Müşriklerin özellikleri hakkında hadisler

Konusu 'Ayet ve Hadisler' forumundadır ve Ceren tarafından 19 Mart 2015 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Müşriklerin özellikleri hakkında hadisler

    Kur'an nasıl bu ümmetin din ve dünya hayatı konusunda eski çağların sapıklarına benzediğini belirterek böylelerini kınıyorsa Peygamberimizin de bu gerçeği vurgulayan hadisleri vardır ve sahabilerin bu ayetlerle hadisleri biribirlerine bağlı olarak yorumladıkları görülmektedir. Nitekim Ebu Hureyre'nin -Allah ondan razı olsun- rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

    "Sizler adım adım, karış karış ve dirsek dirsek daha önceki ümmetlerin yollarını izleyeceksiniz. Öyle ki, onlardan biri kertenkele deliğine girmiş olsa -mutlaka bir hikmeti vardır diyerek- siz de o deliğe gireceksiniz."

    Ebu Hureyre hadisin burasında dinleyicilerine:

    "İsterseniz, 'Sizden öncekiler gibisiniz. Onlar sizden daha güçlü, daha çok servet ve evlad sahibi idiler...' ayetini okuyunuz- dedikten sonra, hadisi nakletmeye şöyle devam etti, Sahabiler:

    "Ya Rasulallah, Pers'lerin, Rumların ve diğer kitab ehlinin yaptıklarını yapacağımızı mı söylemek istiyorsunuz?" diye sorunca Peygamber kendilerine:

    "Başka kimler olabilir ki?" diye cevap verdi.[46]

    Sahabilerden İbn-i Abbas -Allah ondan razı olsun- da bu ayetle ilgili olarak:
    "Bu gece, dün geceye ne kadar da benziyor! işte İsrailoğullarına benzedik gitti."[47] demiştir. Sahabelerinden İbn Mesud (r.a.) da bu konuda şöyle diyor:

    "Sizler, îsrailoğullarına tutum ve gidişat bakımından en çok benzeyen ümmetsiniz. Kılı kılına onların davranışlarına özeniyorsunuz. Yalnız onlar gibi altın buzağı heykeline tapıp tapmayacağınızı bilmiyorum."

    Yine sahabilerden Huzeyfe b. Yeman[48] -Allah ondan razı olsun- avm konuda şunları söylüyor; Günümüzde sizin aranızda bulunan münafıklar, Peygamberimiz zamanında yaşayan münafıklardan daha beterdir.

    Dinleyenlerin:

    "Bu neden böyledir?" şeklindeki sorusuna bu sahabi:

    "Çünkü o dönemin münafıkları münafıklıklarını saklıyorlardı. Oysa şimdiki münafıklar açıktan açığa münafıklık yapıyorlar."[49] diye cevaplandırmıştır.
    Din ve dünya konusunda müslümanlarla eski ümmetler arasında benzerlik olacağını haber vererek bu durumu kınayan ve bu duruma düşmekten sakınmaya çağıran daha pek çok hadis vardır. Mesela dünya menfaatına kapılma konusunda Amr b. Avf[50]-Allah ondan razı olsun- tarafından rivayet edilen ve Buhari ile Müslim'de yer alan şöyle bir olay anlatılmıştır:

    Peygamberimizin Ümmetin Dünya Malı Konusunda Rekabete Gireceğinden Endişe Etmesi
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir ara sahabilerden Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı -Allah ondan razı olsun- cizye toplamak üzere Bahreyn'e gönderdi. Bilindiği gibi Rasulullah, daha önce Bahreyn halkı ile barış yapmış ve Ala b. Hadremi'yi[51] bu yöreye vali tayin etmişti.

    Bir süre sonra Ebu Ubeyde,[52] bu yörenin cizyesini toplayıp Medine'ye döndü. Bu durumu haber alan sahabiler dönüşünün ertesi günü, büyük bir kalabalık halinde sabah namazına üşüştüler. Rasulullah namazı bitirip Mescid'den çıkacağı sırada kalabalık bir gurup önüne çıktı. Onları bu durumda gören Peygamberimiz gülümseyerek:

    "Öyle sanıyorum ki, Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini haber aldınız." buyurdu. Sahabiler: "Evet" deyince Rasulullah kendilerine şunları söyledi: "İstekle beklediğiniz bu ganimet bölüşümüne hem sevininiz ve hem de üzülünüz. Sebebine gelince sizin hakkınızda korktuğum şey fakirlik değildir. Tersine sizin hesabınıza korktuğum şey, tıpkı daha önceki ümmetlere oluduğu gibi, dünyanın önünüzde açılması (büyük servetler elde etmeniz) ve arkasından bu alanda birbirlerinizle o eskiler gibi rekabete girişip onlar gibi kendinizi mahvetmenizdir."[53]

    Görüldüğü gibi Peygamberimiz, ümmetinin geleceği hesabına fakirlikten değil tersine dünyanın önlerinde açılıp bu konuda birbirlerine düşmelerinden ve bunun sonucu olarak kendilerini mahvetmelerinden kaygı duymaktadırlar. İşte yukarıdaki ayetlerde haber verilen "dünyalık payla oyalanma" olayı budur.

