Minyatür Sanatı Nedir Nasıl Yapılır

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Demir tarafından 6 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. Minyatür Sanatı Nedir Hakkında Bilgi

    Ortaçağ döneminde basılan el yazması kitaplarda bulunan bölüm başlarındaki ilk kelimelerin başlangıcındaki harfleri “minium” diye isimlendirilen maden kırmızısı tonundaki boya (sülyen)le boyanır,böylece yazıda süsleme yapılırdı.Küçük boydaki renkli ve boyalı olan,sıklıkla el yazması kitapların görselliğini artık için süslemesinde kullanılan, ince ve kibar hatlarla yapılan, ayrıntıları belirli resimlere verilen “minyatür” ismi de buradan gelmektedir.

    Minyatür resim sanatı aynı zamanda Osmanlıda “nakş” diye de isimlendirilmiştir. Bunları yapan sanatkarlara da “nakkaş” denilmiştir. İslam dini üzeri yönetilen toplumlarda ve devletlerde “resim”,yani çizgiyle tasvir , gösterme sanatı yasaklanmıştı. Bunun sebebi ise, Yüce Yaradanın yarattıklarını insanların çizgiyle resimleme yoluyla yeniden yapması, tasviri işinin “günah” olarak kabul edilmesiydi. Kendine has biçim ve özellikleri dolayısıyla bu günahın çerçevesi dışında görülen minyatür sanatı,Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarında toplum üzerinde büyük ölçüde kabul görmüş ve gelişmişti. Tarihin eski dönemlerinden günümüze kadar ulaşan minyatürler, tarihimizin çeşitli yönlerine,halkın yaşayışı kültür ve sanat anlayışı ile özellikle toplum hayatının ayrıntılarına ışık tutmak bakımından son derece faydalı olmuştur. Düğünleri,zengin, asil ve soylu çevrelerde sünnet düğünlerini, av, savaş, misafir kabul töreni, kuşatmalar, kır ve su kenarında yapılan eğlenceleri, cirit oyunlarını ayrıntıları ve çeşitli yönleriyle gösteren minyatürler,ait oldukları zaman ve dönemlerin genel toplum hayatını, geleneklerini, kıyafetlerini, törelerini incelemek açısından gerçekten son derece faydalı ve renkli kaynaklardır.

    Bilimsel araştırmalar, minyatürün köklerinin aslında bir Orta Asya Türk sanatı olduğu gerçeğini göstermiştir. Çin toplumunda minyatür sanatının gelişmesi,Uygur kökenli nakkaşlarının Çin’e göçmesiyle başlamıştı. Uygurlu nakkaşlardan bir kısmı da İran’a göçmüş ve İran toplumunda minyatürcülüğünün doğmasında asıl etken olmuştur. İran toplumundaki minyatürcülerin çoğu, Belh, Horasan, Buhara gibi Türk nüfusun yoğun olduğu kentler den göç etmiş Türk kökenli kimselerdi. Buna karşılık, Arap nakkaşlar tarafından yapılan minyatürler Türk ve İran minyatürlerinde görülen incelikten yoksundur. Üslup bakımından aynı değeri taşıdığı söylenemez. Avrupa’da minyatür sanatı Ortaçağ’da yaygınlaşmıştır. Özellikle el yazması kitapların süslenmesinde bu resim tekniğinden sıklıkla yararlanılıyordu. Osmanlı devletinde bilinen en eski Osmanlı minyatürü Fatih Sultan Mehmet döneminden kalmadır. Sultan III. Murat’ın oğlunun sünnet düğününü anlatan “Sûrname” yi 427 resimle süsleyen Nakkaş Osman,kendi devrinin en tanınan ve en değerli minyatür ustasıdır. 17.yüzyılda ise Nakşı (Ahmet Mustafa), 18.yüzyılda Levni (Edirneli Abdülcelil Çelebi) gibi minyatür üstadları ,bu sanata yeni katkılarda bulunmuşlardır. Minyatürle uğraşan nakkaş,sırf pamuktan yapılma hint kağıdı kullanır,ve kullandığı bu kağıdı mermer bir levha üzerine serer, yine mermer bir silindir,ve ya fildişi bir çubuğu sürterek parlatırdı. Sonrada kedi tüyünden ya da kuşun kalem tüyüne ipekle bağlanmış samurdan yapılma fırçasını alıp, çevresindeki boya çanaklarına daldırırdı.
    Minyatür tarzındaki esas özellikler, çizilen figürlerin birbirini kapatmayacak bir düzenle istiflenmesi ve kişilerin önemini boyutlarıyla belirtmek, perspektif (uzaklık ve derinliği) hiç bir şekilde göstermemek, renklerde ışık-gölge etkisi nasıl olur diye düşünmeden düz boyamak ve ayrıntıları olduğu gibi işlemek gibi temel kurallarla ifade edilebilir.