Mute savaşı hakkında kısa bilgi

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Ceren tarafından 4 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Mute savaşı kısaca özeti

    Bizanslılar ile Müslümanlar arasında yüzyıllar boyu sürecek olan silahlı mücadeleler Mute Savaşı ile başlamıştır. Peygamberimiz (s.a.s.) Hicretin sekizinci yılı Rebiulevvel ayında içlerinde Ka’b b. Umeyr el-Gıfari’nin bulunduğu on beş kişilik bir heyeti Belka’ya bir gecelik mesafedeki Zatu Atlah’a bölge halkını İslam’a davet için göndermişti. Ancak heyet üyeleri oka tutularak hepsi şehit edilmişler; yalnızca yaralı olarak kurtulan Ka’b Medine’ye dönebilmiştir. Bu olaya çok üzülen Hz. Peygamber (s.a.s.) onların üzerine bir ordu göndermeyi düşünmüş; ancak bölge halkının başka yere gittiklerini öğrenince bundan vazgeçmişti. Şartlar olgunlaştıktan sonra Hz. Peygamber (s.a.s.), üç bin kişilik bir ordu hazırladı ve orduyu Seniyyetü’l-Veda’ya kadar uğurladı. Müslümanlardan, bölge halkını İslam’a davet etmelerini; kabul ettikleri takdirde savaşmamalarını; aksi takdirde Allah’a sığınıp onlarla savaşmalarını istedi. Ayrıca Müslümanlara sözlerinde durmalarını, aşırı gitmemelerini; çocukları, kadınları, yaşlıları ve manastırlara çekilmiş kimseleri öldürmemelerini; hurmalıklara zarar vermemelerini, ağaçları kesmemelerini ve binaları yakmamalarını tembih ve tavsiye etti.



    İslam ordusu Maan’a kadar ilerledi ve burada karargah kurdular. O sırada Bizans İmparatoru Herakleios’un Beliy kabilesinden Malik b. Zafile kumandası altında Behra, Vail, Bekir, Lahm ve Cüzam gibi Arap kabilelerinden oluşan yüz bin (bazı kaynaklarda yüz bini Rumlardan ve yüz bini de adı geçen Hristiyan Arap kabilelerinden olmak üzere toplam iki yüz bin) kişilik bir ordunun başında Maab’a geldiğini öğrendiler. Müslümanlar Maan’da iki gün kalarak ne yapmaları gerektiğini görüştüler. Sonunda savaşa karar verildi. Maan’dan ayrılan İslam ordusu, savaşın cereyan edeceği Mute’ye giderek savaş düzenine geçti. Savaşta Zeyd b. Harise’nin şehit düşmesi üzerine sancağı Cafer b. Ebu Talib aldı. O da kahramanca çarpıştıktan sonra şehit olunca sancağa Abdullah b. Revaha sahip çıktı. O da şehit düşünce Müslümanlar sancağın Halid b. Velid’e verilmesini kararlaştırdılar. Halid sancağı alır almaz düşman üzerine saldırmaya karar verdi. Bu sırada akşam olmasına rağmen onun bu hareketi tesirini gösterdi. İslam ordusunun sağ kanat komutanı Kutbe b. Katade, Hristiyan Arapların komutanı Malik b. Zafileyi öldürdü. Müslümanlar Halid b. Velid’in etrafında toplanarak pekçok düşman askerini öldürdüler. Geceleyin savaşa ara verildi. Düşman ordusunun sayıca üstün oluşunu göz önüne alan Halid b. Velid değişik bir taktik uygulamaya karar verdi. Ordunun sağ kolundaki askerleri sola, solundakileri sağa, öndekileri arkaya ve arkadakileri öne alarak, düşmanın, Müslümanların geceleyin yardım aldıklarını sanmalarını planladı. Esasında onun asıl hedefi, düşmanın maneviyatını sarstıktan ve şiddetli bir hücum ile onları yıldırdıktan sonra, İslam ordusunu yok olmaktan kurtarıp emniyet içerisinde geri çekmekti. Düşman askerleri ertesi sabah karşılarında değişik askerleri görünce şaşırdılar ve maneviyatları sarsıldı. İslam ordusu ani bir hücumdan sonra geri çekildi. Halid’in planı hedefine ulaştı. Düşman askerleri Müslümanları takip etmeye cesaret edemediler. Halid’in kendilerini çöle çekip orada savaşmak istemesinden endişe ettiler. Sonunda iki ordu birbirinden ayrıldı. İslam ordusu Medine’ye döndü. Peygamberimiz (s.a.s.) ve Medine’de bulunan Müslümanlar, hatta çocuklar, onları Cürf mevkiinde karşıladılar (8/624).