Mete Dönemi (M.Ö. 209-174)

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Suga tarafından 15 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Suga

    Suga Süper moderatör Yönetici

    Mete Dönemi (M.Ö. 209-174)

    Mete, Tartışmasız Türk Tarihinin en kudretli kağanıdır. Tarihi yazıtlarda Oğuz Kağan ve bazı araştırmacılara göre Kur-an’ı Kerim’de adı geçen Zulkarneyn a.s. olduğu iddia edilmektedir. Hükümdarlığı döneminde Hun İmparatorluğunun sınırlarını Hazar Denizinden Japon Denizi (Bugünkü Kuzey Kore) kadar genişletmiş, orta asyadaki demografik yapıyı şekillendirerek tarihe adını altın harflerle yazmış büyük bir imparatordur. Aynı zamanda ilk Düzenli orduyu kurarak diğer milletlere ilham kaynağı olmuştur.

    Tarihde Çavuş Oku olarak tabir edilen ıslıklı okun mucidinin Mete olduğu kabul edilir. Bu ok, hangi yöne giderse emrindeki askerlerin hepsi o yönü hedef alarak hedefi yok ederlerdi. Çin kaynaklarında geçen bir bilgide Mete, okunu kendi atına yöneltti. Askerleride aynı yöne hedef aldı ancak bazı askerleri tereddüt etti. Bunun üzerine Mete, okunu sırayla tereddüt edenlerin üzerine çevirdi ve ok atmakta tereddüt eden tüm askerlerini kendi okuyla öldürdü. Bu olay binlerce yıl boyunca Türk Askeri yapısındaki emrin tartışılmazlığı olgusunu ortaya çıkarttı. Mete’nin bu askeri disipline sahip ordusu, bir süre sonra oklarını Teoman’a yönelteceklerdi.

    M.Ö. 234 yılında doğan Mete, babası Teoman’ın ikinci oğludur. Mete yetişme sürecinde Hun İmparatorluğunun kuruluşu ve yükselişine şahitlik ederek kağanlık ve liderlik vasfınıda kazanmış oldu. Babası Teoman’ın 15 yaşında kendisini, ihtilafta olduğu Yüecilere rehin vermesiyle 4 yıl kadar esir yaşadı. Esir hayatı kardeşi ve babasına karşı kin duymasına sebep oldu. Kendisinin halen esir olmasına rağmen, babası Teoman’ın Yüecilere savaş açması açıkca kendi ölümü anlamına geliyordu. Ancak Mete, babası Teoman Yüecilerle karşılaşmadan önce kaçarak esaretten kurduldu.

    Babası, bu mukavemetini ödüllendirmek için Mete’nin emrine 10 Bin çadırlık bir beylik verdi. Mete, sahip olduğu liderlik vasfı ve esaret döneminin de etkisiyle güçlenerek büyük bir ordu kurdu ve M.Ö. 209 yılında babası Teoman’ı, üvey annesi Yenşi ve kardeşini öldürüp hükümdarlığı ele geçirerek Hun İmparatorluğunun ikinci ve en büyük kağanı oldu.

    Mete, önce babası Teoman’dan toprak talebinde bulunan doğu komşuları Donghu üzerine yürüdü ve ağır bir darbe vurarak antlaşma yaptı ve Donghu ları vergiye tabi tuttu. M.Ö. 208 yılında ise tamamen hakimiyeti altına aldı. Donghu’lardan sonra Kuzey Moğolistan bölgesinde yaşayan Tunguzlarıda hakimiyeti altına aldı. M.Ö. 177-165 yılları arasında ise gençlik yıllarında esareti altında bulunduğu Yüeçilerin üzerine seferler düzenledi. M.Ö. 203 de, Çinden sonra en büyük tehdidi oluşturan Yüeçileride mağlup ederek topraklarına kattı. Daha sonrada Ordos bölgesine hakim olmaya çalışan Tahin Türklerini yenerek bölgedeki hakimiyetini güçlendirdi. Bu hakimiyetten sonra bölgede hakimiyetine almadığı tek yönetim olan Çin kaldı. Yeni hedef olan Çinin üzerine sürekli ve yoğun seferler düzenleyerek Altın Nehir bölgesindeki Çin kalelerini egemenliği altına aldı. Bu zaferlerle sonradan Hunlara büyük gelirler getirecek önemli ticaret yollarının kontrolünü eline geçirmiş oldu.

    M.Ö. 221 Çinde siyasi birlik sağlanarak M.Ö. 206 da Han Hanedanı iktidara geldi. Bu dönemde Mete de bozkır birliğini kurarak bölgedeki hakimiyetini kesinleştirdi. Artık Çin ve Hun arasında çok büyük bir savaşın çıkması kaçınılmaz hale gelmişti. Çin Han hanedanı, Hunların üzerine 320 Bin kişilik devasa bir orduyla yürümeye karar verdi. Çin tarih kaynakları bu savaştan uzunca söz eder. Zira tümüyle Süvari birliklerinden oluşan Hun ordusu, sayıca az olmalarına karşın yüksek askeri teknikler ve stratejiler uygulayarak ordunun başındaki Han’ında başında bulunduğu Han Ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı. Bu savaş tarihe Baideng muharebesi olarak geçmiştir. Bu savaşın sonucunda Hunlar, Çin Hanedanlığını hem kuzey bölgesindeki geniş topraklara sahip olmuş hemde yüksek vergiye bağlayarak Çine tarih boyunca üzerlerinden atamayacakları Hun (Türk) korkusunu yaşatmıştır.

    M.Ö. 174 yılına kadar yaşayan Mete, öldüğünde Hazar Denizinden Japon Denizine kadar olan topraklara hakim olan 18 Milyon M² lik bir alana sahip, bölgedeki toplulukları kendi yönetimi altında toplamış, tarım havzaları ve vaha şehirler oluşturmuş, ekonomik olarak gelecek Hun yönetimlerin önünü açıp, yüksek disipline sahip düzenli ve çok güçlü bir orduya sahip devasa bir imparatorluk bırakmıştır.