Mevlit Kandili Hakkında Bilgi

Konusu 'Dini günler ve geceler' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Mevlit Kandili Nedir

    Leyle-i Viliidet-i Nebi = Peygamber (Efendimiz) ‘in doğum gecesidir. Cenab-ı Hakk’ın, alemlere rahmet olarak gönderdiği, kendisine indirdiği Kur’an-ı Kerim ile insanlara doğru yolu göstermek, huzurlu, mutlu yaşamak hususunda gereken bilgileri vermek ve inanılıp yapılacakları yerine getirmekle vazifelendirdiği sevgili kulu ve son elçisi Hz. Muhammed’in doğumu, dünya tarihi için, çok önemli bir olaydır. Bu bakımdan O’nun doğumu hakkında, çok kısa da olsa, biraz bilgi verdikten sonra, doğum gecesinin kutlu, uğurlu niteliği ve bu konuda yazılan Mevlitler, özellikle Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i üzerinde biraz durmakta fayda vardır.

    Hz. Muhammed, Abdulmuttalib oğlu Abdullah ile Abd Menaf oğlu Vehb kızı Amine’nin çocuğudur. Baba tarafından Haşim oğullarından, ana tarafından da Zühre soyundandır. Babası 24, annesi de 14 yaşlarında iken evlendirilmişlerdir. Düğün kız evinde yapılmış olup sonradan kendi evlerine taşınmışlar ve kısa bir süre mutlu yaşayan bu çiftten koca Abdullah, bir yolculuk dönüşü vefat etmiştir. Geleceğin son ve en büyük peygamberi Hz. Muhammed, daha ana karnında iken yetim kalmıştır. İslam dünyasında O’nun doğum tarihi üzerinde bazı görüş farkları ve tartışmalar, mevcut ise de, en doğru olarak kabul edilen tarih (ve saat): Hicretten 53 yıl önce Rebiu’l-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, tan yerinin ağarması sırasında, doğmuş olmasıdır. Bu: Miladın 17 Haziran 569 tarihine tesadüf eder. Hz. Muhammed, dedesi Abdulmuttalib’in Mekke’deki evinde dünyaya gelmiştir.

    Hatemü’l-enbiya (En son peygamber, peygamberlerin mühürlü yüzüğü) ‘nın doğduğu gecede olağanüstü olayların, yeryüzünde, görülegeldiği belirtilmiştir. Bunlardan en çok sözü edilenler arasında şunlara işaret edilebilir: Mecüsilerin (Zerdüştlerin) söndürülmeden yanan tapınma ateşi, Medain’deki merkez tapınakta, sönüvermiştir; İran Kisralarının sarayındaki bazı kemerler, bir depremle, birdenbire yıkılıvermiştir; Save gölü de kuruyuvermiştir. Bütün bunlar,bir bakıma da, İran’ın görkemli saltanatının, Bizans’ın çalımlı iktidarının, puta tapıcılığın yeni doğan geleceğin İslam Peygamberinin getireceği din ile sarsılacağının, yıkılacağının bir sembolü olarak da düşünülebilir.

    İşte Hz. Muhammed’in doğumunu simgeleyen viladet-i mukaddese-i Hz. Peygamberi gecesi olan 12 Rebiu’l-evvel, Müslümanların en kutlu, en aziz bir gecesidir. Bu doğum gecesi İslam ve özellikle Türk dini edebiyatında Mevlit adı ile bir edebi türün doğup gelişmesine sebep olmuştur. Bu Mevlit’ler, Hz. Amine’nin doğum sancıları çekerken yalnız olduğunu, birden etrafını iki büyük hatun (Asiye, Meryem) ile cennet hurilerinin sardığını yazarlar (Asiye, Hz.Musa’nın, bir sandık içinde, Nil nehrine atılışında onu bulup çıkaran, Hz. Meryem de, Hz. İsa’nın annesi olmak itibariyle çok saygılı hatunlardır). Doğum esnasında gelen melekler Amine Hatun’un bedenini kanatlarıyla örtüp korur ve Hz. Muhammed doğunca, gümüşten bir tekne içinde tertemiz yıkanır, ipekten bezlere sarılıp annesine teslim edilir: Türk dilinde 50′den fazla Mevlit yazılmış olmasına rağmen hiç biri Süleyman Çelebi (1350?-1410?) ‘nin Vesiletü’n-Necat diye tanınan şaheseri güzelliğinde, değerinde değildir ve onun kadar tanınmamıştır. Sadece Peygamberimizin, doğum gecesinde değil, diğer kandil gecelerinde de, bir çok iletişim araçlarında, evlerde, camilerde güzel sesli mevlithanlar tarafından bu görkemli, coşkulu, etkili eser okunmaktadır. Bu kutsal gece dışında da bir çok aile, sevap için, ölülerine Mevlit okutmakta, Hz. Peygamber’in sefaatına sığınmaktadır.

    Bu mübarek Mevlid-i Nebi Gecesi vesilesiyle eskiden Mevlid Alayı adı verilen törenler de tarihlerde yer almıştır, Sultanahmed Camii’nde yapılan bu törende devletin hemen bütün erkanı hazır bulunurdu. Padişah dahi bu törene katılırdı.