Molla gürani kimdir kısaca hayatı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Ceren tarafından 3 Mart 2016 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Molla gürani kimdir kısaca hayatı

    Osmanlı devletinin dördüncü şeyhülislamı ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın hocalarından.İsmi Ahmed bin Osman Gürani olup,lakabı Şerefüddin veŞihabüddin’dir.1410ıylında Suriye’nin Güran kasabasına baglı bir köyde doğdu.Doğduğu yere nisbetle Gürani denildi.1488 yılında İstanbul’da vefat etti.Kbr-i şerifi kendi yaptırdığı Aksaray-Topkapı arasındaki camii’nin önündedir.
    Molla Gürani,daha küçük yaşta iken kendi memleketinde ilk tahsilini yaptı.Bundan sonra Bağdat,Diyarbakır,Hıms ve Hayfa şehirlerine ve on yedi yaşında da Şam’a gidip,tanınmış alimlerin derslerine devam ederek ilmini arttırdı.Şam’dan Kahire’ye gitti ve o devrin en meşhur alimi İbn-i Hacer Askalani’den hadis ve fıkıhn ilmine dair esrler okudu.Bu hocasından okuduğu eserler arasında Sahih-i Buhari vefıkh ilminde meşhur eserler vardı.Molla Gürani bu minval üzere tahsilini tamaladıktan sonra:tefsir,kıraat,hadiss,vefkıh ilimlerinde değerli alim olarak yetişti.Yavaş yavaş tanınmya ve Kahire’deki medreselerde ders vermeye başladı.Memluk devleti hükümdarı ve devlet ileri gelenlerin kurdukları ilim meclislerine katılıp ,münazaralara girdi.İlmi ve fesahati,güzel konşumasıyla dikkat çekip tanındı.Hatta Kahire’de herke-se açık bir ders te verdi.Dersini dinleyen alimler,onun ilimdeki üstünlüğünü takdir ettiler.Sahih-i Buhari’yi gayet güzel bir maharetle okuttuğunu bizzat görüp şahid olan hocası ona icazet verdi.Bundan sonra hayatının bir bölümünü Kahire ve Şam taraflarında geçirip Anadolu’ya geldi.Anadoluya gelişi,hayatında başaka bir safha olmuştur.
    Molla Gürani’nin Anadolu’yagelişi löyle vuku bulmştur:O devrin meşhuür Osmanlı alimlerinden Molla Yegan hacca gittiğinde ,Kahire’ye uğradı.Orada Molla Güranı’yi tanıyıp,onun dine baglılığını ve ilimdeki yüksek dercesini görünce,Anadolu’ya getirmek istedi.Lütuf ve iltifat göstererek beraber gelmesini söyledi.O da bu teklifi kabul ederek,Molla Yegan ile birlikte geldi.Meşhur alim Molla Yegan,hacdan döndüğünde sultan ikinci Murad Han ‘ı otağına gidip,bir sohbet yaptı.Sohbet sırasında Padişah;”Gezip gördüğüm yerlerden bize ne armağan getirdin “diye sordu.Bunun üzerine Molla Yegan,”Tefsir,hadis,fıkıh ilminde iyi yetişmiş bir alim getirdim”diyerek hiçbir milletin kültür tahinde görülmeyen durumu bildirdi.”Şimdi nerededir “deyince,”Dışarıda,beklemektedir”cevabını verdi.Bunun üzerine Padişah,onu içeri getirmelerini söyledi.Molla Gürani içeri girip selam verdi.Sohbet sırasında Molla Gürani!nin konuşması ve hali,Padişahın hoşuna gitti.O hemen dedesi Murad-ı Hüdavendigar Gazi’nin eski kaplıcadıki medresesine müderris olarak tayin etti.Daha sonrada Yıldırım medresesine müderrislikle vazifelendirdi.Bir müddet bu vazifede kalan Molla Gürani,sultan ikinci Murad Han ‘ın oğlu şehzade Mehmed’ın yani Fatih’in yetiştirilmesiyle görevlendirildi.
    Fatih Sultan Mehmet Han’ın yetişmesinde,Molla Gürani’nin büyük emeği geçti.Bu bakımdan Fatih ,şehzadeliğinden beri hocasını çok sever,saygı ve hürmette kusur etmezdi.
    Babası ikinci Murad Han’dan sonra tahta geçen Fatih Sultan Mehmed Han Molla Gürani’yi vezir yapmak istedi.Molla Gürani bu teklifi kabul etmeyip,”Huzurunuzda,size devlet işlerinde çok hizmet edenler vardır.Onların ciddi çalışmalrı;vezirliğe,sadrazamlığa kavuşmak ideallreine bağlıdır.Veziriniz onlardan başkası olursa,kalpleri muğber olur ve sultanımıza zarar gelir.”dedi.Sultanbu sözü beğendi ve onu kazasker yapmak istediğini bildirince,bunu kabul etti.Ayrıca müderrislik görevini de yürüttü.Daha sonra evkaf idaresi ve kadılık vazifesi ile Bursa’yagönderildi.Bursa’da bir müddet hizmet etti.Daha sonra bazı sebeplerle Anadolu’dan ayrılıp Mısır’a gitti.
    Molla Gürani Mısıra vardıgında ,Mısır sultanı Kayıtbay’dan tam bir kabül ve pek çok ikram,hürmet gördü.Bir müddet sonra Fatih Sultan Mehmet Han,Mısır sultanı Kayıtbay’a,Molla Gürani’yi göndermesini rica etti.Kayıtbay,Fatih Sultan Mehmet Han ‘ın ricasını Molla Gürani’ye bildirerek;”Gitme,ben sana onunkinden daha çok ikram ve ihtiram edrim”dedi.Molla Gürani;”Evet inanıyorum,sizden çok fazla ikram gördüm.Ancak benimle onun arasında baba ile oğul arasındaki gibi büyük bir sevgi vardır.Aramızdaki bu hadise ise,bir başka şeydir.Bu sebepten tabii olarak ona meyledeceğimi bilir.Eğer ona gitmezsem sizin tarafınızdan gönderilmediğimi zanneder ve arnıza düşmanlık girebilir”cevabını verdi.Bu cevabı çok beğenen sultan Kayıtbay kendisine çok para ve yolda lazım olabilecek eşyaları verip,büyük hediyelerle Fatih Sultan Mehmed Han’a gönderdi.
    Molla Gürani İstanbul’a gelince.sultan ona çok hürmet gösterip,ikinci defa Bursa kadılığına ,sonra yeniden kazaskerliğe tayin etti.Müderrislik ve eser yazmakla meşgul olan zat,1480 senesinde şeyhülislamlık makamına getirildi.Fatih Sultan Mehmed Han ona;maaş,hizmetçi ve diğer yardımları yanında pek çok hediye vererek ,ikram hürmet gösterdi.sekiz sen şeyhülislamlık yaptı ve hakka,adalete uymakta tiitzlik göstererek,gayet güzel bir şekilde vazifesini yerine getirdi.

