Nasreddin Hoca Fıkraları Kısa Nasreddin Hoca Fıkrası

Konusu 'Web Cafe' forumundadır ve webkolik tarafından 31 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    Nasreddin Hoca Fıkraları Kısa Nasreddin Hoca Fıkrası


    bir gün Hoca Nasreddin ölüm döşeğinde. Karısını çağırır ve der ki
    - Hanım güzel elbise giyin, iyice kokular sürün, tak takıştır ve yanıma gel otur. Bunun üzerine hanımı da

    -hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?

    Süslen Süslen Azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür demiş


    Nasrettin hoca ve eşyaları..

    Nasreddin Hoca sürekli ikilemeli konusan bir arabaciya bir gün der ki:
    “Efendi, benim esyalar tasinacak, gel de tasi” Arabaci,
    “Neler var” diye sorar. Hoca,
    “Dolap molap, yatak matak, sandalye mandalye” der. Arabaci,
    “50 Akceni alirim Hoca” der. Hoca,
    “Olur” der. Arabaci esyalari tasir, Hoca adama 25 Akce verir. Adam,
    “Hoca, bu paranin yarisi” der. Hoca,
    “Iyi ya iste, sen de esyalarin yarisini tasidin, dolapi götürdün, molap kaldi, yatagi götürdün, matak kaldi”der.

    Nasrettin Hoca Balık Fıkrası

    Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer.Bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler isterler.Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir.Bunun üzerine Hoca:
    -Ben balığın sadece başını yiyeceğim der.Hancı bunun nedenini sorar.Hoca da:
    -Balık başı zekayı artırır.Balık başı yiyen insan akıllı olur der.Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca’ya :
    -Balık başını niye sen yiyeceksin? Ben yemek istiyorum der.Hocada itiraz etmez.Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur.Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca’ya seslenir:
    -Sen koca gövdeyi yedin karnını doyurdun.Ben sadece kafayı yedim aç kaldım der.Hoca da bunun üzerine şöyleder:
    -Bak nasıl akıllandın!

    Sen düştün..

    Nasreddin Hocanın bir gün karısı ölmüş.Bir ay sonra kocası ölmüş dul bir kadınla evlenmiş.Evlendiği kadın Hoca ya sürekli eski kocasını anlatıyormuş.Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyordu.”İşte benim kocam şöyle yapardı, böyle yapardı” diye.Hoca sinirlenmiş ve kadına bir tekme atmış kadın yere düşmüş.Kadın sormuş:
    -Aman hoca niye attın beni yataktan? Hocanında cevabı hazır:
    -Eeee yatakta bi sen yatıyosun bi ben bide eski kocan.Üçümüz sığamadık sende düştün.

    Secdeye varırsa?..

    Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya’da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış :
    -Evin tahtaları ses veriyor!
    Adam ukala ya :
    -Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!
    Hoca laf altında kalır mı :
    -Ya aşka gelip secdeye varırsa?

    Cennette yer kalmadi..


    Bir gün padişah vezirlerine.
    gidin bana hoca yı çağırın demiş..
    nasrettin hoca gelmiş.
    Padişah: Hoca ben cennetemi yoksa cehenneme mi gitcem demiş.
    Hoca: Cehenneme
    Padişah: Neden demiş
    Hoca: Boş yere öldürdüğünüz insanların hepsi cennete gitti cennette yer kalmadı..

    Nezleyimde…

    Timurlenk, Akşehir’de karargah kurulunca şehir halkı adına Nasrettin Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuş :
    - Karargahımı nasıl buldunuz?
    Beylerden biri cevap vermiş :
    - Çok güzel ama fena bir koku var!
    Timur fena halde kızmış, yanındakilere ” Alın şu adamı, boynunu vurun” demiş ve öteki beye dönmüş :
    - Koku var mı?
    Adam korkusundan :
    - Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış :
    - Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şununda boynunu vurun!
    Sonra aynı soruyu Hoca’ya sormuş. Hoca bakmış pabuç pahalı yapıştırmış cevabını :
    - Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum koku almıyor.

    Nasrettin Hoca..

    Nasrettin hoca Istanbul’a gidiyormuş.Istanbula’a vardıktan sonra eşeğini kaybetmiş,otele gitmiş.
    Odasına girmiş.Eşeğini düşünüyormuş.Yatak taş gibiymiş.Yatağın altına girmiş,bu sırada yeni evli bir çift gelmiş ve yatağa yatmışlar.
    Adam:
    “Hayatım senin gözlerine bakınca bütün Istanbul’u görüyorum” demiş.
    Nasrettin Hocada:
    “Benim eşeği görüyon mu benim eşeği?” demiş

    Elimi al..