    Yine hem Buhari'de hem de Müslim'de yer alan ve Uk-be b. Amir[54] -Allah ondan razı olsun- tarafından rivayet edilen bir hadise göre:

    "Bir gün Rasulullah, Uhud'lu bir cenazenin namazım kıldıktan sonra minbere çıkarak şu konuşmayı yaptı:

    "Ben sizin önderinızim, size örnek olayım diye gönderildim. Şu anda, vallahi, -kıyamet günü buluşma yerimiz olan- Havuz'umu görüyorum. Yeryüzü hazinelerinin -veya yeryüzünün- anahtarları bana verilmiştir.Vallahi, sizin hakkınızda korktuğum şey, Ben'den sonra Allah'a ortak koşmanız, tekrar müşrik olmanız değildir. Fakat sizin hesabınıza korktuğum şey, dünya uğrunda aranızda rekabete düşmenizdir."[55]

    Başka bir rivayete göre Rasulullah'ın sözlerinin bu kısmı:

    "... Fakat sizin hesabınıza korktuğum şey, dünya uğrunda rekabete girişip, biribirinizi öldürmeniz ve bunun sonucu olarak sizden öncekiler gibi mahvolmanız, helake sürüklenmenizdir" şeklindedir. Hadisi rivayet eden Ukbe, sözlerini "Bu, Peygamberimizi minberde son görüşüm olmuştur"[56] diye bağlamıştır. Müslim'de yer alan ve Abdullah b. Ömer[57] -Allah ondan razı olsun- tarafından rivayet edilen bir hadise göre de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir gün sahabilere dönerek:

    "Pers ve Bizans hazineleri elinize geçtiği zaman acaba nasıl bir toplum olacaksınız?" diye sordu. Dinleyiciler arasında bulunan Abdurrahman b, Avf'ın[58] -Allah ondan razı olsun-:

    "Allah bize nasıl olmamızı emretti ise öyle oluruz"[59]şeklindeki cevabı üzerine Rasulullah sözlerini şöyle bağladı:

    "O zaman aranızda rekabete girişir, sonra birbirinizi kıskanırsanız ve arkasından biribirinize küserseniz. Daha sonra başka yerlere göçüp oralarda yerleşerek bi-ribirinizi öldürmeye girişirsiniz."[60]

    Buhari ile Müslim'in, Ebu Said-ül Hudri'den[61] -Allah ondan razı olsun- rivayet ederek yer verdikleri bir hadise göre de hadisi rivayet eden Ebu Said el-Hudri şöyle bir olay anlatıyor:

    Bir gün Peygamberimiz minbere çıkıp oturdu. Biz de onun çevresinde oturduk. Arkasından bize dönerek:

    "Benden sonra sizin hesabınıza korktuğum şeylerden biri önünüzde açılacak olan dünyanın çekiciliği ve alımlılığıdır." diye buyurdu. Aramızdan biri:
    "Ya Rasulallah, kötü şeyden iyilik gelir mi?" diye sordu. Bu soru üzerine Peygamberimiz bir süre sustu.

    Allah'ın Dilediği Gibi Kullanılmayan Varlık Kıyamet Günü Sahibinin Aleyhine Şahit Olur.

    Bu yüzden arkadaşlarımızdan biri soruyu sorana:

    "Niye sen Rasulullah ile konuştuğun halde O Seninle konuşmuyor?" diye sordu. Aslında biz bu sırada Peygamber'e vahiy geldiğini anlamıştık. Nitekim bir süre sonra terleyen alnını sildiler, arkasından bize dönerek:

    "Soru sahibi nerede?" diye sordu. Böyle derken ondan hoşlandığı belli oluyurdu. Arkasından:

    "Kötü şeyden hayır çıkmaz, hayır gelmez" buyurdu ve sözlerine şöyle devam etti;

    "İlkbaharın erken güveren bir kısım otlağı bu otlaktan otlayan hayvanları ya öldürür veya ölümün eşiğine getirir. Fakat yazın olgunlaşmış çimenini otlayan hayvan böyle olmaz. Hayvan öğleye kadar böyle bir çimende otladıktan sonra işkembesine aldıklarını sindirir ve fazlalıkları dışkı ve sidik olarak dışarı atar, arkasından yine otlamaya devam eder. Varlık, müslümanın eline geçince, yani bu varlığın bir kısmını yoksullara, yetimlere ve yolda kalmışlara veren müslümanın eline geçince ne güzel bir şeydir o!"
    Nitekim Rasulullah, başka bir defasında "Haksız yere servet ele geçiren kimse yediği halde doymayan kimse gibidir. Üstelik ele geçirdiği mal Kıyamet günü aleyhinde şahid olur" buyurmuştur."[62]

    Yine Müslim'in, Ebu Said'e -Allah ondan razı olsun- dayandırarak yer verdiği bir hadise göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

    "Dünya tatlı ve alımlı renklidir. Allah sizi burada egemen kılarak nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan sakınınız, kadınlardan sakınınız. Çünkü israilo-ğullarını ilk baştan çıkaran fitne kadınlar olmuştur."[63]

    Görüldüğü gibi, müslümanlan kadınların fitnesi karşısında uyanık olmaya çağırmakta ve bu duyarlığın sebebi olarak da İsrailoğullarını ayartan ilk fitnenin kadınlar olduğunu haber vermektedir. Bu hadisin bir benzeri de Muaviye[64] -Allah ondan razı olsun- tarafından rivayet edilen aşağıdaki hadistir. Buna göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

    "İsrailoğulları, ne zaman kadınlarının saç örgülerini avuçladılarsa o zaman mahvolmuşlardır."[65]

    Yeri gelmişken hemen belirtelim ki, kitab ehlinin bayram törenleri ve diğer adetleri konusunda müslümanlar arasında meydana gelen çoğu benzerliklerin asıl aşılayıcıları kadınlar olmaktadır. [66]
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 14 Mart 2015