Münafığın alameti üçtür

Konusu 'Ayet ve Hadisler' forumundadır ve Yavuz tarafından 11 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. MÜNAFIĞIN ALAMETİ ÜÇTÜR


    Ebu Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Peygamder Efendimiz (as) buyurdular ki;

    “ Münafığın alameti üçtür. Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünü tutmaz ve kendisine bir emanet verilince, emanete ihanet eder. “ (Buhari, Müslim) Müslim’in kaydettiği rivayete göre hadise “ Her ne kadar oruç tutup, namaz kılarak kendini Müslüman sansa bile “ ifadesi de dahildir.

    Abdullah b. Amr ibnil As (ra)’dan başka bir rivayette Peygamber Efendimiz (as) buyuruyor ki;

    “ Dört sıfat var ki, bunların tümü kimde bulunursa katıksız münafıktır. Kendisinde bu sıfatlardan bir tane bulunan kimse de o sıfatı terk edinceye kadar münafıklığın bir alametini üzerinde taşımış olur. Emanete ihanet eder, yalan konuşur, sözünde durmaz ve kavga ederse adalet tanımaz haddi aşar “ ( Buhari, Müslim ) mealinde kaydedilmiştir.


    [​IMG]

    Münafıklık İslam sosyolojisinde Müslümanlar için çok tehlikeli bir virüs olup; münafığın imani ve ahlaki hastalığı olan nifak da, şiddetle kaçınılması gereken hasletlerdendir. İslam tarihi boyunca Müslümanlardan gibi görünüp arkadan hançerleyip, ya da gündemini gereksiz şeylerle meşgul ederek Müslümanları birbirine düşman gösterip büyük zararlar vermişlerdir. Ayrıca münafıklar cehennemin en alt tabakasında yanacak olup, Cenabı Allah (cc)’nün lanetine layık olmuşlardır. “ Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider, söz söyleseler sözlerini dinlersin. Sanki giydirilmiş odun gibidirler. Her çığlığı aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, sakın onlardan. Allah kahretsin onları, nasıl da döndürülüyorlar. “ Münafikun suresi : 4

    Münafık şahsiyetlere İslam’ın ilk yılları olan Mekke döneminde hiç rastlanmamıştır. Müslümanların zayıf olduğu, iman etmenin öldürülmek işkence görmek anlamına geldiği dönemlerde Müslümanlar arasında bir tek münafık yoktu. Ne zaman Müslümanlar Medine’de güçlendi, yaptırım güçleri artıysa münafıklık misyonu da ortaya çıkmış oldu. Müslümanlara karşı tavırlarını açıkça ortaya koyamayan korkaklar, Müslüman gibi gözüküp gizlice düşmanlık besleyerek islamı ortadan kaldırmaya çalışıyor, Müslümanları yok etmek istiyorlardı. Bunlar Peygamber Efendimize (as) vahiyle bildiriliyordu.

    “ Çevrenizdeki bedevi araplar dan münafıklar vardır. Medine halkından da nifakta katmerleşenler var, sen onları bilmezsin. Biz kendilerini biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz, sonra büyük bir azaba itileceklerdir. “ Tevbe suresi : 101

    Biz bu yazımızda münafıklardan daha çok, münafıklık alameti taşıyan Müslümanlardan bahsetmek istiyoruz. Allah (cc)’ın bunca lanetini hak etmiş, insanların en şerlisi olarak karşımıza çıkan münafıkların herhangi bir özelliğini taşımak Müslüman için çok aşağılayıcı bir durum olsa gerek. Sahabeler Peygamber Efendimizden (as) bir emir aldıklarında, münafıklardan olmamak için birbirleri ile yarışıyorlardı. Onca özveri ve takvalarına rağmen en ufak bir meyilden bile çok kaçınıyorlardı. Çünkü onlar biliyordu ki kalbinde azda olsa münafıklık hastalığı olan nifakı taşıyan kimse gerçek iman etmiş olmayacak ve cennete giremeyecekti.
    Müslüman fert yaşamış olduğu çevrede ahlakı ile örneklik teşkil etmelidir. Kendisine büyük karlar getirecek olsa da, yalan konuşmamalıdır. Bir hadisi şerifte Cenabı Resul (as)” insan doğru konuşa konuşa sadıklardan yazılır” demektedir. İnsanları dolandırmanın marifet sayıldığı, dürüstlüğün ahmaklık kabul edildiği günümüzde sözlerimize sadık kalmalıyız. Babana bile güvenmeyeceksin sözünün hayat tecrübesi olarak öğretildiği dünyamızda, bize külfet getirecekte olsa emanete sahip çıkmalı korumalı ve sahibine teslim etmeliyiz. Peygamber Efendimizin (as) “ ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim “ hadisi Müslümanın ahlakının ne denli önemli olduğunu bizlere anlatmaya yeter sanırım.

