Mizan Ne Demektir?

Konusu 'Dini soruların cevapları' forumundadır ve Eylem tarafından 23 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    Mizan Ne Demektir?

    Sözlükte “terazi” anlamına gelen mizan, ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi bir adalet ölçüsüdür. Nasıl bir şey olduğu bilinmeyen mizan dünyadaki ölçü aletlerine benzemez.

    Kur’anıkerim’de kıyamet gününde adalet terazilerinin kurulacağı ve kimsenin herhangi bir haksızlığa uğratılmayacağı belirtilmiştir. Bu durum Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir:

    ”Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse, hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile, yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz.” (Enbiya 47)

    Bu ölçmede iyilikleri ağır gelenler başarılı, hafif gelenler başarısız sayılacaktır. (Müminin suresi ayet 102,103)

    İnsanlar amelleri tartıldıktan sonra, hadislerde cehennemin üzerine kurulmuş bir köprü olduğu bildirilen sırata doğru yönelirler. Peygamberimiz bir sözünde sırattan ilk geçenin kendisi ve ümmeti olacağını bildirmiştir.

    İnsanın Hayatını Anlamlandırma İsteği ve Ahiret İnancı

    İnsan akıllı, düşünen ve bilen bir varlıktır. Yaratılışından getirdiği anlama, bilme, merak etme duygusu gereği olarak kendi kendine bazı sorular sormuş ve bunların cevabını aramıştır. Bunların başında gelen ve insanı en çok düşündüren sorulardan bazıları şunlardır: “Nereden geldik, nereye gideceğiz? “Bu dünya bir gün yok olacak mıdır? “Öldükten sonra yeni bir hayat var mıdır? “Ruh ölümsüz müdür? Gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimler bu soruların cevabını veremez. Bu soruların cevabını ancak din verir. Çünkü hayatı anlamlandırma isteğinin engellenmesi durumunda insan var oluş boşluğuna düşer. Birey hiçlik ve yoklukla yüz yüze gelir. Bu durum can sıkıntısı ve var oluş kaygısı şeklinde kendini gösterir. Böyle bir insan, hayatında hedef ve gayesinden uzak olarak yaşar.
    Dinimizin temel kaynağı olan Kur’an “Bizim Allah’tan geldiğimizi ve Allah’a döneceğimizi (Bakara suresi, ayet 185) bildirerek, ahiret hayatının var olduğunu haber veriyor.
    İnsan başıboş, amaçsız yaratılmamıştır. Yüce Allah Kur’an’da: ““Allah, ölümü ve hayatı, hanginizin daha güzel davranışlarda bulunacağını imtihan etmek için yarattı” (Mülk suresi, ayet 2) buyurarak hayatın amacını açıklamaktadır. Başka bir ayette de insanın bu amacı unutmadan yaşaması gerektiğini “İnsan başı boş bırakılacağını mı sanıyor”(Kıyame 36) ayetiyle hatırlatmaktadır. Ahiret inancı insana, öldükten sonra ne olacağını bildirerek, onu belirsizlikten gelecek endişesinden kurtarır. Ruhsal yönden büyük bir rahatlama içinde olmasını sağlar. Nasıl ve niçin yaşaması gerektiğini bildirerek, hayatını anlam kazandırır.

    İnsanın Adalet Duygusunu Gerçekleştirme İsteği ve Ahiret İnancı

    İnsandaki adalet duygusu ahirete inanmayı gerekli kılar. Bilindiği dünya hayatında herkes işlediği suçun cezasını tam anlamıyla çekmemekte, birtakım haksızlıklar meydana gelmemektedir. Haksızlığa uğrayan insanlar, bu haklarının iade edilmesini isterler. Bunun dünya hayatında alamazlarsa, bunun ahirette gerçekleşmesini arzu ederler. İnsanın bu isteğini Allah ahiret hayatında gerçekleştirecektir. O, mutlak adaletiyle iyileri ödüllendirilecek, kötüleri ise cezalandıracaktır. Yüce Allah Kur’an’da: “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi amel işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar? …Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez” (Casiye 21-22) buyurmaktadır.

    Sorumluluk Duygusu ve Ahiret İnancı

    İnsan sorumlu bir varlıktır. İnsanın sorumluluğu hür bir iradeye sahip olmasının bir sonucudur. Allah insana iyiyi, kötüyü bildirmiş, (Şems 8) onu seçimlerinde serbest bırakmıştır. O, insanı belli bir şekilde davranmaya zorlamamış, ona dilediğini yapma hürriyeti vermiştir. Bundan dolayıdır ki, Kur’an’a göre insan kendi yaşayışından sorumlu tek varlıktır. “O gün kişi önceden yaptıklarına bakacaktır.” (Nebe suresi, 40)
    İnsanın belli davranışlarından sorumlu olması, bunların karşılığını göreceği bir hayatı gerekli kılmaktadır.
    Özetle: insanın sonsuzluk arzusunu gerçeklemesi, yaşamını anlamlandırması, adalet duygusunun gerçeklemesi için; Ahirete iman dini açıdan gerekli olduğu gibi aklımız açısından da gereklidir.