Mendel Kimdir Çalışmaları Nelerdir Kısaca

Konusu 'Eğitim Desteği' forumundadır ve Demir tarafından 19 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. Mendel Kimdir Kısaca

    Genetik biliminin kurucusu Gregor Mendel , Avusturya imparatorluğuna dahil olmak üzere Çekoslavakya’da yoksul bir köylü çocuğu olarak dünyaya gelir . O gün kırsal kesimde hala daha bir tür derebeylik egemendi . Topraksız köylüler için boğaz tokluğuna ırgatlık haricinde çok bir alternatif yoktu; bir kurtuluş yolu belki de eğitimdi . Ancak , öğrenim de çoğunluk ilkokulla sınırlı kalmaktaydı; ayrıyeten ilerisi için milletin para bazlı gücü yoktu . Herkes gibi Gregor’un da doğuştan alınyazısı babası gibi rençber olmaktı . Ama hayır , bu genç düzenin koyduğu engeli aşacak , kendine özgü kararlılık bünyesinde yeteneğini meydana koyacaktı . İlkokuldaki başarısı göz kamaştırıcıydı . Öğretmenlerinin ısrarı üst kısmına aile , bitiminde çocuğun ortada öğrenimi için müsade verir . Gregor , evinden uzakta altı yıl bir yurtta eksik bir bakım ve beslenme koşullarına göğüs gererek okur; ama acısını uzun yıllar çekeceği yorgun , cılız ve sağlıksız bir bedenle mezun olabilir

    Mendel ayrıyeten öğrencilik senelerinde bilimin büyüsüne kendini kaptırmış; bilhassa botanik meşgul ilgi alanı olmuştu . Ancak çok yüksek öğrenim onun için ulaşılması kuvvet bir hayaldi . Burs olanağı yoktu; kız kardeşinin bağışladığı çeyizi de yeteri kadar olmaktan uzaktı . Mendel için bir bir yol vardı: bir Katolik manastırına girmek . Avusturya’da botanik müzesi , bahçe bitkileri ve zengin kitaplığıyla populer Brünn Manastırı Mendel için ” ideal ” bir öğrenim merkeziydi . Yirmibeş yaşında papaz ünvanını alan Mendel’in asıl özlemi hiç değilse bir ortaokulda öğretmen olmak , araştırmaları için ayrıyeten elverişli bir ortam bulmaktı . Bu amaçla girdiği sınavda yeteri kadar görülmez . Genç papaz umudunu yitirmemiştir . Viyana Üniversitesi’nde 4 sömestr fizik ve naturel tarih kursu gördükten bir sonra şansını yeniden dener . Ama yeniden çok başarılı görülmez . Sınav kurulu ön yargılıdır; kendine özgü farklı bir davranış sergileyen genci anlamaktan uzak kalır . Adayın bilhassa evrim ve kalıtıma bağlı olarak görüşleri bağışlanır gibi değildi . Mendel için daha sonra manastıra çekilip araştırmalarını bahçe bitkileri üstünde sürdürmekten öteki çare kalmamıştı .
    Canlılarda özelliklerin kuşaktan kuşağa geçişi , Mendel’in sürgit ilgi odağını yaratan konuydu . Herkes yeni doğan bir yavrunun atalarının özelliklerini taşıdığını biliyordu . Dahası , kimi yavrunun ayrıyeten pekçok anaya , kimi yavrunun da ayrıyeten pekçok babaya çektiği gözden kaçmıyordu . Ancak tanınan bu olayların biyolojik diyebileceğimiz bir açıklaması yoktu ortada . Mendel bezelyeler üzerindeki deneylerine öyle bir ayrıntılı bilgi bulmak için koyulmuştu . Çalışmasını , bu amaçla tercih 22 bezelyenin boylu – bodur , solgun – yeşil , yuvarlak – buruşuk… gibi 7 çift karşı nitelikleri üstünde yoğunlaştırır . Mesela , boylu ve bodur çeşitlerini çapraz döllendiğinde ilk nesil melez ürünün tümüyle boylu olduğunu saptar . Melez ürünü kendisinin bünyesinde dölleyerek elde ettiği iki. nesil ürünün büyük bir bölümünün boylu , ufak bir bölümünün ise bodur olduğu görülür .
    Mendel iki tür arasındaki oranı hesaplar:1064 bitkinin tahmini 3/4′ü boylu , 1/4′ü bodurdur . Örneklem büyüklüğünden kaynaklanan mümkün hatayı göz önüne alan Mendel , oranı 3:1 olarak belirler . Mendel öteki bitkiler üstünde yaptığı deneylerden de benzer sonucu almıştır . Ayrıyeten bir sonra , biyologların böcek , balık , kuş ve memeliler üstünde yürüttükleri deneylerde onun genetik teorisini doğrulamıştır . Mendel teorisi , evrim kuramının başlangıçta açıklamasız bıraktığı kimi mühim konulara da ışık tutmuştur . Evrimi naturel seleksiyonla anlatan Darwin de öteki herkes gibi ana – baba özelliklerinin yavruda bir tür kaynaştığını varsayıyordu . Halbuki bu dosdoğru olsaydı , naturel seleksiyonla üstünlük şampiyon özelliklerin kuşaklar boyu zayıflama sürecine girmesi beklenirdi . Mesela , pekçok çabuk koşan bireyle koşma hızı normal kişinin çiftleşmesinden doğan kişinin koşma hızı ikisi aralarında olacak , sonraki kuşaklarda farklılık ayrıyeten da azalarak kaybolmaya surat tutacaktır . Darwin de bunun şöyle olmadığının farkındaydı . Kaynaşma varsayımı ne kimi yavruların ana babadan sadece birine benzemesi olayıyla , ne de ara sıra görüldüğü gibi , beklemediğiniz bir bilhassa dünyaya gelme olayıyla bağdaşmaktaydı . Özelliklerin daha önceki nesil veya kuşaklardan olduğu gibi ve farklı birimler olarak yavruya geçtiği düşüncesi , Mendel kuramının getirdiği bir açıklamadır . Mendel , kuramını 1865′te bilim çevrelerine sunmuştu . Ancak Mendel hayattayken ilgi çekmeyen kuramın önemi , otuz 5 yıl bir sonra kavranır . Hugo de Vries ve Weismann gibi bilim adamlarının çalışmaları olmasaydı Mendel’in devrimsel atılımı belki de ayrıyeten uzun süre gün ışığına çıkamayacaktı .
    Genetik teorisi , evrim kuramına yeni bir ebat kazandırmakla kalmamış , günümüzde pozitif aksi fazlaca sözü edilen genetik mühendisliği denen bir çalışmaya da yol açmıştır