı. Buruda iki yıla yakın bir süre devam ettikten sonra 1879 senesinin sonlarında Fatih İbtidaisi (ilkokul) geçti. Babası bu yıl kendisine Arapça öğretmeye başladı.

    Akif'in babası Tahir Efendi aynı zamanda Mühürdar Emin Paşa ailesinin özel öğretmeni idi. Emin Paşanın oğullarına ders verirdi. Bu dersler yazın Bakırcılar'daki Emin Paşa Konağı'nda, yazın ise Yakacık'taki köşkte yapılıyordu. Bu sebeple Tahir efenedi yazın ailesi ile birlikte Yakacık'a gider ve köşkün bir odasına yerleşirlerdi. Akifde babasının bu derslerine katılıyor ve yazın Emin Paşanın oğulları ile arkadaşlık ediyordu.

    Üç yıllık ilkokulu bitiren Akif, 1882 yılında Fatih Merkez Rüştiyesine (ortaokul) başladı. Bu sıralarda babasından aldığı Arapça dersleri devam etmekteydi. Ayrıca Fatih Camiindeki Farsça ve Gülistan, Mesnevi derslerine katılmaya başladı. Bu arada Türkçe ve Fransızca öğrenimi devam etmekteydi.


    Akif'in okulunu tamamlaması aile içinde görüş ayrılığına yol açtı. Annesi Emine Şerife Hanım medresede tahsiline devam etmesini istirken babası Tahir Efendi ise medresede okuyacağı şeyleri, oğluna kendisinin de öğretebileceğini ileri sürüyor, yeni açılan ve revaçta olan okullardan birine gitmesini istiyordu.

    Sonunda babasının dediği olur. Ancak Tahir Efendi okul ve meslek tercihini oğluna bırakır. Akif dönemin en gözde okullarından biri olan Mülkiye'yi tercih etti. Mülkiye'nin İdadi (lise) bölümünde üç sene okuduktan sonra diplomasını alan Akif yüksek kısmına kaydoldu. Bir sene süre sonra babası vefat etti. Aynı yıl evleri yanınca Mülkiye'ye gündüzlü olarak devam etmesi imkânsız hâle geldi. Mezunlarına hemen iş verileceği için o yıl açılan ve ilk sivil veteriner yüksek okulu olan Mülkiye'nin Baytar Mektebi'ne (Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi) yatılı öğrenci olarak geçti.

    Şiire ilgisi bu dönemde başladı ve ilk eserlerin dönemin yaygın kanaatlerinin izlerini yansıtan şiirler ve divan şiirlerine nazireler şeklindedir.

    22 Aralık 1893'te okuldan birincilikle mezun oldu ve 26 Aralık’ta Orman ve Ma’adin ve Ziraat Nezare’Baytar Müfettiş Muavini olarak tayin edildi.

    Akif'in görev yeri İstanbul olmasına rağmen Akif, 4 yıl Rumeli, Anadolu ve Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde görev yaptı. Akif bu dönemdeki gözlemlerini şiirlerinde son derece gerçekçi bir şekilde kullanır. Yine bu ve bundan sonraki seyahatler Akif'in hem düşünce tarzını hem de şiir anlayışını temellendirir.

    Mezuniyetinden 6 gün sonra 28 Aralık 1893’te ilk eseri olan 7 beyitlik gazeli Servet-i Fünun'da yayınlanır. Bu arada çocuk yaşlarda başladığı hafızlık (Kur'an-ı Kerim'i ezberleme) çalışmalarını tamamlar ve hafız olur.

    1 Eylül 1898'de yani 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmed Emin Bey’in kızı İsmet Hanım ile evlendi.

    Akif'in bu yıllarda Maarif dergisinde, Resimli Gazete'de şiir yazıları ile Arapça, Farsça ve Fransızca'dan yaptığı çevrileri yayınlandı. 7 Ekim 1906’da mevcut görevine ek olarak Halkalı Ziraat Mektebi'ne Kitabet-i Resmiye Muallimi ve 25 Ağustos 1907’de Çiftlik Makinist Okulu’na Türkçe Öğretmeni olarak atanır. 3 Temmuz 1908'de yani İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği zamanlarda Akif, İstanbul'da Umur-i Baytariye Dairesi Müdür Muavini'dir.

    1908'de Dârülfünû»n Edebiyat-ı Umû»miye müderrisliğine tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayımlamadı.

    Eserleri

    * Safahat 1911
    * Süleymaniye Kürsüsünde 1911
    * Hakkın Sesleri 1912
    * Fatih Kürsüsünde 1913
    * Hatıralar 1917
    * Asım 1919
    * İstiklâl Marşı 1921
    * Gölgeler 1933