    Mahallenin bencil kasabı, göle düşmüş. Başlamış çırpınmaya. Hemen koşup köylüler:
    -”Elini ver, elini ver” diye bağırmışlar. Ama adam elini uzatmamış. Tam göz göre göre boğuluyormuş ki Hoca seslenmiş:
    - Yahu! o vermeyi bilmez.”Elimi al ” diye bağırsanıza.

    Kavuk..

    Bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmiş.Mektup arapçaymış.Mektupu ters çevirmiş düz çevirmiş okuyamamış.Yoldan geçen birine sormuş:
    -Yahu şu mektubu okusana bana demiş.Adamda okuyamamış.3 kişiye daha sormuş onlarda okuyamamış.Sonuncu kişi Hocaya şöyle demiş:
    -Yaşından başından utan.Çok bilirim diye kavukla gezersin,sonrada bir mektup bile okuyamazsın yuh sana! Hocada sinirlenmiş:
    -Çok biliyosan al bu kavuğu tak kafana hoca ol sen oku bakalım! demiş.

    Tam iki arşın..


    Hoca bir gün Timur’un huzurundaymış. Aralarında tam iki arşın uzaklık varmış. Timur sormuş birden :
    - Söyle bakalım Hoca, eşekle senin aranda ne fark var?
    Hoca lafı yapıştırmış :
    - Tam iki arşın efendimiz..

    Kimin içi yanıyor?

    Bir bayram günü nasreddin hoca komşusuna ziyarete gidince komşusu her misafire olduğu gibi hocaya da bal ikram ediyor. bir tepsi içinde gelen koca bir petek baldan her gelen misafir bir iki kaşık alır çekilirmiş. komşusu bakar ki hoca kaşığı daldırdıkça daldırıyor. peteğin yarısına gelmiş daha duracağa da benzemiyor. dayanamayıp:
    - ‘Aman hoca fazla yeme yoksa için yanar.’ deyince hoca cevabı yapıştırır:
    - ‘Kimin içinin yandığını allah bilir.’

    Ben olsaydım..

    Akşam geç saatte eve gelen Hoca pencerede bir karaltı görür.Hanımına sus işareti yaparak tüfeğini doğrulttuğu gibi ateşler.Eve girerler, bir de bakarlar ki ateş ettikleri Hocanın cüppesi.Hoca şöyle der:
    -Hanım ucuz kurtulduk.Ya içinde ben olsaydım!

    Yas tutuyorlar..


    Hocanın tavuğu ölmüş. civcivlerin de başı boş kalmış. hoca kaybolmalarından korkmuş. boyunlarına siyah bezler bağlamış. sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış. meraklı bir komşusu sormuş: -hoca o civcivlerin boynundaki de nedir? komşusunun merakına içerleyen hoca, cevabı yapıştırmış:- anneleri öldü de yas tutuyorlar.

    Düşünen hindi..


    Küçük bir papağanın onbeş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış bağırmaya :
    - Satılık hindii…. Satılık hindii…. Yirmi altına satılık hindi !
    Şaşırmış pazardakiler.
    - Yahu hocam demişler webokur.net bir hindinin yirmi altın ettiği nerde görülmüş.
    - Ne olmuş diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu onbeş altına sattılar.
    - Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o.
    - Olsun demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür !

    Halep oradaysa arşın burada !


    Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş :
    - İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Evet ben Halep’te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!.. Nasreddin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp :
    - Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın. Haydi atla da görelim. Adam hık mık etmiş.
    - Ama demiş ben Halep’te atladım. Hoca kızmış :
    - Canım demiş, Halep oradaysa arşın burada.

    Cenazenin neresinden..

    Yine bir gün komşudan biri vefat etmişti.Herkes işi bırakıp cenazeye gitmişti.
    O sırada bir adam Nasreddin Hoca’ya yaklaşarak; “Hocam size sorum olacak” der ve şöyle devam eder:
    -Acımız fazla büyük elbette sabretmeli, cenaze gotürürken neresinde gitmeli? Hoca:
    -Elbette sonu budur her kulun, tabutta bulunma da nerde isterse orda bulun!
     
    Son düzenleme: 31 Temmuz 2013