    Fatih Sultan Mehmed Han’a çok nasihat eder,işlerine yardımcı olurdu.Ona karşı duyduğu samimi sevgi vealaka sebebiyle,yeri geldikçe tenkit etmekten,uyarmaktan çekinmezdi.Hatta giydiği ve yediği şeylere dikkat etmesinde,daima dinin emirlerine uygunluk isterdi.Nasihatlerini sert sözlerle söylemekten çekinmezdi.
    Molla Gürani;heybetli,vakur,sarsılmaz bir ilim haysiyet ve ahlaka sahip idi.Uzun boylu,doru ve açık sözlü idi.Vezirleri adlarıyla çağırır,Sultanın huzuruna girince yüksek sesle selam verip müsafeha yapardı.Davet edilmedikçe ve bayram günlerinden başka saraya gitmezdi.
    Müderrislikten resmen ayrıldıktan sonra da ilim öğretmeye devam etti.Pek çok alim yetiştirdi.Günlerini ders vermek ,kitap yazmak ve hasenat yapmıştır.Vakıf olarak ;dört camii,bir darül hadis,medresesi ile bir hamam ve binalar yaptırmıştır

    Molla Gürani,vefat ettiği senenin bahar mevsiminde bir bahçe satın aldı.Kışa kadar o bahçede kaldı.Vezirler haftada bir bu bahçeye ziyaretine gelirlerdi.Kış geldiğinde iyice halsizleşti.İstanbul’daki konağına göçtü.O günlerde sabah namazını kıldıktan sonra,kendisine bir yatak hazırlanmasını istedi.Yatak hazırlandı.Kuşluk namazını kıldıktan sonra kıbleye dönerek,sağ yanı üzerine yattı.O gün ,kendisinden Kur’an’ı Kerim ve kıraat ilmini öğrenen hafızların,yanında toplanmasını istedi.Bu arzusu yerine getirildi.Yanına toplanan talebelerine ;”üstünüzde olan hakkımı ödeme zamanı bu gündür.İkindi vaktine kadar benim üzerime Kur’an’ı Kerim okumaya devam ediniz.,ikindiden fazla uzamaz”dedi.Talebleri,Kur’an’ı Kerim okumaya başladılar.Durumu öğrenen vezirlerde yanına geldi.Bunlar arsında bulunan Davut Paşa Molla Gürani hazretlerini çok sevdiği için halini görünce dayanamayıp,ağlamaya başladı.Molla Gürani,bu hali görünce “Niye ağlar durusun ey Davud!”dedi.Davud Paşa;”Sizi böyle zayıf görünce kendimi tutmadım”cevabını verdi.Bunun üzerine;”Ey Davud!Kendi haline ağla!Ben dünyada rahat ve huzur içinde yaşadım.Allahu tealadan ümid ediyorum ki,ömrümün sonunda ve son nefesimde de selamet üzere olurum.” Allahü teâlâdan ümidim odur ki, ömrümün sonunda ve son nefesimde de selâmet üzere olurum" dedi. Sonra vezire dönüp; "Benden Bâyezîd'e {ikinci Bâye-zîd Han) selâm söyleyin, namazımı bizzat kendisi kıldırsın ve borçlarımı, defnimden önce ödesin" dedi. Sonra; "Size vasiyetim olsun! Beni kabrin yanma koyunca, ayağımı tutun ve beni kabrin başına çekin, sonra kabre koyun" dedi. öğle namazını îmâ ile kıldı. Sonra; "ikindi ezanı ne zaman okunacak?" dedi. İkindi vakti gelince, müezzinin ezan okumasını bekledi. Müezzin, Allahü ekber diye ezan okumaya başlayınca, Molla Gürânî hazretleri; "Lâitâhe illallah..." diyerek vefat etti.

    Sultan ikinci Bâyezîd Han, namazında bulundu ve borçlarını ödedi. Cenaze namazı çok kalabalık olup, istanbul ahâlisi bu büyük âlimin vefatına ziyadesiyle ağladı. Cenazesi kabrin başına getirilince vasiyetine rağmen kimse ayağından tutup çekmeye cesaret edemedi. Cenazesini bir hası1 :ie kabrin yanma çektiler ve kabrt indirip defnettiler.