    İnsanlar bir araya gelmeden dünyada hiçbir şey başaramazlar. İnsanları bir arada tutan da bazı kurallar vardır. Müslümanların kurallarını islamın ahlaki temelleri oluşturur. Bütün Müslümanlar bu kurallara titizlikle riayet ederse güç oluşmuş olur. Allah (cc)’ın rahmeti ve yardımı bu tarzda bir araya gelen Müslümanların üzerindedir. Yoksa birbirine güvenemeyen, ahlaki yapının bozuk olduğu kalabalıklar güç oluşturamayacağı gibi rahmettende bir şey kazanamazlar.

    Herakliyus’un sınırlarına dayanan sahabe ordusunu izleten kral gözcüden Müslümanların hallerini soruyor. Gözcü ; onlar gece gündüz ibadet ediyorlar, az yiyip az uyuyorlar, birbirlerine çok saygılı ve hürmetkar davranıyorlar deyince, Herakliyus istişare heyetine “ eğer beni dinlerseniz bunlarla barış yaparız, yok savaşırsak şu tahtıma oturduklarını görürsünüz “ diyor. Müslümanları hafife alıp az sayıda olmasına aldanan düzenli Bizans orduları ağır yenilgiler alıyor. Müslümanlar az sayıda olmalarına rağmen Cenabı Allah (cc)’ın rızasına uygun hareket etmeye çok özen göstermelerinden dolayı O’nun rahmet ve yardımına mazhar oluyorlar. Günümüzde Müslümanların çok olmasına rağmen zilletin bizden taraf olması bu ahlaki yapının önce fertlerin kendi nefislerinde sonrada aralarında oluşturamayışından kaynaklandığı gerçeğini ortaya koyuyor.
    İsrailoğulları dinlerini yaşamaya çalışırken toplumdan kimseyi uyarmaz olmuşlardı. Toplumun ahlaksızlığı onları rahatsız etmiyor, her şey normalmiş gibi ilişkilerine devam ediyorlardı. Allah (cc)’nun azabı gelince hepsini helak etti. Halbuki Cenabı Allah (cc) Müslümanlara yüklemiş olduğu sorumlulukları vardı. Tabi ki en başta kendi nefsimizde bu sorumlulukları yerine getirecek, topluma yaşantımızla örnek olacağız. Sonrada bir kötülük gördüğümüzde onu izale etmeye çalışacağız. İnsanları tembellik göstermeden, bıkmadan üzerinde bulunduğumuz nimete davet edeceğiz. Ama biz toplumda güvenirliliğimizi kaybedersek kimseye bir davet götüremeyiz. Hz.Peygamber Efendimize (as) peygamberlik gelmezden öncede insanlar emin sıfatı ile güveniyorlardı. Yaptığımız ameller birilerinin hidayetine ya da delaletine sebep olabilir. Bu yüzden hal ve hareketlerimizi basite almamalıyız.

    Allah (cc) bizleri Salihlerin yoluna hidayet etsin. Ahlakımızı islam ahlakı ile süslesin. İnsanların hidayetine bizi vesile kılsın. Kimsenin delaletinden sorumlu tutmasın. Kalplerimizden nifakın her zerresini temizlemeyi nasip etsin.

    Yawux
     

Webokur Benzer Konular
Yüklüyor...